Küresel Piyasalar ABD Enflasyon Verileri Öncesi Tedbirli: Fed, ECB ve Türkiye’nin Kredi Notu Gündemde
Küresel piyasalar, yeni haftaya önemli makroekonomik verilerin gölgesinde ve negatif bir seyirle merhaba dedi. Özellikle ABD’de açıklanacak enflasyon verileri, dünya genelindeki yatırımcıların ve merkez bankalarının dikkatle takip ettiği en kritik gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Bu veriler, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecekteki para politikası adımları üzerinde belirleyici bir rol oynayacak ve küresel risk iştahını doğrudan etkileyecek potansiyele sahip.
Geçtiğimiz hafta ABD’den gelen iş gücü piyasası verileri, ekonominin gidişatına dair karmaşık sinyaller sunarak piyasalarda belirsizliği artırdı. Bir yandan istihdam artışının devam etmesi ekonominin direncini gösterirken, diğer yandan işsizlik oranındaki yükseliş ve ücret artışlarındaki yavaşlama, Fed’in faiz indirimlerine ne zaman başlayabileceği yönündeki spekülasyonları canlı tuttu. Bu durum, pay piyasalarında risk iştahını bir miktar törpülese de, “yumuşak iniş” senaryolarına olan inancı da destekledi.
Analistler, iş gücü piyasasının yavaş yavaş soğuma emareleri gösterdiğini ve bu durumun, ABD ekonomisinin resesyona girmeden enflasyonu kontrol altına alabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdiğini belirtiyor. Ancak, yarın açıklanacak Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerinin, bu senaryonun gerçekleşebilirliği konusunda daha net ipuçları vermesi bekleniyor. Piyasa katılımcıları, enflasyonun seyrine bağlı olarak Fed’in faiz indirim takvimini yeniden değerlendireceğini öngörüyor.
ABD Piyasaları ve Fed Beklentileri: Enflasyon Kritik Virajda
ABD ekonomisi, küresel piyasalar için her zaman bir referans noktası olmuştur. Son dönemde açıklanan makroekonomik veriler, ülkenin ekonomik sağlığına dair çelişkili bir tablo çiziyor. Geçtiğimiz hafta açıklanan güçlü istihdam raporu, tarım dışı istihdamın beklentilerin üzerinde artış gösterdiğini ortaya koyarken, aynı zamanda işsizlik oranının yükselmesi ve ortalama saatlik kazançlardaki artış hızının yavaşlaması dikkat çekti. Bu karışık sinyaller, Fed’in enflasyonla mücadelede attığı adımların iş gücü piyasası üzerindeki etkilerini ve gelecekteki politika rotasını daha da karmaşık hale getirdi.
Piyasa analistleri, iş gücü piyasasının kademeli bir soğuma sürecine girdiğini ve bunun, Fed’in agresif faiz artırımlarının ardından arzuladığı “yumuşak iniş” senaryosunu destekleyici nitelikte olduğunu vurguluyor. Ancak, bu iyimser tabloya rağmen, enflasyonun kalıcı bir şekilde hedeflenen seviyeye çekilmesi konusundaki endişeler devam ediyor. Bu nedenle, yarın açıklanacak şubat ayı TÜFE verileri, Fed’in önümüzdeki dönemdeki kararları için kritik bir dönüm noktası teşkil edecek.
Beklentilere göre, şubat ayında ABD’de TÜFE’nin aylık bazda yüzde 0,4 ve yıllık bazda yüzde 3,1 artış kaydetmesi öngörülüyor. Eğer açıklanacak veriler piyasa beklentilerinin üzerinde gelirse, bu durum enflasyonist baskıların devam ettiğine işaret ederek Fed’in faiz indirimlerine başlama zamanlamasını ertelemesine neden olabilir. Bu senaryo, pay piyasalarında sert satış baskılarına ve volatilitede belirgin bir artışa yol açabilir. Aksine, beklentilerin altında bir enflasyon verisi, Fed’in daha erken faiz indirimine gidebileceği umutlarını yeşerterek piyasalarda pozitif bir hava yaratabilir.
Para piyasalarında Fed’in faiz indirimlerine başlama ihtimali, mevcut enflasyon verileri öncesinde mayıs ayı için yüzde 25, haziran ayı için ise yüzde 75 olarak fiyatlanıyor. Bu oranlar, yatırımcıların büyük çoğunluğunun ilk faiz indirimini haziran ayında beklediğini gösteriyor. Ancak, yarınki TÜFE verisi, bu beklentilerde ciddi değişikliklere neden olabilecek güce sahip.
Piyasalardaki genel havayı yansıtan diğer göstergelerde de hareketlilik sürüyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, son bir ayın en düşük seviyesi olan yüzde 4,04’e kadar geriledikten sonra yüzde 4,09 seviyesinde dengelendi. Bu gerileme, Fed’in faiz indirimlerine yönelik beklentilerin güçlendiğine işaret ediyor. Öte yandan, altının ons fiyatı yükseliş eğilimini sürdürerek 2 bin 181 dolardan alıcı buldu ve yatırımcıların riskten kaçınma eğiliminin devam ettiğini gösterdi. Dolar endeksi ise düşüş serisini art arda 7’nci işlem gününe taşıyarak 102,7 seviyesinde konumlandı. Emtia piyasalarında ise Brent petrolün varil fiyatı, son bir ayda 80-85 dolar aralığındaki dalgalı seyrini sürdürerek yüzde 0,4 düşüşle 81,3 dolardan işlem gördü.
Geçtiğimiz hafta New York borsasında, teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi yüzde 1,16, S&P 500 endeksi yüzde 0,65 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,18 oranında değer kaybetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar da yeni haftaya negatif bir başlangıç yaparak piyasalardaki temkinli duruşu pekiştirdi.
Avrupa Piyasaları ve ECB’nin Temkinli Duruşu: Almanya Enflasyonu Mercek Altında
Avrupa piyasaları da küresel risk iştahındaki düşüşten nasibini aldı ve Fransa hariç genel olarak satıcılı bir seyir izledi. Bu hafta Avrupa’da gözler, kıtanın en büyük ekonomisi olan Almanya’nın açıklayacağı enflasyon verilerine çevrildi. Analistler, Almanya’da şubat ayında TÜFE’nin aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda ise yüzde 2,5 artış göstermesini bekliyor. Bu verilerin beklentilerden sapması, Avrupa piyasalarında da oynaklığı artırabilir ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası kararları üzerinde etkili olabilir.
Geçtiğimiz hafta toplanan ECB, piyasa beklentileri doğrultusunda üç temel politika faizini sabit tutma kararı almıştı. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan ECB Başkanı Christine Lagarde, Banka’nın enflasyonu yüzde 2 hedefine çekme konusunda kaydedilen ilerlemenin henüz yeterli güveni sağlamadığını vurguladı. Lagarde, ekonomik büyümeye yönelik aşağı yönlü risklerin devam ettiğini ve jeopolitik gerilimlerin enflasyon üzerinde yukarı yönlü riskler oluşturduğunu belirtti. “Enflasyonu düşürme sürecindeyiz ve ilerleme kaydediyoruz ancak kendimizden yeterince emin değiliz. Daha fazla kanıta, daha fazla veriye ihtiyacımız var. Nisanda biraz daha fazlasını, haziranda ise çok daha fazlasını öğreneceğiz,” şeklindeki ifadeleri, ECB’nin faiz indirimleri konusunda aceleci davranmayacağına ve veriye dayalı bir yaklaşım sergileyeceğine işaret etti. Bu açıklama, piyasalardaki erken faiz indirimi beklentilerini bir miktar törpülerken, yatırımcıları daha temkinli olmaya yöneltti.
Geçen haftanın son işlem gününde Avrupa borsalarında da karışık bir tablo gözlendi. İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,43, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,04 ve Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,16 değer kaybetti. Ancak Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,15 artış kaydederek ayrıştı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar da yeni haftaya negatif bir başlangıç yaparak genel piyasa duyarlılığını yansıttı.
Asya Piyasalarındaki Çelişkili Durum: Japonya ve Çin Odakta
Asya pay piyasaları da yeni haftaya Çin hariç genel olarak negatif bir seyirle başladı. Bölgesel piyasalarda öne çıkan ana gündem maddelerinden biri, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) para politikasına yönelik beklentiler oldu. Japon ekonomisinin beklentilerin üzerinde büyüme kaydetmesi, BoJ’un uzun süredir devam eden ultra gevşek para politikasına yakın zamanda son verebileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Bu durum, Japon yeninin dolar karşısında değer kazanmasına yol açarken, aynı zamanda Japonya’nın hisse senedi piyasaları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturdu. Zira para politikasında sıkılaşma adımları, ülkenin ihracat odaklı şirketlerinin rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir ve finansman maliyetlerini artırabilir.
Dolar/yen paritesi, düşüş eğilimini üst üste beşinci işlem gününe taşıyarak 146,5 seviyesine indi ve son bir ayın en düşük seviyesini test etti. Ardından 146,9 seviyesinde dengelenerek, yenin güçlenmeye devam ettiğini gösterdi. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,8, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,5 azalış kaydederken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 değer kazanarak Asya genelindeki negatif ayrışmadan sıyrıldı. Çin piyasalarındaki bu pozitif seyrin, hükümetin ekonomiyi destekleyici adımlarına yönelik beklentilerle ilişkili olduğu düşünülüyor.
Türkiye Piyasaları ve Fitch’ten Gelen Olumlu Haber: Kredi Notu Yükselişiyle Yeni Bir Dönem
Yurt içinde ise piyasalar, cuma günü Borsa İstanbul’da alıcılı bir seyir izleyerek pozitif bir kapanış yaptı. BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,12 değer kazancıyla 9.155,32 puandan tamamlarken, yeni haftada yurt içi piyasalarının odak noktasında ise sanayi üretimi ve cari açık verileri yer alıyor. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin genel gidişatına dair önemli sinyaller verecek ve yatırımcıların geleceğe yönelik beklentilerini şekillendirecek.
Döviz piyasasında ise Dolar/TL kuru, cuma günü alıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,3 üzerinde 31,9289’dan tamamladıktan sonra, yeni haftanın açılışında bankalararası piyasada 32,0020 seviyesinden işlem görmeye başladı. Kurdaki bu yukarı yönlü hareket, küresel dolar talebindeki dalgalanmalar ve yurt içi ekonomik dinamiklerin birleşiminden kaynaklanıyor.
Türk piyasaları için haftanın en önemli ve olumlu gelişmesi, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’ten geldi. Fitch, cuma günü piyasaların kapanmasının ardından Türkiye’nin kredi notunu “B”den “B+”ya yükseltirken, not görünümünü de “durağan”dan “pozitif”e çıkardı. Bu karar, Türkiye ekonomisi için son derece önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor ve yatırımcı güvenini artırma potansiyeli taşıyor.
Fitch Ratings’in bu not artırım kararı, Haziran 2023’ten bu yana uygulanan ekonomi politikalarının dayanıklılığına ve etkinliğine olan güvenin artmasından kaynaklandığını bildirdi. Özellikle para politikası sıkılaştırmasının beklenenden daha fazla önden yüklenmesi, makroekonomik ve dış kırılganlıkları azaltmada önemli bir rol oynadığı vurgulandı. Not artırımı, Türkiye’nin ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele ve makroekonomik istikrarı yeniden tesis etme konusundaki kararlılığının uluslararası alanda takdir edildiğini gösteriyor. Pozitif görünüm ise, gelecekte daha fazla not artırımının mümkün olabileceğine işaret ederek, uzun vadeli yatırımcılar için cazibeyi artırıyor.
Bu gelişme, Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye akışını teşvik edebilir, ülkenin borçlanma maliyetlerini düşürebilir ve genel olarak ekonomik aktivite üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Yatırımcılar, Fitch’in bu değerlendirmesini, Türkiye’nin ekonomik programının doğru yolda olduğuna dair güçlü bir teyit olarak algılayacaktır.
Öte yandan, AA Finans Ödemeler Dengesi Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının ocak ayında 2 milyar 460 milyon dolar açık verdiğini tahmin ediyor. Ekonomistler, cari işlemler açığının 2024 yılında ise 30 milyar 611 milyon dolar olarak gerçekleşmesini bekliyor. Cari açığın seyri, Türkiye ekonomisinin dış finansman ihtiyacı ve döviz kuru üzerindeki baskılar açısından yakından izlenmeye devam edecek önemli bir makroekonomik göstergedir.
Analistler, bugün yurt dışında veri gündeminin sakin olduğunu, yurt içinde ise iş gücü istatistikleri ve ticaret satış hacmi verilerinin takip edileceğini belirtti. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.200 ve 9.300 puan seviyelerinin direnç, 9.100 ve 9.000 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu kaydetti. Bu teknik seviyeler, yatırımcılar için kısa vadeli hareketleri izlemede önemli referans noktaları olacaktır.
Bugün Piyasalarda Takip Edilecek Önemli Veriler
Piyasalarda bugün takip edilecek başlıca ekonomik veriler şunlar:
- 10.00 Türkiye, ocak ayı işsizlik oranı
- 10.00 Türkiye, ocak ayı ciro endeksleri
- 10.00 Türkiye, ocak ayı ticaret satış hacim endeksi