Türkiye’de Girişimcilik Panoraması: TÜİK Verileriyle İş Demografisi Analizi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan “Girişimcilik ve İş Demografisi-2023” verileri, ülkedeki girişimcilik ekosisteminin nabzını tutan önemli göstergeler sunuyor. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin dinamiklerini, yeni iş kurma eğilimlerini, mevcut işletmelerin hayatta kalma oranlarını ve hızlı büyüyen firmaların sektörlere dağılımını detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır. Girişimcilik, ekonomik büyümenin, istihdam yaratmanın ve inovasyonun temel motorlarından biri olduğundan, bu istatistikler politika yapıcılar, yatırımcılar ve geleceğin girişimcileri için değerli birer referans noktası niteliğindedir.
TÜİK’in açıkladığı verilere göre, Türkiye’de geçen yıl doğan girişimlerin oranı bir önceki yıla kıyasla düşüş göstererek yüzde 15,2’ye geriledi. Bu yeni kurulan girişimlerin toplam istihdamdaki payı ise yüzde 5 seviyesinde gerçekleşti. Bu durum, 2022 yılındaki yüzde 16,1’lik doğum oranı ve yüzde 5,5’lik istihdam payına kıyasla bir miktar yavaşlama sinyalleri taşımaktadır. Yeni girişimlerin sayısındaki bu değişim, genel ekonomik koşullar, piyasa beklentileri ve yatırım ortamındaki dinamiklerle yakından ilişkilidir. Girişimcilik ekosisteminin sağlığı açısından doğum oranlarının istikrarlı bir şekilde yüksek seyretmesi, dinamik bir piyasa ve güçlü bir büyüme potansiyeli anlamına gelmektedir. Bu nedenle, 2023 verilerindeki bu düşüş, üzerinde durulması gereken önemli bir göstergedir.
Girişim doğum oranlarının sektörel dağılımına bakıldığında, 2023 yılında en yüksek oranın yüzde 33,5 ile “toptan ve perakende ticaret, motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı” sektöründe kaydedildiği görülmektedir. Bu sektör, geniş bir yelpazede hizmet ve ürün sunarak, yeni girişimciler için giriş bariyerlerinin nispeten düşük olması ve hızlı tüketim eğilimlerinin etkisiyle her zaman cazip bir alan olmuştur. Söz konusu sektörü, yüzde 17,9 ile “ulaştırma ve depolama” ve yüzde 10,1 ile “imalat” sektörleri takip etmektedir. Ulaştırma ve depolama sektöründeki artış, e-ticaretin yaygınlaşması ve lojistik ihtiyaçların büyümesiyle ilişkilendirilebilirken, imalat sektöründeki girişimler ise katma değer yaratma potansiyeli yüksek, ancak daha fazla sermaye ve uzmanlık gerektiren alanlar olarak öne çıkmaktadır.
İllere göre doğan girişimlerin dağılımı ise Türkiye’nin ekonomik coğrafyasını gözler önüne sermektedir. 2023 yılında doğan girişimlerin yüzde 27,3’ü gibi önemli bir oranı İstanbul’da faaliyetine başlamıştır. İstanbul’u sırasıyla yüzde 7,9 ile Ankara ve yüzde 6,6 ile İzmir takip etmektedir. Bu üç büyük şehir, Türkiye’nin ekonomik, ticari ve demografik açıdan en yoğun bölgeleri olması nedeniyle girişimcilik faaliyetlerinin de merkezi konumundadır. Nitelikli iş gücüne erişim, geniş pazar imkanları, altyapı olanakları ve yatırım ekosistemlerinin gelişmişliği, bu şehirleri girişimciler için cazip kılmaktadır. Ancak, bölgesel kalkınma ve dengeli büyüme hedefleri doğrultusunda, diğer illerdeki girişimcilik potansiyelinin de artırılması önem taşımaktadır.
Girişimlerin Yaşam Döngüsü: Ölüm Oranları ve Hayatta Kalma Süreçleri
Girişimcilik ekosisteminde sadece yeni doğan işletmeler değil, faaliyetlerine son veren işletmeler de önemli bir yer tutar. TÜİK verilerine göre, girişimlerin ölüm oranı 2020’deki yüzde 9,6 seviyesinden 2021 yılında yüzde 11,4’e yükselmiştir. Bu artış, özellikle küresel pandeminin ekonomik etkilerinin yoğun olarak hissedildiği bir dönemde, birçok işletmenin piyasa koşullarına uyum sağlamakta zorlandığını göstermektedir. Ölen girişimlerin toplam istihdamdaki payı da paralel bir artış göstererek 2020’de yüzde 3,6 iken 2021’de yüzde 4 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum, kapanan işletmelerin sadece ekonomik bir kayıp olmanın ötesinde, istihdam piyasası üzerinde de doğrudan bir etki yarattığını gözler önüne sermektedir.
Sektörel bazda ölüm oranlarına bakıldığında, 2021 yılında en yüksek ölüm oranı yüzde 36 ile yine “toptan ve perakende ticaret, motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı” sektöründe tespit edilmiştir. Bu sektördeki yüksek doğum oranına karşılık gelen yüksek ölüm oranı, bu alandaki rekabetin yoğunluğunu, piyasaya giriş ve çıkışların sık yaşandığını ve sürdürülebilirliğin zorluğunu işaret etmektedir. Bu sektörü, yüzde 14,2 ile “ulaştırma ve depolama” ve yüzde 11,8 ile “inşaat” sektörleri izlemiştir. İnşaat sektöründeki yüksek ölüm oranı, sektörün konjonktürel dalgalanmalara karşı hassasiyetini ve finansman risklerini yansıtabilir.
Ölen girişimlerin illere göre dağılımı da doğum oranlarına benzer bir tablo çizmektedir. 2021 yılında ölen girişimlerin yüzde 24,5’i İstanbul’da kaydedilmiştir. İstanbul’u sırasıyla yüzde 6,7 ile Ankara ve yüzde 5,8 ile İzmir takip etmiştir. Bu durum, bu illerdeki yüksek girişim yoğunluğunun doğal bir sonucu olarak açıklanabilir. Büyük metropollerde hem çok sayıda yeni iş kurulmakta hem de piyasa koşullarına dayanamayan işletmeler faaliyetlerine son vermektedir. Bu veriler, girişimcilik ekosisteminin büyük şehirlerdeki dinamizmini ve aynı zamanda rekabetin getirdiği zorlukları anlamak açısından kritik öneme sahiptir.
Girişimlerin hayatta kalma oranları, yeni kurulan işletmelerin ne kadar süreyle ayakta kalabildiğini gösteren önemli bir barometredir. 2022’de doğan girişimlerin yüzde 75,5’i 2023 yılında hala faaliyetlerini sürdürmekteydi. Bu oran, yeni işletmelerin ilk bir yılını atlatma başarısını göstermektedir. Bir önceki yıla bakıldığında ise, 2021’de doğan girişimlerin bir yıllık hayatta kalma oranı yüzde 75,3 olarak kaydedilirken, iki yıllık hayatta kalma oranı ise yüzde 56,7 olarak gerçekleşmiştir. Bu düşüş, girişimlerin ilk yıllarını atlatmanın nispeten daha kolay olduğunu, ancak sonraki yıllarda sürdürülebilirliklerini sağlamanın daha büyük zorluklar içerdiğini ortaya koymaktadır. Özellikle ilk iki yıl, bir girişimin ayakta kalması ve pazar içinde kendine yer edinmesi açısından kritik bir eşiktir.
Hızlı Büyüyen ve Ceylan Girişimler: Ekonomik Dinamizmin Öncüleri
Ekonomik büyüme ve istihdam yaratma açısından “hızlı büyüyen girişimler” ve “ceylan girişimler” büyük önem taşımaktadır. Hızlı büyüyen girişimler, genellikle belirli bir istihdam veya ciro eşiğini aşarak kısa sürede önemli bir büyüme kaydeden firmalardır. TÜİK verilerine göre, 2023 yılında istihdama göre hızlı büyüyen girişimlerin oranı yüzde 14,7 olarak belirlenmiştir. Ceylan girişimler ise hızlı büyüyen girişimlerin özel bir alt kümesi olup, belirli bir dönem boyunca istihdamlarını veya cirolarını sürekli ve yüksek oranlarda artıran, daha uzun vadeli ve sürdürülebilir büyüme gösteren firmaları ifade eder. Aynı yıl ceylan girişimlerin oranı ise yüzde 2,5 olarak hesaplanmıştır. Bu girişimler, ekonomiye yenilikçi fikirler sunarak, rekabeti artırarak ve istihdamı genişleterek kritik bir rol oynamaktadır.
Hızlı büyüyen girişimlerin sektörel dağılımına bakıldığında, 2023 yılında bu firmaların yüzde 26,6’sının imalat sektöründe faaliyet gösterdiği görülmektedir. İmalat sektörü, katma değer üretme ve teknoloji kullanımı açısından hızlı büyüme potansiyeline sahip bir alandır. Onu yüzde 19,9 ile “toptan ve perakende ticaret, motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı” ve yüzde 14,7 ile “inşaat” sektörleri takip etmiştir. Bu dağılım, Türkiye ekonomisinin temel dinamiklerini yansıtmaktadır ve bu sektörlerdeki yenilikçi yaklaşımların ve büyüme stratejilerinin önemini vurgulamaktadır.
Ceylan girişimlerin sektörel dağılımı ise hızlı büyüyen girişimlere benzer bir tablo çizmektedir, ancak oranlar açısından bazı farklılıklar göstermektedir. Geçen yıl ceylan girişimlerin yüzde 25,7’si imalat sektöründe faaliyet gösterirken, yüzde 14,3’ü “toptan ve perakende ticaret, motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı” ve yüzde 12,4’ü ise “inşaat” sektöründe yer almıştır. Ceylan girişimlerin varlığı, bir ekonominin yenilenme kapasitesini ve gelecekteki büyüme potansiyelini gösteren güçlü bir işaret olarak kabul edilmektedir. Bu firmaların desteklenmesi ve büyüme ortamlarının iyileştirilmesi, Türkiye’nin global rekabet gücünü artırması açısından hayati öneme sahiptir.
İmalat sanayisinde teknoloji düzeyine göre doğan girişimlerin dağılımı da dikkat çekici veriler sunmaktadır. 2023 yılında imalat sanayisinde doğan girişimlerin yüzde 57,7’si düşük teknoloji ürünleri üretirken, yüzde 29,1’i orta düşük, yüzde 12,2’si orta yüksek ve sadece yüzde 1’i yüksek teknoloji düzeyine sahip ürünler üretmiştir. Bu tablo, Türkiye imalat sektöründeki yeni girişimlerin ağırlıklı olarak düşük ve orta düşük teknoloji alanlarına yöneldiğini göstermektedir. Yüksek teknolojili üretim yapan girişimlerin oranının düşük olması, ülke ekonomisinin katma değer zincirinde daha üst sıralara tırmanması ve global pazarlarda daha rekabetçi ürünler sunabilmesi için teknoloji odaklı girişimciliğin daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
2016 ve Sonrasında Kurulan Girişimlerin Ekonomiye Katkısı
Girişimlerin kuruluş yıllarına göre ekonomiye yaptıkları katkılar incelendiğinde, daha genç işletmelerin dinamizmi açıkça görülmektedir. Kuruluş yılı 2016 ve sonrası olan girişimlerin 2023 yılındaki toplam ciro payının yüzde 26,9 olduğu tespit edilmiştir. Bu, nispeten genç sayılabilecek bu işletmelerin ekonomik büyüme içindeki önemli rolünü göstermektedir. Bu grubu, yüzde 14,4 ile 2011-2015 döneminde kurulan girişimler izlemiştir. Ciro payındaki bu dağılım, yeni nesil firmaların piyasa içindeki yerini hızla sağlamlaştırdığını ve ekonomik faaliyete önemli katkılar sunduğunu göstermektedir.
İstihdam paylarına bakıldığında da benzer bir eğilim gözlenmektedir. Kuruluş yılı 2016 ve sonrası olan girişimlerin 2023’teki istihdam payının yüzde 34,7 gibi yüksek bir orana ulaştığı görülmüştür. Bu durum, genç firmaların işgücü piyasasına önemli bir katkı sağladığını ve yeni istihdam kapıları açtığını ortaya koymaktadır. 2011-2015 yıllarında kurulan girişimler ise yüzde 15,8’lik istihdam payına sahip olmuştur. Bu veriler, özellikle son yedi yılda kurulan işletmelerin Türkiye’nin işgücü piyasasında kilit bir rol oynadığını ve genç girişimlerin istihdam yaratma potansiyelinin altını çizmektedir.
Dış ticaret performansına gelindiğinde ise farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Girişimlerin geçen yılki toplam ihracat payının yüzde 20,1 olduğu belirlenmiştir. İlginç bir şekilde, 1990 ve öncesindeki yıllarda kurulan girişimler yüzde 16,9’luk ihracat payı ile ikinci en yüksek orana ulaşmıştır. Bu durum, köklü ve deneyimli firmaların uluslararası pazarlardaki varlıklarını ve ihracat kapasitelerini sürdürdüğünü göstermektedir. İthalat paylarında ise durum daha da çarpıcıdır: Girişimlerin 2023’teki ithalat payının yüzde 15,1 olduğu kaydedilirken, 1990 ve öncesinde kurulan girişimler yüzde 28’lik ithalat payıyla dikkat çekmiştir. Bu yüksek ithalat payı, Türkiye’nin köklü sanayi firmalarının üretim süreçlerinde veya nihai ürünlerinde önemli ölçüde ithal girdi kullandığını veya büyük ölçekli ithalat faaliyetleri yürüttüğünü göstermektedir. Bu veri, yerli üretimin desteklenmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması hedefleri doğrultusunda dikkate alınması gereken bir husustur.
Genel olarak, TÜİK’in “Girişimcilik ve İş Demografisi-2023” verileri, Türkiye ekonomisinin dinamik ve karmaşık yapısını gözler önüne sermektedir. Yeni girişimlerin doğum oranlarındaki düşüş ve ölüm oranlarındaki artış, piyasa koşullarının zorlayıcı olabildiğini göstermektedir. Öte yandan, hızlı büyüyen ve ceylan girişimlerin varlığı, ekonominin canlılığını ve yenilenme kapasitesini teyit etmektedir. Sektörel ve bölgesel dağılımlar, ticaret ve hizmet sektörlerinin öncülüğünü, büyük şehirlerin ise girişimcilik merkezleri olduğunu ortaya koymaktadır. İmalat sektöründeki düşük teknoloji odaklı yeni girişimler ise, Ar-Ge ve inovasyon desteklerinin artırılarak katma değeri yüksek üretim potansiyelinin geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Son olarak, farklı kuruluş yıllarına sahip firmaların ekonomik göstergelerdeki payları, Türkiye ekonomisinin hem genç ve dinamik firmalara hem de köklü ve deneyimli işletmelere ihtiyaç duyduğunu, her iki grubun da farklı alanlarda kritik roller üstlendiğini açıkça göstermektedir. Bu veriler ışığında, girişimciliği destekleyici politikaların geliştirilmesi, sürdürülebilir büyümenin ve istihdam artışının sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.