Sanayi Odası’ndan Çalışma Hayatına Kapsamlı Bakış: Nitelikli İşgücü, İş Sağlığı ve Güvenliği ile Kıdem Tazminatı Masaya Yatırıldı
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin 2024 yılı Nisan ayı olağan toplantısı, Türk çalışma hayatının geleceğine ışık tutan önemli gündem maddeleriyle gerçekleştirildi. “Çalışma Hayatına Vizyoner Bir Anlayışla Bakarken; Sanayicilerimizin Beklentileri ve Çözüm Önerileri” ana başlığı altında toplanan mecliste, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan ve İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, nitelikli insan kaynağının öneminden iş sağlığı ve güvenliğine, kıdem tazminatı reformundan yabancı işgücü politikalarına kadar birçok kritik konuyu ele aldı. Toplantı, sanayi sektörünün geleceği ve istihdam politikalarının yeniden şekillendirilmesi adına atılması gereken adımların altını çizdi.
Nitelikli İşgücü ve Eğitime Yatırımın Stratejik Önemi
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, çağımızın rekabetçi küresel ekonomisinde, teknoloji ve yüksek katma değerli üretimde bilginin ve becerilerin üretime yansıtılmasını sağlayabilen nitelikli insan kaynağının en temel faktör olduğunu vurguladı. Bahçıvan, “Çağımızda bu hedeflere ulaşmak ancak nitelikli insana yatırım yapmakla mümkün. Bu doğrultuda, üniversite ve meslek lisesi eğitimlerinin nitelikli insan, nitelikli işgücü ihtiyacına cevap verebilmesi büyük önem taşıyor” ifadeleriyle, eğitim sisteminin iş dünyasının beklentilerine paralel olarak geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Sanayinin geleceği için sürdürülebilir rekabet gücünün anahtarının yüksek verimlilik artışları olduğunu belirten Bahçıvan, bu artışların kalıcı hale getirilmesi için sadece istihdam veya sermaye stokunu nicel olarak artırmaya dayalı bir büyüme modelinin yetersiz kaldığını dile getirdi. Ona göre, sermaye artışının teknolojiyle buluşturulması, eğitim ve beceri düzeyini geliştirerek çalışanların niteliğinin artırılması bir zorunluluktur. Erken emekliliğin bir beklenti haline geldiği bir toplum yapısıyla gelişmiş ülke olmanın mümkün olmadığını, gelişmiş ülkelerin kalkınma hikayelerinin bu gerçeği net bir şekilde ortaya koyduğunu ekledi.
Bahçıvan, Türkiye’nin orta vadeli, tutarlı ve sürdürülebilir bir istihdam politikasına acilen ihtiyacı olduğunu, bu ihtiyacın insan kaynağının etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi için YÖK’ün de dahil olacağı bir eğitim planlamasıyla geleceğimiz adına eğitimin her kademesinde ele alınması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda, gün geçtikçe daha ciddi bir sorun haline gelen beyin göçünün tersine çevrilmesi gerektiğinin altını çizdi. Eğitim sisteminin müfredat güncellemelerinden eğitmen yetiştirme politikasına kadar kapsamlı bir reformdan geçirilerek gençlerin eğitimden beklentilerinin yükseltilmesi gerektiğini savundu.
Sürdürülebilir İstihdam Politikaları ve Geleceğin İşgücü
Erdal Bahçıvan, Türkiye’nin uzun vadeli bir bakış açısıyla önümüzdeki 25-30 yılın iş gücü planlamasını yapması ve envanterini oluşturması gerektiğini belirtti. Bu çalışmaların yapılırken yeni neslin hayattan ve çalışma hayatından beklentilerinin göz önünde bulundurulmasının kritik önem taşıdığını ifade etti. Ayrıca, yabancı işgücünün de Türkiye’nin sanayisine nitelik, akıl ve değer katacak şekilde bu planlama sürecine dahil edilmesi gerektiğini dile getirdi. İşletmelerin hedeflerini yakalayabilmesindeki en kilit noktanın çalışanlar olduğunu vurgulayan Bahçıvan, çalışanların mutlu, huzurlu ve aidiyet hissettikleri ortamlarda hedeflerini gerçekleştirebileceklerinin altını çizdi.
Geleneksel iş yöntemleri ve insan kaynakları anlayışının, dijital dönüşümle yeniden şekillenen iş dünyasının ihtiyaçlarına artık cevap veremediğine dikkat çeken İSO Başkanı, “Bu yüzden geleceğe yönelik iş tasarımlarını ve çalışan deneyimine öncelik veren yeni nesil çözümleri benimsemek, sürdürülebilir başarıya ulaşmak isteyen işletmeler için olmazsa olmaz” ifadelerini kullanarak, esnek ve yenilikçi İK yaklaşımlarının gerekliliğini vurguladı.
İstihdamın sanayiden uzaklaşmaya başladığına dair endişelerini de dile getiren Bahçıvan, 2023 TÜİK verilerine göre istihdam edilenlerin sadece yüzde 21,2’sinin sanayi sektöründe çalıştığını ve bu oranın neredeyse son 20 yıldır aynı dengede durduğunu belirtti. Ülkenin kalkınması ve refah toplumuna ulaşabilmesinin yolunun üretim ekonomisinden geçtiğini vurgulayarak, sanayi sektöründe çalışmanın daha cazip hale getirilmesi gerektiğini savundu. Bunun için istihdam maliyetlerinin rekabetçi seviyelere çekilmesi, esnek çalışma modellerinin önünün açılarak işgücü piyasasının esnekliğinin güvenceli bir şekilde sağlanması ve yüksek katma değerli üretimi gerçekleştirecek sanayi işçiliğini cazip kılacak muhtelif önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.
Pandemiyle birlikte esnek, kısmi ve uzaktan çalışma modellerinin iş hayatına yoğun bir şekilde girdiğini ve özellikle yeni nesil tarafından daha fazla tercih edilir hale geldiğini kaydeden Bahçıvan, söz konusu farklı çalışma modelleri için özellikle mevzuat ve uygulama altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Dijitalleşme, yapay zeka, robotik teknolojiler ve yeşil dönüşümün sanayi sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücü tanımını da dönüştürdüğünü belirterek, bu dönüşümün gerektirdiği becerilere sahip yeni işgücünü yetiştirirken mevcut çalışanların da değişen koşullara uyum sağlamalarına destek olacak eğitim ve teşvik modellerinin kurgulanması gerektiğini ekledi.
İş Sağlığı ve Güvenliği: Sıfır Tolerans Yaklaşımı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, ülkenin çalışma hayatında her zaman güvenli bir ortam sağlamak için yoğun bir gayret içinde olduklarını ifade etti. Son zamanlarda yaşanan üzücü iş kazalarına atıfta bulunarak, bu elim hadiselerin ve ciddi can kayıplarının iş sağlığı ve güvenliği konusunda sadece rehberlik rolünün değil, aynı zamanda teftiş ve denetim görevlerinin de sıfır toleransla, büyük bir hassasiyetle arttırılması gerektiğini bir kez daha gösterdiğini vurguladı.
Bakan Işıkhan, “Bu çerçevede, iş sağlığı ve güvenliği standartlarının yüksek tutulması ve kayıt dışı istihdamla mücadele konularında daha etkin adımlar atmamız gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle önümüzdeki süreç, denetimlerin çok daha sıkı yapılacağı bir süreç olacak. Bu konuda sıfır tolerans ve sıfır taviz ile çalışmalarımızı yürütmeye devam edeceğiz. İş sağlığı ve güvenliği konusu, artık yüzyıllık planlar yapan Türkiye’nin ana gündem maddesi olmaktan çıkarılmalı. Bu hususta özellikle sizlerden büyük bir hassasiyet bekliyoruz” diyerek, iş sağlığı ve güvenliğinin Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından vazgeçilmez bir öncelik olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Bakanlık olarak kayıt dışı istihdamla mücadeleyi de bu çerçevenin önemli bir parçası olarak gördüklerini ve denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.
İş Davaları ve Kıdem Tazminatı Reformu Gerekliliği
Erdal Bahçıvan, iş dünyasının gündemini en fazla meşgul eden konulardan birinin iş davaları olduğunu belirtti. İş davalarında arabuluculuk mekanizmasının 1 Ocak 2018’den itibaren zorunlu hale getirilmesinin son derece faydalı bir uygulama olduğunu, bu yöntemle birçok davanın mahkemeye gitmeden anlaşma ile sonuçlandığını ifade etti. Ancak, mahkemelerde görülen iş davalarının büyük çoğunluğunun işveren aleyhine sonuçlanmasının istihdam yaratmanın önündeki önemli bir sorun teşkil ettiğini savundu.
Bahçıvan, ülke sanayisinin dünya rekabeti içinde yerini alabilmesi için işçinin de işverenin de eşit şartlar, eşit haklar altında, amaç birliği ve huzur içinde çalışmasının Türkiye ekonomisinin geleceği açısından büyük bir önem taşıdığını vurguladı. Davalarda amacın tek tarafı korumak değil, adaleti sağlamak olması gerektiğinin altını çizdi. İş dünyasının en önemli konu başlıklarından birinin de yıllardır dile getirilen kıdem tazminatı olduğunu belirten Bahçıvan, mevcut kıdem tazminatı sisteminin hem işçiyi hem de işvereni fazlasıyla mağdur eden bir yapı olduğunu düşündüklerini aktardı.
İşçi açısından duruma bakıldığında, mevcut sistem içinde kıdem tazminatı alabilen işçi oranının yüzde 15’in altında bulunduğunu belirten Bahçıvan, bu durumun sistemin işçi tarafındaki eşitsizliğini gözler önüne serdiğini söyledi. Bu nedenle, kıdem tazminatında işverenin mevcut yükünün artırılmaması ve oluşturulacak olan yeni modellerin tasarruf sahipleri açısından bir endişe doğurmayacağı temel unsurları çerçevesinde, kıdem tazminatı konusunun gözden geçirilerek reforma tabii tutulmasının zamanının geldiğini dile getirdi. Bu reformun, hem işverenlerin öngörülebilirliğini artırması hem de işçilerin haklarına daha adil bir şekilde ulaşabilmesini sağlaması gerektiğini vurguladı.
Üzerinde durulan bir başka konu da zorunlu istihdam oldu. Firmalarda iş güvenliği uzmanı çalıştırılması yükümlülüğünün kabul edilebilir olduğunu belirten Bahçıvan, ancak faaliyet alanına göre doktor, avukat ve mühendis çalıştırma zorunluluklarının özellikle küçük ölçekli firmalara ciddi mali yükler getirdiğini kaydetti. Bu kapsamda, zorunlu istihdam konusunun tekrar gözden geçirilmesinde ve bir çözüme gidilmesinde yarar görüldüğünü ifade etti. Bu tür düzenlemelerin, özellikle KOBİ’lerin rekabet gücünü olumsuz etkilemeden, hem yasalara uyumu sağlaması hem de işletmelerin sürdürülebilirliğini desteklemesi gerektiğini belirtti.
Sonuç: Ortak Akılla Geleceğe Yönelik Adımlar
İSO Meclis toplantısı, Türk sanayisinin ve çalışma hayatının karşı karşıya olduğu zorlukları ve bu zorlukların üstesinden gelmek için atılması gereken stratejik adımları açıkça ortaya koydu. Nitelikli insan kaynağına yatırım, sürdürülebilir istihdam politikaları, sıfır toleransla iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları, değişen çalışma modellerine uyum ve kıdem tazminatı gibi kritik konularda ortak akılla çözümler üretilmesi gerekliliği vurgulandı. Hem Bakan Işıkhan’ın hem de Başkan Bahçıvan’ın mesajları, Türkiye’nin güçlü bir üretim ekonomisiyle geleceğe güvenle yürümesi için tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmesinin kaçınılmaz olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu vizyoner yaklaşımların, somut adımlara dönüşerek Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına önemli katkılar sağlaması bekleniyor.