Sigorta Sektöründe CEO Görünümü 2023: Güven Azalırken Yapay Zeka ve Siber Güvenlik Odak Noktası Oluyor
KPMG tarafından dünya genelindeki sigorta şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle yapılan kapsamlı bir araştırmanın ürünü olan “Sigorta Sektörü CEO Görünümü – 2023” raporu yayımlandı. Bu önemli rapor, sektörün mevcut durumunu, karşılaşılan riskleri ve geleceğe yönelik fırsatları detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. Rapora göre, sigorta sektörünün gelecekteki büyümesine duyulan güven bir önceki döneme kıyasla azalmış durumda. CEO’ların yüzde 75’i sektörün büyüyeceğine inanırken, bu oran bir önceki ankette yüzde 90 seviyelerindeydi. Sektördeki yöneticiler için büyümeyi tehdit eden en önemli üç risk ise sırasıyla siyasi belirsizlik, çığır açıcı yeni teknolojiler ve faiz oranları olarak belirlendi.
Küresel ekonomideki dalgalanmaların ve jeopolitik gerilimlerin etkisiyle, sigorta sektörü karmaşık bir dönemden geçiyor. KPMG’nin bu raporu, sigorta şirketlerinin ekonomik zorlukları aşarken aynı zamanda operasyonel dönüşümü güvenle yönetmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyor. Raporun hazırlanması sürecinde, KPMG küresel çapta 128 sigorta sektörü CEO’suna ulaşarak, önümüzdeki üç yıl içinde sektörün ve ekonomik manzaranın nasıl şekilleneceğine dair görüşlerini ve stratejik perspektiflerini derledi. Bu, sektör liderlerinin mevcut durumu nasıl algıladıklarını ve geleceğe dair hangi beklentilere sahip olduklarını anlamak adına kritik bir referans noktası sunuyor.
KPMG Türkiye Sigortacılık Sektör Lideri Ali Tuğrul Uzun, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, içinde bulunduğumuz dönemin jeopolitik gerilimler, yüksek enflasyon ve artan maliyetlerle karakterize olduğunu vurguladı. Uzun, “Sigorta sektöründeki CEO’lar, bu zorlu ve aynı zamanda fırsatlarla dolu ortamda stratejilerini sürekli gözden geçirmek durumunda kalıyor. CEO’ların belirttiği gibi, devam eden bölgesel gerilimlerden kaynaklanan siyasi belirsizlik, önümüzdeki üç yıl içinde kurumsal büyümeye yönelik en büyük tehdit olarak öne çıkarken, bunu çığır açan yeni teknolojiler ve faizler takip ediyor. Bu tespit, operasyonel riskler ve teknoloji riskinin listenin başında yer aldığı 2022 yılından bu yana önemli bir değişime işaret ediyor. Son bir yıl içinde dünya çok daha belirsiz bir yer haline geldi. Enflasyon ve faiz oranları önemli ölçüde yükseldi. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, sigorta CEO’larının büyük çoğunluğu önümüzdeki yıllarda büyümeden emin olsa da, bu güven oranının 2022’ye kıyasla azaldığını görmekteyiz” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, sektörün risk algısındaki evrimi ve küresel dinamiklerin sektöre doğrudan etkilerini net bir şekilde ortaya koyuyor.
CEO’ların Büyüme Güveni Azalırken, Küresel Ekonomiye İyimserlik Yükseliyor
KPMG’nin “Sigorta Sektörü CEO Görünümü – 2023” raporunun en dikkat çekici bulgularından biri, sigorta sektörü CEO’larının sektörün gelecekteki büyümesine dair duydukları güvenin göreceli olarak azalması oldu. Rapora göre, CEO’ların dörtte üçü (yüzde 75) sektörün büyüyeceğine inanmaya devam etse de, bu oran bir önceki ankette yüzde 90 gibi yüksek bir seviyedeydi. Bu düşüş, jeopolitik gerilimler, enflasyon baskıları ve makroekonomik belirsizlikler gibi faktörlerin sigorta liderlerinin stratejik planlamalarını nasıl etkilediğini gösteriyor. Sektör liderleri, küresel çaptaki bu dalgalanmaların sigorta talebi, prim gelirleri ve yatırım getirileri üzerindeki potansiyel etkilerini dikkatle izliyor.
Ancak, bu düşüşe rağmen, CEO’ların küresel ekonomiye ilişkin genel iyimserliği hafifçe yükseldi. Bir önceki yıldaki yüzde 72’lik orandan yüzde 74’e çıkan bu artış, sigorta sektöründeki belirsizliklere rağmen dünya ekonomisinin toparlanma potansiyeline dair bir umudu yansıtıyor olabilir. Bu, sigorta liderlerinin kendi sektörlerinin özgün zorluklarına odaklanırken, küresel ekonominin daha geniş resmine dair farklı bir bakış açısına sahip olduklarını gösteriyor. Bununla birlikte, CEO’ların önemli bir kısmı, yüzde 76’sı, yükselen faiz oranlarının ve sıkılaşan ekonomik para politikalarının potansiyel bir resesyonu uzatabileceğine inanıyor. Bu inanç, faiz oranlarındaki artışın hem sigorta şirketlerinin yatırım portföyleri hem de müşterilerin sigorta ürünlerine erişim ve talep kapasiteleri üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurduklarını gösteriyor.
Büyümenin Önündeki En Büyük Riskler: Siber Suç ve Hayat Pahalılığı Başrolde
Rapor, sigorta sektöründe büyümeye yönelik mevcut ve stratejik riskleri de detaylı bir şekilde analiz ediyor. Kısa vadeli acil endişeler açısından, CEO’ların yüzde 82’si siber suçu en önemli tehdit olarak belirtiyor. Bu, dijitalleşmenin hızlanmasıyla birlikte siber saldırıların sıklığının ve karmaşıklığının artması, sigorta şirketlerinin operasyonel bütünlüğünü ve müşteri verilerinin güvenliğini tehdit etmesiyle yakından ilgili. Siber saldırılar sadece finansal kayıplara yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda şirketlerin itibarını da zedeleyebiliyor, bu da sigorta şirketleri için hem bir risk hem de sigortalanabilir bir alan olarak sürekli gündemde kalmasına neden oluyor.
Siber suçu yakından takip eden bir diğer acil endişe ise hayat pahalılığı olarak öne çıkıyor. CEO’ların yüzde 79’u, artan yaşam maliyetlerinin müşterilerin sigorta ürünleri satın alma kabiliyetini veya iştahını kısıtlayabileceğine inanıyor. Enflasyonun yükselmesi ve genel alım gücünün düşmesi, özellikle isteğe bağlı sigorta ürünleri için talebi azaltabilir. Bu durum, sigorta şirketlerini ürünlerini daha erişilebilir hale getirme, maliyet etkin çözümler sunma ve müşterilerin değişen ihtiyaçlarına göre stratejilerini adapte etme konusunda baskı altına alıyor.
Daha geniş bir stratejik perspektiften bakıldığında ise, siyasi belirsizlik ve çığır açıcı yeni teknolojiler, sigorta sektöründe büyümenin önündeki en önemli iki uzun vadeli tehdit olarak sıralanıyor. Siyasi belirsizlik, uluslararası ilişkilerdeki gerilimler, ticari anlaşmazlıklar ve iç siyasi istikrarsızlık gibi faktörlerle piyasalarda öngörülemezlik yaratıyor. Bu da yatırım kararlarını, sermaye akışlarını ve risk değerlendirmelerini karmaşık hale getiriyor. Çığır açıcı yeni teknolojiler ise geleneksel sigorta iş modellerini temelden sarsma potansiyeli taşıyor. Yapay zeka, blok zinciri ve Nesnelerin İnterneti (IoT) gibi teknolojiler, bir yandan yeni riskler yaratırken (örneğin, otonom araçlar veya dijital varlıkların sigortalanması), diğer yandan da sigorta şirketlerinin operasyonel süreçlerini ve ürün geliştirme yaklaşımlarını yeniden tanımlama ihtiyacını doğuruyor. Sektörde önümüzdeki 3 yılda büyümeye yönelik risk sıralaması, bu temel endişeleri yansıtır bir şekilde şekillenmiştir.
Yapay Zeka: Sigortacılık CEO’larının En Önemli Yatırım Fırsatı
Sigortacılık sektörü liderleri, mevcut ekonomik ve jeopolitik koşullar altında büyüme stratejilerini aktif olarak uyarlıyor. CEO’ların üçte ikisi (yüzde 65) zaten bu uyarlamaları yaptıklarını belirtirken, geri kalan üçte biri (yüzde 35) de bunu yapmayı planladıklarını ifade ediyor. Bu dinamik yaklaşım, sektörün hızla değişen dünyaya adaptasyon yeteneğini gösteriyor. İlginç bir şekilde, daha fazla CEO, yeni teknolojilere sermaye yatırımlarını artırdıklarını belirtiyor (yüzde 60, 2022’ye göre yüzde 6 puanlık bir artış). Buna karşılık, iş gücünün beceri ve yeteneklerini geliştirmeye yapılan yatırımların azaldığı gözlemleniyor (yüzde 40, bir önceki ankette yüzde 46).
Teknolojinin sigorta sektörü için artan önemi, CEO’ların operasyonel önceliklerine de yansıyor. Şirketlerini modernize etme, verimliliği artırma, süreçleri kolaylaştırma ve daha müşteri odaklı bir yaklaşım benimseme çalışmalarının merkezine teknoloji ve dijitalleşmeyi yerleştiriyorlar. Daha fazla bağlanabilirlik ve otomasyona yönelik çalışmaların yanı sıra, üretken yapay zeka (generative AI) yoğun ilgi gören bir alan haline geldi. Yapay zekâyı entegre eden bir dizi platformun ön plana çıkmasıyla birlikte, sigortacılık CEO’larının neredeyse dörtte üçü (yüzde 73), mevcut ekonomik belirsizliklere rağmen üretken yapay zekânın şirketleri için en önemli yatırım fırsatı olduğunu söylüyor. Bu oran, yapay zekânın sigorta şirketlerinin gelecekteki rekabet gücü ve büyüme potansiyeli açısından ne kadar merkezi bir rol oynadığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Üretken yapay zeka, yeni ürünler geliştirmeden hasar süreçlerini otomatikleştirmeye, müşteri hizmetlerini kişiselleştirmeden risk analizi yeteneklerini derinleştirmeye kadar geniş bir yelpazede transformatif etkiler yaratma potansiyeline sahip.
Yapay Zekânın Önündeki Engeller: Etik Zorluklar ve Düzenleme Eksikliği
Yapay zeka (YZ) teknolojilerinin sigorta sektörü için muazzam fırsatlar sunduğu konusunda fikir birliği olsa da, bu teknolojilerin başarılı bir şekilde geniş ölçekte uygulanabilmesi önünde aşılması gereken ciddi engeller bulunuyor. Araştırmaya göre, CEO’lar tarafından işaret edilen en büyük endişe etik zorluklar olarak öne çıkıyor; katılımcıların yüzde 52’si bu zorlukları “oldukça zorlayıcı” olarak değerlendiriyor. YZ algoritmalarının veri gizliliği, önyargı, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi konulardaki potansiyel riskleri, etik kaygıların temelini oluşturuyor. Sigorta şirketleri, YZ’yi kullanırken adil ve ayrımcı olmayan kararlar almayı, kişisel verilerin korunmasını ve algoritmaların işleyişinin anlaşılır olmasını sağlamak zorundadır.
Etik zorluklarla yakından ilişkili olarak, YZ alanındaki düzenleme eksiklikleri de CEO’lar için önemli bir engel teşkil ediyor. Katılımcıların aynı şekilde yüzde 52’si, net yasal çerçevelerin ve rehberliklerin olmamasını büyük bir bariyer olarak görüyor. Düzenleyici boşluklar, şirketlerin YZ teknolojilerini tam potansiyeliyle benimsemesini zorlaştırıyor, çünkü gelecekteki yasalara uyum sağlama konusunda belirsizlikler yaratıyor. Güvenlik ve uyumluluk, çalışanlar arasında YZ teknolojilerinin benimsenmesi, gerekli teknik beceri ve uygulama yeteneklerinin eksikliği, ayrıca YZ projelerinin zaman ve maliyet gereksinimleri gibi diğer hususlar da engeller arasında yer alıyor. Ancak, bu son sayılan engellerin, etik ve düzenleme eksikliklerine kıyasla daha yönetilebilir olduğu düşünülüyor. Bu durum, sektörün YZ devriminden tam anlamıyla faydalanabilmesi için acilen etik standartların belirlenmesine ve kapsamlı düzenlemelerin oluşturulmasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Siber Suçlar CEO’ların Endişe Listesinin Başında Yer Alıyor
Sigorta CEO’ları, üretken yapay zekânın (GenAI) siber güvenlik riskleri üzerindeki potansiyel etkilerinin fazlasıyla farkında. CEO’ların yüzde 85’i, GenAI’nin siber saldırıların tespit edilmesine yardımcı olabileceği gibi, aynı zamanda siber suçlular için yeni ve daha sofistike saldırı stratejileri geliştirmesine olanak sağlayabileceği konusunda hemfikir. Bu durumu “iki ucu keskin bir kılıç” olarak tanımlıyorlar. Gerçekten de, üretken yapay zeka halihazırda yeni saldırı içerikleri, kötü amaçlı yazılımlar ve kimlik avı materyalleri oluşturmak için kullanılıyor. Bu tür araçlar, siber saldırıları daha ikna edici ve tespit edilmesi daha zor hale getirerek, savunma mekanizmalarını sürekli olarak sınamaktadır. Özellikle derin sahtekarlık (deepfake) teknolojileri, kimlik avı saldırılarında ve dolandırıcılık faaliyetlerinde yeni bir boyut kazandırarak sigorta şirketleri için ciddi tehditler oluşturuyor.
Bu nedenle, sigorta şirketleri siber savunmalarını güçlendirmek için önemli ölçüde zaman, kaynak ve enerji harcamaya devam ediyor. Siber güvenlik stratejilerini sürekli olarak gözden geçirme, en yeni tehdit istihbaratını kullanma ve çalışanlarını siber tehditlere karşı eğitme, sektör için vazgeçilmez hale geldi. Anketin sonuçları, siber suç ve siber güvenliğin 2023 yılında CEO’ların en büyük endişeleri listesinin başında yer aldığını bir kez daha teyit ediyor. Bu, siber risklerin finansal kayıpların ötesinde, müşteri güveni, itibar ve operasyonel süreklilik üzerinde de ciddi etkileri olduğu gerçeğini yansıtıyor. Sigorta şirketlerinin, bu sürekli evrilen tehdit ortamında dirençli kalabilmek için proaktif ve yenilikçi güvenlik çözümlerine yatırım yapmaları gerekiyor.
ESG: Kurumsal Stratejilerin Vazgeçilmez Bir Parçası
Çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) gündemi, sigorta sektörü CEO’ları tarafından kurumsal stratejilerinin giderek daha vazgeçilmez bir parçası olarak kabul görüyor. Bu durum, küresel düzeyde artan iklim değişikliği endişeleri, sosyal adalet beklentileri ve şeffaf yönetişim talepleriyle paralel bir gelişme gösteriyor. Sigorta CEO’larının yaklaşık dörtte üçü (yüzde 72), ESG’nin değer yaratmanın etkili bir aracı olarak iş süreçlerine tamamen entegre edildiğini belirtiyor. Bu entegrasyon, yalnızca düzenleyici gereklilikleri yerine getirmenin ötesinde, şirketin itibarını artırma, yatırımcı çekme, risk yönetimini iyileştirme ve uzun vadeli sürdürülebilirliği sağlama potansiyelini ifade ediyor.
Artan yasal gerekliliklere ve karmaşık raporlama standartlarına rağmen, sigorta liderlerinin yüzde 75’i, yeni ESG raporlama standartlarını karşılayabilecek yetenek ve kapasiteye sahip olduklarına inanıyor. Bu güven, şirketlerin ESG performanslarını ölçme, izleme ve şeffaf bir şekilde raporlama konusundaki kararlılıklarını gösteriyor. ESG’nin sigorta şirketleri için önemi, sadece kendi operasyonlarını değil, aynı zamanda sigortaladıkları riskleri ve yatırım portföylerini de etkilemesinden kaynaklanıyor. Örneğin, iklim değişikliğine duyarlı sektörlerdeki risklerin doğru fiyatlandırılması ve sürdürülebilir yatırımlara yönelme, sigorta şirketlerinin finansal sağlamlığı açısından kritik hale geliyor.
ESG stratejilerinin kilit bir yönünü oluşturan kapsayıcılık, çeşitlilik ve eşitlik (IDE) konusunda ise CEO’lar önemli bir sorumluluk bilinci sergiliyor. Katılımcı CEO’ların yüzde 79’u, şirketlerinde daha fazla sosyal hareketliliği teşvik etme sorumlulukları olduğunu kabul ediyor. Bu, işyerinde farklı geçmişlerden gelen bireyler için eşit fırsatlar yaratmanın, kariyer basamaklarında ilerlemelerine olanak sağlamanın ve organizasyon içinde kapsayıcı bir kültür inşa etmenin önemini vurguluyor. Ayrıca, CEO’ların yüzde 75’i, C-düzeyinde (üst yönetim) daha fazla cinsiyet eşitliği sağlamanın kurumlarının büyüme hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacağına inanıyor. Bu inanç, çeşitliliğin ve eşitliğin sadece ahlaki bir zorunluluk değil, aynı zamanda daha iyi karar alma süreçleri, artan inovasyon ve gelişmiş finansal performans gibi somut iş faydaları sağladığına dair giderek artan kanıtlarla destekleniyor. Sigorta sektörü, bu alanlarda ilerleme kaydederek hem toplumsal beklentilere yanıt veriyor hem de kendi geleceklerini daha sağlam bir temele oturtuyor.
KPMG’nin “Sigorta Sektörü CEO Görünümü – 2023” raporu, sigorta sektörünün mevcut zorluklarla yüzleşirken aynı zamanda geleceğin fırsatlarını nasıl değerlendirdiğine dair kapsamlı bir bakış sunuyor. Güven oranlarındaki düşüşe rağmen, sektör liderleri dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanındaki yatırımlarla geleceğe hazırlanıyor. Yapay zeka ve ESG stratejileri, bu dönüşümün temel direkleri olarak öne çıkarken, siber güvenlik tehditleri ve makroekonomik belirsizlikler dikkatle yönetilmesi gereken riskler olmaya devam ediyor. Sigorta sektörü, bu dinamik ortamda başarılı olmak için çeviklik, inovasyon ve stratejik öngörüye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor.