Emtia Piyasalarında Güncel Durum

Küresel Emtia Piyasaları Analizi: Fed Faiz Beklentileri, Ticaret Savaşları ve Jeopolitik Gelişmelerin Etkileri

Küresel emtia piyasaları, geçtiğimiz hafta boyunca Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Merkez Bankası (Fed) tarafından faiz indirimi beklentilerinin artması, ABD’nin dış ticaret politikalarına yönelik adımları ve ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında planlanan görüşmeye ilişkin haber akışı gibi temel dinamiklerin etkisiyle hareketli bir seyir izledi. Bu makroekonomik ve jeopolitik faktörlerin birleşimi, piyasalarda önemli dalgalanmalara yol açarak yatırımcıların dikkatini çekmeye devam etti.

Özellikle, ABD’de açıklanan tarım dışı istihdam verilerinin beklentilerin altında kalmasıyla oluşan ekonomik yavaşlama endişeleri, yeni haftaya da taşınarak Fed’in para politikasında gevşemeye gidebileceği yönündeki beklentileri daha da güçlendirdi. Analistler, piyasaların şu anda gözünü ABD’de açıklanacak enflasyon verilerine diktiğini ve para piyasalarında Fed’in eylül ayındaki toplantısında politika faizini 25 baz puan indirme ihtimaline kesin gözüyle bakıldığını ifade ediyorlar. Bu durum, Amerikan dolarının değer kaybetmesine yol açarak, genellikle dolar bazında fiyatlanan emtia grupları için destekleyici bir ortam yarattı.

Öte yandan, ABD’nin tarifelere ilişkin adımları küresel piyasalarda oynaklığı artıran temel unsurlar arasında yer almaya devam etti. ABD Başkanı Donald Trump’ın “karşılıklılık esasına dayanan ve oranları değişen” yeni tarifelerin yürürlüğe girdiğini açıklaması, uluslararası ticaret ilişkilerinde belirsizlikleri artırarak, özellikle sanayi metalleri ve bazı tarım ürünleri üzerinde doğrudan fiyat etkisi oluşturdu. Ticaret savaşlarının derinleşme potansiyeli, küresel tedarik zincirlerini ve talep görünümünü olumsuz etkileyerek, birçok emtia için bir baskı unsuru olmaya devam ediyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan güncel verilere göre, küresel gıda fiyatları temmuz ayında iki yılı aşkın sürenin zirvesine ulaştı. FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin aylık bazda yüzde 1,6 artışla 130,1 seviyesine yükselmesinde, özellikle et ve bitkisel yağ fiyatlarındaki belirgin yükselişin etkili olduğu kaydedildi. Bu durum, dünya genelinde gıda enflasyonu ve gıda güvenliği endişelerini gündeme taşıyarak, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hanehalkı bütçeleri üzerinde ek baskılar oluşturmaktadır.

Söz konusu makroekonomik ve jeopolitik gelişmelerin ardından, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,29 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi ise yüzde 1’lik bir azalışla 98,2 seviyesine geriledi. Dolar endeksindeki bu düşüş, yatırımcıların risk iştahındaki değişimleri ve Fed’in olası faiz indirimi adımlarına yönelik beklentileri yansıtan önemli bir gösterge oldu. Doların zayıflaması, uluslararası piyasalarda emtia alımını daha cazip hale getirerek, birçok değerli ve baz metal fiyatını yukarı yönlü etkiledi.

Değerli Metaller: Güvenli Liman Talebi ve Faiz İndirimi Beklentileriyle Yükseliş

Geçtiğimiz hafta değerli metaller piyasası, küresel çapta artan jeopolitik belirsizlikler, ABD’nin ticaret politikalarına ilişkin adımları ve Fed’in faiz indirimi beklentileriyle şekillendi. Artan risk algısı, yatırımcıları güvenli liman olarak görülen altın ve gümüşe yönlendirirken, dolar endeksindeki zayıflama da dolar bazında fiyatlanan bu metaller için ek bir destek unsuru oluşturdu. Bu genel eğilimde, paladyum dışındaki tüm değerli metaller değer kazanarak haftayı pozitif kapattı.

Altın: Enflasyon Endişeleri ve Doların Zayıflamasıyla Rekor Potansiyeli

Altının ons fiyatı, ABD’nin altın tarifelerine ilişkin süregelen belirsizlikler, Fed’in faiz indirimi beklentileri ve jeopolitik risklerin etkisiyle güçlü bir destek buldu. Özellikle yüksek enflasyon beklentileri ve potansiyel ekonomik yavaşlama senaryoları karşısında yatırımcılar, varlıklarını korumak amacıyla altına olan ilgilerini artırdılar. Altın, tarihsel olarak hem bir enflasyon koruyucusu hem de ekonomik çalkantı dönemlerinde bir sığınak olarak kabul edilir.

Sektörün önde gelen finans kuruluşlarından Citigroup, ons altın için üç aylık fiyat tahminini 3 bin 300 dolardan 3 bin 500 dolara yükseltirken, beklenen işlem aralığını da 3 bin 100-3 bin 500 dolar aralığından 3 bin 300-3 bin 600 dolar aralığına revize etti. Banka tarafından yapılan detaylı değerlendirmede, “ABD’de büyüme ve gümrük vergileriyle ilişkili enflasyon endişelerinin 2025’in ikinci yarısında yüksek kalmaya devam etmesi bekleniyor. Bu durum, zayıflayan dolarla birlikte altının kademeli olarak yükselerek yeni rekor seviyelere ulaşmasına neden olacak” ifadelerine yer verildi. Bu analiz, altının orta ve uzun vadeli yükseliş potansiyeline olan güçlü inancı yansıtmaktadır.

Gümüş: Altına Paralel Yükseliş ve Güçlü Sanayi Talebi

Gümüşün ons fiyatı da altına paralel olarak güçlü seyrini korudu. Güçlü yatırım talebi, sanayi kullanımının sürmesi (özellikle güneş enerjisi ve elektronik sektörlerinde), zayıflayan dolar endeksi ve Fed’den beklenen faiz indirimi kararları, gümüş fiyatlarını pozitif yönde destekleyen başlıca faktörler oldu. Gümüş, hem değerli bir metal olarak güvenli liman özelliği taşıması hem de endüstriyel hammaddelerde geniş bir kullanım alanına sahip olması nedeniyle çift yönlü bir talep görüyor. Bu durum, fiyatların daha dirençli olmasına katkıda bulunmaktadır.

HSBC de, yüksek seyreden altın fiyatları ve küresel jeopolitik belirsizlikleri göz önünde bulundurarak 2025 yılı ortalama gümüş fiyatı tahminini ons başına 30,28 dolardan 35,14 dolara yükseltti. Banka analistleri, altının rekor seviyelere ulaşmasının gümüşü de yukarı çektiğini ve bu rallinin temelinde altın piyasasındaki güçlü hareketin yattığını belirtti. Bu, gümüşün genellikle altının ayak izlerini takip ettiğini ve altın piyasasındaki olumlu gelişmelerden doğrudan etkilendiğini göstermektedir.

Paladyum: Rusya Kaynaklı Arz Hassasiyeti ve Değer Kaybı

Değerli metaller arasında paladyum, küresel maden üretiminin yaklaşık yüzde 40’ının Rusya Federasyonu’ndan sağlanması nedeniyle arz hassasiyeti yüksek bir emtiadır. Geçen hafta, arzın bu ülkeye olan yoğun bağımlılığı ve ABD ile Rusya arasındaki diplomatik temasların tarifelere olumlu yansıyabileceği beklentisi, paladyum fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı yarattı. Olası bir yumuşama veya yaptırımların hafifletilmesi, Rusya’dan gelen arzın artacağı beklentisini doğurarak fiyatlarda düşüşe neden olabilir.

Haftalık bazda değerli metallerde, ons fiyatları altında yüzde 1, gümüşte yüzde 3,5 ve platinde yüzde 1,3 değer kazanırken, paladyumda yüzde 6,9 oranında kayda değer bir değer kaybı yaşandı. Bu durum, her bir değerli metalin kendine özgü arz-talep dinamiklerinin ve jeopolitik hassasiyetlerinin fiyatlamalar üzerindeki farklı etkilerini açıkça ortaya koydu ve piyasanın karmaşıklığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Baz Metaller: Küresel Ticaret Politikaları ve Çin Ekonomisinin Belirleyici Rolü

Baz metaller piyasası, ABD’nin ticaret politikalarına ilişkin adımlarının etkisiyle geçen hafta dalgalı bir seyir izlemeye devam etse de, haftayı genel olarak pozitif bir performansla tamamladı. Sanayi ve inşaat sektörlerindeki yoğun kullanım alanları nedeniyle baz metaller, küresel ekonomik aktivitenin ve büyüme beklentilerinin önemli bir göstergesi olarak kabul edilir. Bu nedenle, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve dünyanın en büyük baz metal tüketicisi olan Çin ekonomisindeki değişimler, bu piyasalar üzerinde doğrudan ve hızlı bir etki yaratmaktadır.

Bakır: Tarife Şokundan Toparlanma Çabası ve Uzun Vadeli Talep

“Doktor Bakır” olarak da bilinen bakır, temmuz sonunda ABD Başkanı Trump’ın rafine bakırı kapsamayan “yumuşatılmış” tarife duyurusuyla ABD vadeli fiyatlarında bir anda yüzde 20’den fazla ani bir düşüş yaşamıştı. Ancak geçen hafta, bakır fiyatları bu kayıplarını telafi etme çabasına girerek toparlanma eğilimi gösterdi. Bu durum, piyasaların tarife şokunu sindirmesi ve temel sanayi talebinin devam ettiğine dair işaretler aramasıyla ilişkilendirilebilir. Özellikle elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji altyapısı ve genel küresel enerji dönüşümü gibi sektörlerde bakıra olan uzun vadeli talep beklentileri, fiyatları destekleyici bir unsur olmaya devam etmektedir.

Çin Ekonomisinden Gelen Verilerin Etkisi

Piyasalar kapandıktan sonra 9 Ağustos Cumartesi günü açıklanan verilere göre, Çin’de temmuz ayında Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yıllık bazda yüzde 3,6 gerilerken, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 0’da kaldı. Ancak çekirdek TÜFE’nin 17 ayın zirvesine çıkması, iç talebin belirli sektörlerde bir miktar güçlendiğine işaret etti. Analistler, zayıf iç talep ve ticaret belirsizliğinin genel olarak fiyatları baskıladığını, ancak kalıcı bir ekonomik toparlanma görülmedikçe dinamiklerin zayıf kalacağını ve Çin hükümeti tarafından ekonomiyi destekleyici hedefli müdahalelerin artabileceğini belirtti. Çin’in ekonomik sağlığı ve hükümetin alacağı önlemler, baz metaller piyasası için kritik önem taşımaktadır.

Bu gelişmelerle baz metallerde, tezgah üstü piyasada (OTC) haftalık bazda bakırda yüzde 1, çinkoda yüzde 3,6, alüminyumda ve kurşunda yüzde 1,6 ve nikelde yüzde 0,6 değer kazancı yaşandı. Bu artışlar, piyasanın belirli ölçüde toparlanma potansiyeli taşıdığını ve özellikle Çin ekonomisinden gelecek destekleyici adımlarla talebin canlı kalabileceğini göstermektedir.

Petrol Piyasaları: Arz Fazlası Endişeleri ve Jeopolitik Yumuşama Beklentisi

Brent petrol fiyatları, tamamlanan haftada önemli değer kayıplarıyla kapanarak haziran sonundan bu yana en kötü haftalık performansını sergiledi. Bu düşüşte, ABD ile Rusya’nın Ukrayna konusunda olası bir ateşkes anlaşması arayışında olduğuna dair haberler ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun üretimi artırma kararı etkili oldu. Özellikle olası bir ateşkes, Rus petrolüne yönelik yaptırımların hafifleyebileceği ve küresel piyasalara daha fazla Rus petrolü akabileceği beklentisini doğurdu.

OPEC+ grubunun eylül ayında üretimi günlük 547 bin varil artırma ve gönüllü kesintileri erken sonlandırma kararı ise piyasalardaki arz fazlası endişelerini daha da güçlendirdi. Bu karar, küresel talebin güçlü bir şekilde toparlanamadığı ve ekonomik yavaşlama endişelerinin devam ettiği bir ortamda, petrol arzının artmasına neden olarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu. OPEC+’ın bu kararı, piyasanın dengeye ulaşması için daha fazla zaman gerekeceği yönündeki beklentileri pekiştirdi.

ABD Başkanı Trump’ın Hindistan ve Çin’i Rus petrolü alımlarını azaltmaya zorlayabileceğine dair yaptırım ve tarife mesajları, küresel petrol talebi görünümünde ek bir belirsizlik yarattı. Bu tür açıklamalar, büyük tüketicilerin ithalat stratejilerini etkileyerek talebi olumsuz etkileme potansiyeline sahiptir. Ancak hafta sonuna doğru ABD-Rusya temaslarına yönelik beklentilerin artması, piyasada bir miktar umut yaratmaya çalışsa da genel olarak aşağı yönlü baskının devam etmesine engel olamadı. Bu karmaşık jeopolitik ve arz-talep dinamikleri, petrol piyasalarını oldukça oynak hale getirmektedir.

Bu gelişmeler neticesinde, Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 5 azalırken, New York Ticaret Borsası’nda (NYMEX) işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 3 değer kaybetti. Enerji piyasaları, küresel arz ve talep dengeleri kadar jeopolitik gelişmelere ve büyük üreticilerin politikalarına da son derece duyarlı bir yapıya sahiptir. Bu faktörlerin her biri, kısa ve orta vadede fiyat hareketlerini belirlemede kritik bir rol oynamaktadır.

Tarım Emtiaları: Küresel Arz Koşulları ve İhracat Dinamikleri Arasında Karışık Seyir

Tarım emtiaları piyasası, geçen hafta küresel arz koşulları, önde gelen üretici ülkelerdeki hava durumu gelişmeleri ve ABD’deki ihracat verileri ekseninde karışık bir seyir izledi. Tarım ürünleri, doğrudan hava koşulları, mevsimsel hasat beklentileri, jeopolitik riskler ve uluslararası ticaret anlaşmaları gibi birçok faktörden büyük ölçüde etkilenir. Bu çeşitlilik, her bir tarım ürünü için farklı fiyat dinamikleri yaratmaktadır.

Buğday Piyasası: Rusya Arzı ve ABD İhracatı Dengesi

Rusya’da beklenen rekor buğday rekoltesi, küresel piyasalarda arz fazlası beklentisi yaratarak buğday fiyatlarını baskıladı. Rusya, dünyanın en büyük buğday ihracatçılarından biri olduğu için, üretimindeki belirgin artış küresel fiyatlar üzerinde ciddi bir aşağı yönlü etki yaratma potansiyeli taşımaktadır. Buna karşın, ABD’de açıklanan güçlü haftalık buğday ihracat satışları, uluslararası talep tarafından fiyatlamaları bir ölçüde destekledi. Avrupa Birliği (AB) genelindeki üretim tahminlerindeki artış da arz görünümünü güçlendiren bir diğer faktör olarak öne çıktı. Bu durum, hem arz hem de talep tarafındaki farklı dinamiklerin buğday fiyatlarını çift yönlü etkilediğini ve piyasanın karmaşık dengesini ortaya koyduğunu göstermektedir.

Mısır Piyasası: Rekor Verim Beklentileri ve Lojistik Zorluklar

Mısır fiyatlarında ise ABD’de beklenen rekor verim beklentisi ve Latin Amerika’da hızla ilerleyen hasat, arzı güçlü tutan temel unsurlar oldu. Ancak ABD’nin yeni sezon için yüksek haftalık satışları ve etanol stoklarındaki gerileme, fiyatlamalarda pozitif bir etki yarattı. Özellikle Brezilya’daki hasat ve lojistik gecikmelerinin bazı uluslararası alıcıları kısa vadede ABD mısırına yönlendirmesi de fiyatları destekleyen ek bir faktör olarak gözlemlendi. Mısır, özellikle biyoyakıt üretimi ve hayvan yemi olarak geniş kullanım alanına sahip olduğu için, bu dinamikler arz-talep dengesinde önemli rol oynamaktadır.

Pirinç Piyasası: Japonya’daki Hava Koşulları ve Asya Piyasaları

Pirinç piyasasında ise bölgesel faktörler öne çıktı. Japonya’daki aşırı sıcaklar ve zararlı böceklerdeki artış, pirinç verimi ve kalitesi üzerinde ciddi riskler oluşturdu. Bu durum, Japonya’nın olası ek ithalat ihtiyacını gündeme getirerek, Asya piyasalarında pirinç fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir artış beklentisi oluşturdu. Asya ülkeleri, küresel pirinç üretim ve tüketiminin büyük bir kısmını oluşturduğu için, bu tür bölgesel gelişmelerin küresel piyasalara yansımaları önemli olabilmektedir. Özellikle büyük Asya ekonomilerinin pirinç talepleri, küresel fiyatları doğrudan etkileme gücüne sahiptir.

Geçen hafta Chicago Ticaret Borsası’nda (CBOT) kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 3,8 değer kazanırken, soya fasulyesinde yüzde 0,3, buğdayda yüzde 0,2 ve mısırda yüzde 1,2 azaldı. Buğday ve mısırdaki düşüşler küresel arz fazlası beklentileriyle açıklanabilirken, pirinçteki artış bölgesel arz sorunlarından kaynaklandı ve her ürünün kendi özel piyasa koşullarına ne kadar duyarlı olduğunu gösterdi.

Diğer Tarım Ürünleri: Kahveden Kakaoya Çeşitli Dinamikler

ABD’de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange’de (ICE) ise libre bazında fiyatlar kahvede yüzde 6,3, şekerde yüzde 0,6 ve pamukta yüzde 0,4 arttı. Kahve fiyatlarındaki artış genellikle Brezilya gibi büyük üreticilerdeki olumsuz hava koşulları veya hasat beklentilerindeki değişimlerle ilişkilidir. Şeker ve pamukta yaşanan yükselişler de küresel arz-talep dengesindeki belirli gerilimleri veya iyimser beklentileri yansıtmaktadır. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 7,1 gibi kayda değer bir artışla tamamladı. Kakao fiyatlarındaki yükseliş, genellikle Batı Afrika’daki ana üretici ülkelerdeki (Fildişi Sahili, Gana) olumsuz hava koşulları, hastalıklar ve yapısal sorunlar gibi arz endişelerinden kaynaklanabilir. Bu çeşitlilik, tarım emtiaları piyasasının ne kadar geniş ve farklı dinamiklere sahip olduğunu gözler önüne sermektedir ve her bir ürünün kendi özel faktörlerine göre hareket ettiğini göstermektedir.