Şekib Avdagiç’ten KOBİ’ler İçin Kredi Sınırlamaları ve Enflasyonla Mücadele Vurgusu: Ekonomi ve Küresel Gündem
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye ekonomisinin ve küresel gelişmelerin nabzını tutan önemli açıklamalarda bulundu. Avdagiç, özellikle enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan kredi büyümesi sınırlamalarının KOBİ’ler üzerindeki etkisine dikkat çekerek, bu politikaların gözden geçirilmesi ve finansal sıkılaşmanın ekonomik dayanıklılığa zarar vermemesi gerektiğini vurguladı. Aynı zamanda, dünya ekonomisindeki yavaşlama ve Orta Doğu’daki gerginliklerin küresel ticarete etkilerine değinerek, Filistin meselesine ilişkin hassasiyetini dile getirdi.
Ekonomi Gündemi ve Kredi Sınırlamaları: KOBİ’lere Destek Çağrısı
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, ağustos ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son dönemde uyguladığı ekonomi politikalarına dair detaylı bir değerlendirme sundu. Avdagiç, enflasyonla mücadelede kararlılığın önemini kabul etmekle birlikte, bu mücadelenin aracı olarak kullanılan kredi büyümesi sınırlamalarının iş dünyası, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. KOBİ’lerin finansmana erişimde yaşadığı zorlukların, onların büyüme potansiyelini kısıtladığını ve dolayısıyla genel ekonomik dinamizmi yavaşlattığını belirtti. “Kredi büyümesine getirilen sınırlamanın enflasyonla mücadelede önemli bir araç olduğunun farkındayız. Ancak bu durumun yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç bulunuyor. KOBİ’leri rahatlatmak çok yerinde bir karar olacaktır.” ifadeleriyle, KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılmasının kritik bir adım olacağının altını çizdi.
KOBİ’lerin bir ülkenin yatırım ekosisteminin can damarı olduğunu vurgulayan Avdagiç, bu işletmelerin sağlıklı bir şekilde büyümesinin, büyük ölçekli yatırımların da ülkeye çekilmesi için zemin hazırladığını belirtti. KOBİ’lerin sadece ekonomik büyümenin lokomotifi olmakla kalmayıp, istihdam yaratma, yenilikçi girişimleri destekleme ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlama konularında da kilit bir rol oynadığına işaret etti. Avdagiç, KOBİ’lerin karşılaştığı finansman sorunlarının, üretim kapasitesini düşürdüğünü, yeni yatırımları ertelettiğini ve dolayısıyla ülke ekonomisinin genel rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti. Bu nedenle, finansal sıkılaşmanın, bu hayati kesimin finansal dayanıklılığına ve büyüme potansiyeline zarar vermemesi gerektiği mesajını verdi. Avdagiç, “Finansal sıkılaşmanın, finansal dayanıklılığa halel getirmemesi en önemli beklentimizdir. Dolayısıyla finansman koşullarının makul ölçeklerde ve kademeli olarak iyileştirilmesini ihmal etmemeliyiz,” diyerek, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ve istikrar için dengeli bir finansman politikasının elzem olduğunu ifade etti. Bu denge, enflasyonla mücadele hedeflerine ulaşılırken, ekonominin diğer dinamiklerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini işaret etmektedir.
Küresel ve Bölgesel Gelişmeler: Orta Doğu’daki Gerginliklerin Ticarete Etkisi
Şekib Avdagiç, küresel ekonomik görünümün baskılanmaya devam ettiğini ve jeopolitik risklerin bu baskıyı artırdığını dile getirdi. Özellikle Orta Doğu’da yaşanan olayların dünya ekonomisi üzerindeki ciddi sarsıntılara değinen Avdagiç, İsrail’in Gazze’de uyguladığı katliam ve saldırıların bölgedeki askeri ve siyasi gerginlikleri had safhaya çıkardığını belirtti. Bu durumun, küresel tedarik zincirleri ve enerji piyasaları üzerinde öngörülemez etkiler yarattığını, aynı zamanda uluslararası ticaret ve yatırım ortamını olumsuz etkilediğini ifade etti. Bu tür bölgesel çatışmaların, küresel büyüme beklentilerini aşağı çektiğini ve belirsizliği artırdığını vurguladı.
Filistin’in özgürlük mücadelesinin önde gelen isimlerinden İsmail Heniyye’nin menfur bir saldırıda şehit edilmesini de sert bir dille kınayan Avdagiç, “Korkakça saldırıyı düzenleyenleri nefretle telin ediyorum.” açıklamasında bulundu. İsrail’in Gazze’de 7 Ekim 2023’te başlattığı ve soykırım boyutuna ulaşan saldırıların birinci yılına doğru ilerlendiğine dikkat çeken İTO Başkanı, bölgedeki insani krizin boyutlarına da değindi. Avdagiç, “Filistin’de İsrail katliamında ölenlerin sayısı 40 bine ulaştı. Ne yazık ki, İsrail her gün 10 ya da 20 Müslümanı katletmeyi sıradan bir istatistiğe indirgemeye çalışıyor. İstanbul iş dünyası olarak buna ram olmayacağız. Filistinli kardeşlerimizin hayat hakkını, özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz,” sözleriyle, İstanbul iş dünyasının bu insanlık dramına sessiz kalmayacağını vurguladı. Avdagiç, bölgedeki savaşın tüm Ortadoğu’ya yayılmasının önlenmesi ve başkenti Doğu Kudüs olan özgür Filistin devletinin bir an evvel tesis edilmesi çağrısında bulunarak, kalıcı barışın bölge istikrarı için temel bir gereklilik olduğunu belirtti. Bu çağrı, sadece insani bir sorumluluk değil, aynı zamanda bölgedeki ticari ve ekonomik istikrarın sağlanması için de stratejik bir gerekliliktir.
Ekonomik İstikrar Programının Meyveleri ve İTO’nun Beklentileri
Haziran 2023 seçimlerinin ardından Türkiye’de ekonomi politikalarında gözlenen radikal değişikliklerin olumlu sonuçlarının her geçen gün daha belirgin hale geldiğini ifade eden Şekib Avdagiç, finansal istikrar programının sağladığı kazanımlara değindi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz rezervlerinin tarihi rekor seviyelere ulaşmasının, ülkenin finansal güvenilirliğini artırdığını ve dış şoklara karşı direncini güçlendirdiğini kaydetti. Ayrıca, cari işlemler dengesinde gözle görülür bir iyileşmenin sürdüğünü ve daha önce bozulmuş olan bütçe dengesinin yeniden tesis edildiğini belirterek, bu gelişmelerin makroekonomik istikrar yolunda önemli adımlar olduğunu vurguladı. Bu başarıların, uluslararası yatırımcılar nezdinde Türkiye’ye olan güveni pekiştirdiğini de ekledi.
Bu olumlu gelişmelerin yanı sıra, Avdagiç, programın sürdürülebilirliği ve iş dünyası üzerindeki etkileri konusunda önemli beklentilerini de dile getirdi. Özellikle kredi büyümesine getirilen sınırlamaların, enflasyonla mücadeledeki rolü yadsınamazken, bu kısıtlamaların KOBİ’lerin finansmana erişimini engellememesi gerektiğini tekrarladı. Güçlü ve rekabetçi bir yatırım ekosisteminin tesisi için finansman koşullarının iyileştirilmesinin elzem olduğunu belirten Avdagiç, “İçinde bulunduğumuz finansal şartların ve yatırım ikliminin süratle iyileştirilmesi beklentisi içindeyiz. Bugün içinde bulunduğumuz koşulları, bu vizyonla örtüşür hale getirmemiz gerekiyor,” diyerek, reformların başarısının ancak iş dünyasının beklentileriyle uyumlu bir ortamda gerçekleşebileceğine işaret etti. Bu bağlamda, hukuki altyapının güçlendirilmesi, bürokrasinin azaltılması, vergi sisteminin basitleştirilmesi ve öngörülebilirliğin artırılması gibi yapısal reformların da finansal iyileşmenin tamamlayıcısı olduğunu ima etti. Bu adımlar, Türkiye’nin uzun vadeli büyüme potansiyelini maksimize etmek için kritik öneme sahiptir.
Döviz Kuru ve İhracatın Zorlukları: Rekabet Gücünü Koruma Gerekliliği
Türk lirasının reel olarak değerlenmesinin, “kur kaynaklı maliyet enflasyonunun” dizginlenmesinde önemli bir işlev gördüğünü kabul eden Avdagiç, bu durumun ihracat sektörü açısından yarattığı zorluklara da dikkat çekti. Kur artışlarının enflasyonla bağının kopmasının, özellikle ihracatçı firmalar için ciddi bir rekabet gücü kaybına yol açtığını ifade etti. Yıllık bazda kur artışı ile enflasyon arasındaki makasın kur aleyhine 50 puana yaklaşmasının, ihracat sektörü için bir “alarm durumu” oluşturduğunu belirtti. Bu durum, yurt içi maliyetlerin (işçilik, enerji, hammadde vb.) enflasyon nedeniyle artarken, ihracattan elde edilen gelirin Türk lirası karşılığının aynı oranda artmaması anlamına gelmektedir. Bu da ihracatçıların kar marjlarını baskılamakta, uluslararası pazarlarda fiyat rekabetçiliklerini azaltmakta ve yeni pazarlara açılmalarını zorlaştırmaktadır.
Avdagiç, bu makasın somut etkilerine dair temmuz ayı verilerini de örnek gösterdi: “Sadece temmuzda kur yüzde 0,6 artarken, TÜİK rakamlarına göre temmuz TÜFE yüzde 3,23, İTO’ya göre yüzde 4 arttı.” Bu tür dengesizliklerin, özellikle tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon gibi geleneksel ve yoğun emek gerektiren, ihracat odaklı ürün gruplarında daralmaya ve önemli pazar kayıplarına yol açtığını vurguladı. Bu sektörlerin, binlerce kişiye istihdam sağlayan ve Türkiye’nin dış ticaret fazlasına önemli katkı sunan alanlar olduğunu hatırlattı. İTO Başkanı, ihracatın sürdürülebilirliği ve Türkiye ekonomisinin sağlıklı büyümesi için kur ile enflasyon arasında dengeli bir korelasyonun tesis edilmesinin hayati önem taşıdığını yineledi. Bu denge, ihracatçıların maliyetlerini yönetebilmesi, yeni yatırımlar yapabilmesi, teknolojik gelişmelere uyum sağlayabilmesi ve uluslararası pazarlarda etkin bir şekilde varlığını sürdürebilmesi için temel bir gerekliliktir. Avdagiç’in vurgusu, enflasyonla mücadelenin, ihracat odaklı büyüme hedeflerini göz ardı etmeden, ülkenin dış ticaret dengesini koruyarak sürdürülmesi gerektiği yönündedir.
İTO’dan İş Dünyasına Mesajlar ve Gelecek Vizyonu
Şekib Avdagiç’in açıklamaları, Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu ve gelecek beklentilerini kapsayan geniş bir perspektif sunmaktadır. Enflasyonla mücadeledeki kararlılığın desteklenmesi gerektiğini belirtirken, bu mücadelenin KOBİ’ler ve ihracat sektörü üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerinin dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Finansal sıkılaşma politikalarının makul ölçeklerde ve kademeli olarak uygulanması, finansal dayanıklılığı koruma ve yatırım ortamını iyileştirme hedefleriyle uyumlu olmalıdır. Bu yaklaşımla, kısa vadeli hedefler ile uzun vadeli büyüme stratejileri arasında bir denge kurulabilir.
İTO Başkanı, küresel düzeyde yaşanan jeopolitik gerilimlerin ve özellikle Orta Doğu’daki istikrarsızlığın dünya ekonomisi üzerindeki derin etkilerine değinerek, barış ve istikrarın hem insani hem de ekonomik açıdan vazgeçilmez olduğunu hatırlatmıştır. Türkiye’nin makroekonomik istikrar programının ilk meyvelerini vermeye başlaması umut verici olmakla birlikte, bu kazanımların sürdürülebilirliği için iş dünyasının sesine kulak verilmesi ve politikaların esneklikle gözden geçirilmesi gerektiği mesajını vermiştir. Sonuç olarak, Avdagiç’in mesajı, güçlü ve rekabetçi bir Türkiye ekonomisi inşa etmek için enflasyonla mücadeleyi, KOBİ’leri desteklemeyi, ihracatı güçlendirmeyi ve küresel barışa katkıda bulunmayı amaçlayan bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğidir. Bu vizyon, Türkiye’nin hem iç piyasada hem de uluslararası arenada daha güçlü bir konum elde etmesini sağlayacaktır.