OECD’nin Ekonomi Nabzı: Lombardelli’den Türkiye ve Dünya

OECD’den Türkiye ve Küresel Ekonomiye Kapsamlı Bakış: Enflasyon, Büyüme ve Faiz Politikaları

Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) Başekonomisti Clare Lombardelli, yayımlanan Ekonomik Görünüm Raporu çerçevesinde Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. Lombardelli, Türkiye’deki yüksek enflasyonun düşmesini beklediklerini ifade ederken, mevcut para politikası duruşunun sürdürülmesinin önemine vurgu yaptı. Küresel ekonomide ise büyüme beklentilerini yükselttiklerini, ancak merkez bankalarının faiz indirimlerinin enflasyonun seyrine bağlı olacağını belirtti.

Türkiye Ekonomisinde Sıkı Politika ve Enflasyonla Mücadele

Lombardelli, Türkiye’de yaklaşık bir yıldır uygulanan para ve maliye politikası değişikliklerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bu sıkılaşmacı adımların, ülkenin karşı karşıya olduğu yüksek enflasyon gibi büyük bir sorunun çözümünde kritik rol oynadığını vurguladı. Başekonomist, “Sıkı para ve maliye politikası, enflasyon gibi devasa bir sorun karşısında bir ekonominin en çok ihtiyaç duyduğu adımdır,” sözleriyle mevcut stratejinin doğruluğuna işaret etti. Türkiye’de enflasyonun halen yüksek seviyelerde seyrettiğini kabul eden Lombardelli, uygulanan politikaların etkisiyle düşüş trendine gireceği beklentisini paylaştı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 50 seviyesine çıkarmasının makul ve gerekli bir adım olduğunu belirten Lombardelli, bu seviyenin yılın geri kalanında ve muhtemelen 2025 yılının ikinci çeyreğine kadar korunması gerektiği öngörüsünde bulundu. Faiz indirimlerinin ancak enflasyon beklentilerinin kalıcı olarak demirlenmesi ve enflasyonun hedefler doğrultusunda düşüş göstermesi durumunda gündeme gelebileceğini ekledi. Bu sıkı duruşun, enflasyon beklentilerinin güçlü bir şekilde çıpalanmasını sağlamak için hayati önem taşıdığını vurguladı.

Büyüme Beklentileri ve Dinamikler

OECD Başekonomisti, Türkiye ekonomisinin 2023 yılında yüzde 4,5 oranında büyüdüğü bilgisini paylaştı. Ancak uygulanan sıkılaştırıcı politikaların etkisiyle bu yıl bir miktar yavaşlama beklendiğini belirterek, 2024 yılı için yüzde 3,4 ve 2025 yılı için yüzde 3,2 büyüme öngördüklerini açıkladı. Lombardelli, bu yavaşlamanın enflasyonla mücadele sürecinin doğal bir sonucu olduğunu ifade etti. Ekonomideki bu dinamiklere ek olarak, deprem bölgesindeki yeniden yapılanma faaliyetlerinin önemli yatırımları tetikleyerek iç talebi desteklediğini belirtti. Ayrıca, küresel ekonomideki canlanmayla birlikte Türkiye’nin ihracatının da artmasını beklediklerini söyleyerek, büyüme tarafında iyimser olmak için geçerli nedenler bulunduğunu ancak enflasyonu düşürmek için sıkı politika duruşunun sürdürülmesi gerektiğini yineledi.

Deprem bölgesindeki yeniden yapılanma ihtiyacına bağlı olarak önemli ölçüde yatırım var. Bunun da talebi artırdığı açık. Ayrıca, küresel ekonomi canlandıkça, Türkiye’nin ihracatının da artmasını bekliyoruz. Dolayısıyla, Türkiye ekonomisine ilişkin iyimser olmak için nedenlerimiz var ancak enflasyonu düşürmek için sıkı politika duruşunun devam etmesi gerekecek. Biz politikada gevşeme beklemiyoruz. Politika faizinde mevcut yüzde 50 seviyesinin makul olduğunu düşündüğümüz için, politikanın en azından önümüzdeki yıla kadar sıkı kalacağını öngörüyoruz.

Lombardelli, para ve maliye politikalarındaki sıkılaşma adımlarının ekonomiye yansımasının zaman aldığına dikkat çekerek, Türkiye’de de enflasyonun düşmesinin belirli bir süre gerektireceğini ifade etti. Enflasyonun beklenen seviyelere gerilemesi durumunda para politikasında bir miktar gevşeme görülebileceğini kabul eden Başekonomist, yine de öngörülebilir gelecekte sıkı parasal duruşun sürdürülmesinin ve ilave sıkılaşma gerekip gerekmediğinin dikkatle takip edilmesinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Küresel Ekonomide Enflasyon, Büyüme ve Faiz İndirimi Beklentileri

Clare Lombardelli, küresel çapta merkez bankalarının politika faizlerindeki artışlara bağlı olarak enflasyonun beklenenden daha hızlı gerilediğini belirtti. Ancak jeopolitik risklerin, enflasyona yönelik potansiyel riskler oluşturmaya devam ettiğini de ekledi. Bu risklere rağmen, küresel ekonomide bu yıla ilişkin büyüme öngörülerini yüzde 3,1’e yükselttiklerini duyurdu. Bazı ülkelerde güçlü tüketici talebinin ve iş gücü piyasalarının beklenenden daha iyi performans göstermesinin bu yukarı yönlü revizyonda etkili olduğunu vurguladı. Özellikle ABD ve Hindistan gibi ekonomilerin büyüme beklentilerinin yükseltildiğini ifade etti.

Lombardelli, geçen yıl yüzde 2,5 büyüyen ABD ekonomisi için bu yıl yüzde 2,6 ve 2025’te yüzde 1,8 büyüme öngördüklerini açıkladı. 2023’te yüzde 7,8 gibi güçlü bir büyüme kaydeden Hindistan ekonomisinde ise bu oranın hem bu yıl hem de 2025’te yüzde 6,6 seviyesinde gerçekleşmesini beklediklerini dile getirdi.

Avro Bölgesi’nin ise 2023 yılında oldukça zorlu bir dönemden geçtiğini belirten Lombardelli, Almanya dahil birçok Euro Bölgesi ekonomisinin kısa süreli resesyonlar yaşadığına dikkat çekti. İleriye dönük olarak, mevcut risklere rağmen herhangi bir Avrupa ekonomisinde yeni bir resesyon beklemediklerini söyledi. Bu yıl Avro Bölgesi’nde büyümenin yüzde 0,7 olacağını tahmin ettiklerini, geçen yılki düşük büyüme ve 2024 öngörüsü göz önüne alındığında Avrupa ülkeleri ile ABD ekonomisi arasında belirgin bir büyüme farkı olduğunu ifade etti. Bu farkın 2025 yılında biraz daha daralacağını öngörerek, Avro Bölgesi için 2025’te yüzde 1,5 ve ABD ekonomisi için yüzde 1,8 büyüme beklediklerini ekledi.

Merkez Bankalarının Faiz İndirimi Zamanlaması

OECD Başekonomisti, dünya genelindeki merkez bankalarının faiz indirimi beklentilerine de değindi. Bazı gelişmekte olan ekonomilerde faiz indirimlerinin başladığını ancak gelişmiş ekonomilerdeki merkez bankalarının bu yılın ikinci yarısından sonra faiz indirimlerine başlamasını öngördüklerini belirtti. Lombardelli, ülkelerin kendi ekonomik koşullarına göre faiz indirimi zamanlamasının farklılık göstereceğini vurguladı.

Lombardelli, Avrupa’da faiz indirimlerinin ABD’den daha erken başlayacağını düşündüklerini, bu durumun söz konusu ekonomilerin göreceli gücünü yansıttığını ifade etti. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yılın üçüncü çeyreğinde faiz indirimlerine başlamasını beklediklerini, ancak gelecek verilere bağlı olarak bu indirimin biraz daha erkene çekilebileceğini belirtti. Yılın üçüncü ve dördüncü çeyreklerinde olmak üzere iki kez faiz indirimi olabileceği sinyalini verdi. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) ise faiz indirimine yılın üçüncü çeyreğinde veya sonrasında gitmesini beklediklerini ve Fed’den bu yıl iki kez faiz indirimi öngördüklerini paylaştı. Kanada Merkez Bankası’nın da üçüncü çeyrekte faizi düşürmesini bekledikleri bankalar arasında olduğunu ekledi. Ancak tüm bu gelişmelerin gelecek enflasyon verilerine, özellikle bazı ülkelerde yukarı yönlü seyreden hizmet sektörü enflasyonuna bağlı olacağının altını çizdi.

Lombardelli, eğer enflasyon çoğu ülkede beklendiği gibi düşmezse, faiz indirimlerinin ertelenmesi gerekebileceğini belirtti. Faiz indirimleri açısından ABD’nin pozisyonunun, dolar kuru üzerindeki etkisi nedeniyle birçok ülke için önemli olacağını vurgulayarak, bu kapsamda ekonomiler arasında para politikasında gevşeme yönünde daha fazla ayrışma görülebileceği uyarısında bulundu.

Japonya ve Çin’den Farklı Yaklaşımlar

OECD Başekonomisti, Japonya’da tam tersi bir politika beklediklerini ifade etti. Japonya’da faizde çok yavaş bir artış beklediklerini ve bu artışın yılın ikinci yarısı ile 2025’te de devam edebileceğini öngördü. Çin’in pozisyonunun da diğer ülkelerden farklı olduğuna ve Çin ekonomisindeki bazı zayıflıklara dikkat çekti. Çin ekonomisinde bu yıl sağlam bir büyüme beklediklerini ancak büyümenin zamanla yavaşlayacağını tahmin ettiklerini ve bu nedenle para politikasında farklı bir yaklaşım görülebileceğini söyledi.

OECD Ekonomik Görünüm Raporu’ndan Önemli Başlıklar

OECD’nin yayımladığı Ekonomik Görünüm Raporu’na göre, küresel ekonomi 2023 yılında yüzde 3,1 oranında büyüdü. Bu büyüme G20 ülkelerinde yüzde 3,4 ve OECD ülkelerinde yüzde 1,7 olarak gerçekleşti. Küresel ekonominin bu yıl da yüzde 3,1 büyümesi öngörülürken, 2025’te bu oranın yüzde 3,2’ye ulaşması bekleniyor. Büyümenin bu yıl G20 ülkelerinde yüzde 3,1 ve OECD’de yüzde 1,7 olacağı tahmin ediliyor.

Ülke bazında büyüme beklentileri ise şöyle sıralandı:

  • **Çin:** Geçen yıl yüzde 5,2 büyüyen Çin ekonomisinin bu yıl yüzde 4,9 ve 2025’te yüzde 4,5 büyümesi bekleniyor.
  • **ABD:** 2023’te yüzde 2,5 büyüme kaydeden ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 2,6 ve 2025’te yüzde 1,8 büyümesi öngörülüyor.
  • **Avro Bölgesi:** 2023’teki yüzde 0,5’lik büyümenin bu yıl yüzde 0,7’ye ve 2025’te yüzde 1,5’e yükselmesi bekleniyor.
  • **Türkiye:** Geçen yıl yüzde 4,5 büyüyen Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,4 ve gelecek yıl yüzde 3,2 büyümesi hesaplanıyor.

OECD raporuna göre, 2024 yılı için Almanya’da yüzde 0,2, İngiltere’de yüzde 0,4, Rusya’da yüzde 2,6 ve Brezilya’da yüzde 1,9 büyüme öngörülüyor.

Genel olarak, OECD’nin raporu ve Başekonomist Lombardelli’nin açıklamaları, küresel ekonominin karmaşık bir dönemden geçtiğini, enflasyonla mücadelenin ve sürdürülebilir büyümenin merkezde yer aldığını gösteriyor. Her ülkenin kendi dinamikleri doğrultusunda farklı politikalar izlemesi beklenirken, enflasyonun seyri ve merkez bankalarının kararları küresel ekonomik gidişatı şekillendirmeye devam edecek.