Borsa haftayı kazançla kapattı

Borsa İstanbul Yükselişle Kapanırken, Ekonomik Gündem ve Küresel Piyasalar Mercek Altında

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, haftanın önemli kapanışlarından birini gerçekleştirerek günü yüzde 1,11 değer artışıyla 9.951,65 puandan tamamladı. Bu yükseliş, yatırımcıların piyasaya olan güveninin bir göstergesi olarak yorumlanırken, endeksin önceki kapanışına göre 109,50 puanlık artışı dikkat çekti. Toplam işlem hacminin ise 103 milyar liraya ulaşması, piyasadaki hareketliliğin ve işlem yoğunluğunun ne denli yüksek olduğunu ortaya koydu. Bu hacim, hem bireysel hem de kurumsal yatırımcıların piyasaya olan ilgisinin devam ettiğini gösteren önemli bir veri niteliğindeydi.

Sektörel bazda bakıldığında ise farklı performanslar sergilendi. Bankacılık endeksi günü yüzde 0,90 oranında değer kaybıyla tamamlarken, holding endeksi yüzde 1,73 oranında kayda değer bir değer artışı yaşadı. Bu durum, piyasa içinde sektörler arası ayrışmanın belirginleştiğini gösterdi. Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 3,57 ile finansal kiralama ve faktoring sektörü oldu. Bu güçlü performans, ilgili sektörün geleceğe yönelik beklentilerinin olumlu olduğunu ve yatırımcıların bu alana yöneldiğini işaret etti. Öte yandan, iletişim endeksi ise yüzde 0,93 ile en çok değer kaybeden sektör olarak karşımıza çıktı. Bu ayrışmalar, yatırımcıların stratejilerini belirlerken sektör bazlı dinamikleri ne kadar dikkatle takip ettiklerini gözler önüne serdi.

Küresel Piyasaların Seyri ve ABD Ekonomisinden Gelen Sinyaller

Küresel piyasalar, ABD’nin ek gümrük vergilerine yönelik endişelerin sınırlı da olsa azalmasıyla karışık bir seyir izlemeye devam etti. Dünya ekonomisinin lokomotifi konumundaki ABD’den gelen ekonomik veriler ve politik gelişmeler, küresel piyasaların yönünü belirlemede kritik bir rol oynuyor. Bu noktada, ABD ekonomisinden gelen son istihdam verileri, piyasalar tarafından büyük bir dikkatle takip edildi. Ocak ayında tarım dışı istihdam, beklentilerin altında kalarak 143 bin kişi arttı. Bu veri, iş gücü piyasasındaki momentumun bir miktar yavaşladığına işaret edebilirdi. Ancak aynı dönemde, işsizlik oranının yüzde 4,1’den yüzde 4’e gerilemesi, iş gücü piyasasının genel sağlığının hâlâ güçlü olduğunu gösterdi. Daha da önemlisi, ortalama saatlik kazançlar aylık bazda yüzde 0,5, yıllık bazda ise yüzde 4,1 ile beklentilerin üzerinde bir artış gösterdi. Bu durum, ücret enflasyonunun potansiyel risklerini gündeme getirdi.

Analistler, tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin altında gelmesine rağmen, işsizlik oranındaki düşüş ve ortalama saatlik kazançlardaki beklenti üzeri artışın, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimleri konusunda acele etmeyeceğine dair tahminleri güçlendirdiğini belirtti. Fed’in temel hedeflerinden biri olan fiyat istikrarı için güçlü ücret artışları, enflasyonist baskıları besleyebileceği endişesini yaratıyor. Dolayısıyla, güçlü ücret artışları, Fed’in faiz indirim döngüsünü ötelemesine neden olabilecek bir faktör olarak piyasaların radarında yer alıyor. Küresel ekonomik gelişmeler, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin piyasalarını da doğrudan etkilediği için, ABD’den gelen bu sinyallerin Borsa İstanbul üzerinde dolaylı yansımaları olması kaçınılmazdı.

TCMB’den Enflasyon Raporu ve Geleceğe Yönelik Taahhütler

Yurt içi ekonomi gündeminin en önemli başlıklarından biri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan tarafından açıklanan Yılın 1. Enflasyon Raporu oldu. İlk kez İstanbul Finans Merkezi’ndeki TCMB Yerleşkesi’nde düzenlenen bu bilgilendirme toplantısında, Başkan Karahan, enflasyon hedeflerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Karahan, 2025 sonunda enflasyonun yüzde 24 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini belirtti. Bu tahmin, enflasyonla mücadelede kararlılığın bir göstergesi olarak algılandı. Ayrıca, 2026 yıl sonu için yüzde 12 olan enflasyon tahmininin korunduğunu vurguladı. Bu uzun vadeli hedef, TCMB’nin enflasyonu kalıcı olarak tek haneli seviyelere indirme çabasının altını çizdi. Başkan Karahan, enflasyonun 2027 yılında yüzde 8’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanmasını hedeflediklerini de sözlerine ekledi. Bu hedefler, para politikasının öncelikli amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğunu bir kez daha teyit etti ve yatırımcılara geleceğe yönelik bir yol haritası sundu.

Para politikasına ilişkin mesajlar da oldukça netti. Başkan Karahan, faiz indirimleri konusunda herhangi bir “otopilot”ta olmadıklarını, toplantıdan toplantıya, veri odaklı bir yaklaşımla ilerlediklerini ifade etti. Bu açıklama, TCMB’nin önümüzdeki dönemdeki para politikası kararlarını alırken elindeki güncel verilere ve ekonomik koşullara göre hareket edeceğini, ezberlenmiş bir senaryoyu takip etmeyeceğini gösterdi. Karahan, “belli bir alanımız olduğunu değerlendiriyoruz ama ihtiyatlı bir şekilde gitmek burada oldukça önemli” ifadesini kullanarak, politika alanının mevcut olduğunu ancak atılacak adımların dikkatli ve temkinli bir şekilde planlanacağını vurguladı. Bu ihtiyatlı yaklaşım, piyasalardaki belirsizlikleri azaltmaya ve beklentileri yönetmeye yardımcı olmayı amaçlıyor. TCMB’nin şeffaf ve veri odaklı iletişim stratejisi, enflasyonla mücadelede piyasaların güvenini kazanmak adına kritik bir rol oynuyor.

Gelecek Haftanın Gündemi: Yurt İçi ve Yurt Dışı Veriler

Önümüzdeki hafta hem yurt içinde hem de yurt dışında yoğun bir veri ve olay takvimi piyasaları bekliyor. Analistler, yurt içinde ödemeler dengesi verilerinin, TCMB piyasa katılımcıları anketinin sonuçlarının ve iş gücü istatistiklerinin öne çıkacağını belirtti. Ödemeler dengesi, ülkenin dış ticaret ve sermaye akışları açısından kritik bilgiler sunarken, cari işlemler açığının seyrini ortaya koyacak. TCMB piyasa katılımcıları anketi, piyasanın enflasyon, faiz oranları ve ekonomik büyüme beklentilerini göstererek forward-looking (ileriye dönük) bir rehber görevi görüyor. İş gücü istatistikleri ise istihdam piyasasının genel sağlığı ve tüketim eğilimleri hakkında önemli ipuçları verecek. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve gelecekteki potansiyeline ilişkin önemli değerlendirmeler için temel teşkil edecek.

Yurt dışında ise ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell’ın açıklamaları büyük bir merakla bekleniyor. Powell’ın her sözü, Fed’in para politikası duruşu ve faiz oranlarının geleceği hakkında ipuçları arayan küresel piyasalar için belirleyici olabiliyor. ABD’de enflasyon verileri, perakende satışlar ve sanayi üretimi gibi önemli ekonomik göstergeler de yakından takip edilecek. Enflasyon verileri Fed’in faiz kararlarını doğrudan etkilerken, perakende satışlar tüketici harcamalarının, sanayi üretimi ise ekonomik aktivitenin nabzını tutacak. Avro Bölgesi ve İngiltere’deki büyüme verileri de küresel ekonomik tabloyu tamamlayacak ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını etkileyebilecek potansiyele sahip. Bu yoğun veri gündemi, yatırımcıların karar alma süreçlerinde dikkate almaları gereken birçok faktörü barındırıyor.

BIST 100 Teknik Analiz ve Cari Açık Beklentileri

Borsa İstanbul özelinde teknik analiz de yatırımcılar için önemli bir rehber niteliğinde. Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.960 ve 9.970 puanın direnç seviyeleri olarak öne çıktığını kaydetti. Direnç seviyeleri, yükseliş eğiliminin karşılaşabileceği potansiyel engelleri gösterir ve bu seviyelerin aşılması durumunda yukarı yönlü hareketin güçlenebileceği yorumlanır. Öte yandan, 9.750 ve 9.650 seviyeleri ise destek konumunda bulunuyor. Destek seviyeleri, düşüş eğiliminin durulabileceği veya tersine dönebileceği potansiyel tabanları işaret eder. Bu seviyeler, yatırımcıların alım ve satım kararlarını verirken teknik göstergelerle birlikte değerlendirdiği kritik eşiklerdir. Piyasa katılımcıları, bu teknik seviyeleri yakından izleyerek risk yönetimi stratejilerini oluşturur ve olası piyasa hareketlerine karşı hazırlıklı olmaya çalışır.

AA Finans Ödemeler Dengesi Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler ise cari işlemler hesabına ilişkin önemli tahminlerde bulundu. Ekonomistler, aralık ayında cari işlemler hesabının 3 milyar 665 milyon dolar açık verdiğini öngördü. Bu açık, ülkenin dış ticaret ve hizmetler dengesindeki durumu hakkında bilgi verirken, sermaye akışlarının önemini bir kez daha ortaya koydu. Daha uzun vadeli projeksiyonlarda ise ekonomistler, cari işlemler açığının 2024 yılında 9 milyar 651 milyon dolar olarak gerçekleşeceğini, 2025 yılında ise 19 milyar 909 milyon dolara yükseleceğini tahmin etti. Cari açık, ülkenin dış finansman ihtiyacını gösteren önemli bir makroekonomik göstergedir ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için cari açığın kontrol altında tutulması büyük önem taşır. Bu tahminler, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde dış dengeler açısından karşılaşabileceği potansiyel riskleri ve fırsatları gözler önüne serdi, ekonomi yönetiminin bu alandaki politikalarının seyrini şekillendirmede belirleyici rol oynayacak.