Küresel Piyasalar Fırtınada: Enflasyon, Ticaret Savaşları ve Ekonomi Politikaları
Küresel ekonomi, son dönemde yaşanan belirsizliklerle dolu bir süreçten geçiyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomi politikaları, vergi indirimleri ve ticari tarifeler gibi adımları, dünya genelinde piyasaları derinden etkiliyor. Enflasyon ve olası bir resesyon arasındaki hassas denge, merkez bankalarını ve hükümetleri zorlu kararlar almaya iterken, uluslararası ticaretteki gerilimler küresel büyüme görünümünü gölgeliyor. Bu dinamik ortamda, yatırımcılar ve analistler, önümüzdeki dönemin yol haritasını çizmekte güçlük çekiyor.
ABD’nin ekonomi ve ticaret politikaları, global piyasaların ana gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Trump yönetiminin uygulamaya koyduğu vergi indirimleri paketi ve ithalat vergileri, ülkenin ekonomik aktivitesi üzerindeki potansiyel etkileriyle tartışma yaratıyor. Bu politikaların büyüme, enflasyon ve istihdam üzerindeki uzun vadeli sonuçları hakkında farklı görüşler dile getirilirken, ABD Merkez Bankası (Fed) ile Trump yönetimi arasındaki faiz politikası uyumsuzluğu da piyasalardaki belirsizliği artırıyor.
ABD Ekonomisi ve Trump Dönemi Politikalarının Yankıları
ABD Başkanı Donald Trump’ın imzasını taşıyan ekonomi politikaları, küresel piyasalar için bir referans noktası olmaya devam ediyor. Özellikle büyük ses getiren vergi indirimi tasarısı, Temsilciler Meclisi’nden kıl payı bir farkla onay alarak yürürlüğe girme yolunda önemli bir adım attı. Başkan Trump, bu tasarının Amerikan halkına ciddi vergi avantajları sağlayacağını vurgulayarak, Senato’dan da hızlı bir onay beklediğini belirtti. Ancak analistler, bu vergi indirimlerinin ülkenin halihazırda 36,2 trilyon dolara ulaşan ulusal borcunu daha da artırabileceği endişesini taşıyor. Bu durum, uzun vadeli mali sürdürülebilirlik açısından önemli soruları beraberinde getiriyor.
Ticaret cephesinde ise, Trump yönetiminin gümrük tarifeleri politikası, küresel ticaret akışlarını ve arz zincirlerini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bu tarifelerin ekonomik aktiviteyi yavaşlatabileceği yönündeki endişeler, birçok ülke için büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edilmesine neden oluyor. Hem vergi indirimleri hem de tarifelerin, ABD ekonomisi üzerindeki net etkisi, enflasyon ve büyüme dinamikleri açısından yakından izleniyor.
Öte yandan, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin açıklamaları da piyasaların odağında yer alıyor. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller’ın yılın sonlarına doğru faiz indirimleri için hala bir ihtimal gördüğüne dair yorumu, piyasalarda belirli bir iyimserlik yarattı. Ancak Fed’in sıkı para politikası duruşu ile Trump yönetiminin gevşek maliye politikası arasındaki uyumsuzluk, ekonomi üzerinde potansiyel riskler oluşturuyor ve yatırımcıların geleceğe yönelik beklentilerini şekillendiriyor.
G7’den Ortak Mesaj ve Küresel İşbirliği
Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu zorluklar, uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Kanada’da düzenlenen G7 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Zirvesi, bu işbirliğinin en somut örneklerinden biriydi. ABD, Almanya, İngiltere, Kanada, Fransa, İtalya ve Japonya’dan oluşan bu yedi büyük ekonominin temsilcileri, zirve sonunda yayımladıkları ortak bildiride, çok sayıda karmaşık küresel zorluk karşısında ortak politika hedeflerinin sürdürülmesi konusunda kararlı olduklarını vurguladılar.
Bildiride, özellikle ticaret ve ekonomi politikalarındaki belirsizliğin yüksek olduğuna ve küresel büyüme üzerinde baskı yarattığına dikkat çekildi. Ancak aynı zamanda, ekonomi politikalarındaki belirsizliğin zirve yaptığı dönemden bu yana azaldığı kabul edilerek, daha fazla ilerleme kaydetmek için birlikte çalışılacağı mesajı verildi. Bu, uluslararası camianın, ticaret savaşları ve ekonomik dalgalanmalar gibi sorunlara karşı ortak bir cephe oluşturma çabasını gösteriyor.
Yaklaşan G7 Liderler Zirvesi de ayrı bir önem taşıyor. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in açıklamasına göre, Başkan Trump’ın gelecek ay Kanada’da düzenlenecek bu zirveye katılımı onaylandı. Liderler düzeyindeki bu toplantıların, küresel ekonominin yönünü tayin etme ve mevcut sorunlara çözüm bulma konusunda kilit bir rol oynaması bekleniyor. Ticaret anlaşmazlıkları, iklim değişikliği ve jeopolitik gerilimler gibi konuların masaya yatırılacağı bu zirveler, piyasalar için kritik göstergeler sunuyor.
Makroekonomik Veriler ve Piyasa Tepkileri
ABD ekonomisinden gelen son makroekonomik veriler, karışık bir tablo çiziyor. İşsizlik maaşı başvuruları, 17 Mayıs ile biten haftada 227 bine düşerek piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Bu durum, işgücü piyasasının hala güçlü olduğuna işaret ediyor ve Fed’in faiz indirimleri konusundaki temkinli duruşunu destekler nitelikte.
Ülkede imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), mayıs ayında 52,3’e yükselerek piyasa beklentilerinin üzerine çıktı. Aynı dönemde hizmet sektörü PMI da 52,3’e çıkarak beklentileri aştı. PMI verilerinin 50’nin üzerinde olması, sektörde genişlemeyi ifade ederken, bu yükselişler ABD ekonomisinin belirli sektörlerde dirençli olduğunu gösteriyor. Ancak bu iyileşme, global ticaretteki belirsizliklerle birlikte değerlendirildiğinde daha karmaşık bir görünüm sunuyor.
Piyasalarda ise bu gelişmelerin etkisiyle dalgalı bir seyir izlendi. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, kısa süreliğine yüzde 4,54 seviyesine indikten sonra yeni günde yüzde 4,53’te dengelendi. Altının ons fiyatı, dünü yüzde 0,6 azalışla 3 bin 295 dolardan tamamlarken, şu sıralarda yüzde 0,5 yükselişle 3 bin 312 dolardan işlem görüyor. Güvenli liman arayışının devam ettiğini gösteren bu hareketlilik, küresel piyasalardaki belirsizliğin bir yansıması.
Dolar endeksi yeni işlem gününde yüzde 0,3 düşüşle 99,6 seviyesinde seyrederken, Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 0,1 artışla 63,7 dolardan işlem görüyor. Emtia piyasalarındaki bu hareketlilik, küresel büyüme beklentileri ve jeopolitik risklerle yakından ilişkili. New York Borsası’nda ise S&P 500 endeksi yüzde 0,04 düşerken, teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq endeksi yüzde 0,28 yükseldi. Dow Jones endeksi ise yatay seyretti. Endeks vadeli kontratlar yeni güne karışık bir başlangıç yaparak, yatırımcıların temkinli duruşunu sürdürdüğünü gösterdi.
Avrupa Piyasalarında Negatif Seyir ve Resesyon Endişeleri
Avrupa borsaları, dün genel olarak satış ağırlıklı bir seyir izledi ve gözler bugün Almanya’dan gelecek büyüme verilerine çevrildi. Avro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’nın bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,2 büyümesi bekleniyor. Eğer bu tahmin gerçekleşirse, ülke 2024 yılının son çeyreğinde yaşadığı yüzde 0,2’lik daralmanın ardından teknik resesyondan sıyrılabilecek. Ancak Almanya Merkez Bankası’nın ekonominin ABD gümrük tarifesi politikasının etkisiyle ikinci çeyrekte durgunlaşmasını beklediği açıklaması, iyimserliği bir nebze gölgeliyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafında ise, nisan 2025 para politikası toplantı tutanakları, Yönetim Konseyi üyelerinin bankanın enflasyonla mücadelesinde sona yaklaştığını değerlendirdiklerini ortaya koydu. Üyeler, Avro Bölgesi’nde enflasyonun neredeyse “yenik” düştüğünü ve düşüşe neden olan etkenlerin kısa vadede baskın durumda olduğunu belirttiler. Tutanaklarda, “Üyeler, enflasyonun orta vadede hedefe döneceğine ve enflasyon şokuyla mücadelenin neredeyse sona erdiğine dair güvenlerinin arttığını ifade etmişlerdir,” değerlendirmesi yer aldı. Ancak bazı konsey üyeleri, küresel ticaret savaşının uzun vadede enflasyonu körükleyebileceği yönündeki endişelerini dile getirdi. Bu durum, ECB’nin gelecekteki faiz kararlarında hem mevcut enflasyon dinamiklerini hem de potansiyel dış riskleri göz önünde bulundurması gerektiğini gösteriyor.
Avro Bölgesi’nden gelen makroekonomik veriler de karışık bir tablo çiziyor. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, Avro Bölgesi’nde martta yüzde 2,2 olan yıllık enflasyon nisanda da aynı seviyede, yüzde 2,2 olarak belirlendi. Kovid-19 salgını sonrası bozulan tedarik zincirleriyle 2022 sonbaharında yüzde 10’u aşan enflasyonun bu seviyelere gerilemesi, ECB’nin sıkı para politikasının etkisini gösteriyor.
Bununla birlikte, Avro Bölgesi’nde nisan ayında 50,4 olan bileşik PMI, mayıs ayında 49,5’e inerek son 6 ayın en düşük seviyesini gördü. Nisan ayında 49 olan imalat sanayi PMI mayısta 49,4’e yükselirken, hizmet sektörü PMI ise 50,1’den 48,9’a inerek son 16 ayın en düşük seviyesine geriledi. PMI verilerindeki bu düşüş, Avro Bölgesi ekonomisinde genel bir yavaşlama eğilimine işaret ediyor ve resesyon endişelerini canlı tutuyor.
Bu gelişmelerle dün Almanya’da DAX 40 yüzde 0,51, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,54, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,73, Fransa’da CAC 40 endeksi ise yüzde 0,58 değer kaybetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne karışık bir seyirle başladı, bu da piyasalardaki belirsizliğin ve yön arayışının devam ettiğini gösteriyor.
Asya Ekonomilerinde Durum ve Japonya Odağı
Asya piyasaları, Güney Kore hariç genel olarak pozitif bir seyir izlerken, Japonya’dan gelen enflasyon verileri piyasaların odağındaydı. Japonya’da nisan ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 0,4 ile beklentilerin üzerinde bir artış gösterirken, yıllık bazda yüzde 3,6 artarak öngörülere paralel gerçekleşti. Ülkede çekirdek TÜFE ise yüzde 3,5 artış kaydederek tahminleri aştı. Bu veriler, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) ultra gevşek para politikasını gözden geçirme baskısını artırabilir.
Japonya Başbakanı Ishiba Shigeru’nun ABD Başkanı Donald Trump ile gümrük vergileri, diplomasi ve güvenlik konularını görüşmek üzere bir telefon görüşmesi yaptığı belirtildi. Ishiba, gelecek ay yapılacak G7 liderler zirvesi sırasında yüz yüze görüşme umutlarını paylaştıklarını ve Japonya’nın ABD gümrük vergilerinin kaldırılmasını talep etme tutumunun değişmediğini ifade etti. Bu görüşmeler, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geleceği açısından kritik önem taşıyor.
Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda da merkez bankasının süper uzun vadeli Japon devlet tahvillerindeki getirilerdeki artışın ortasında tahvil piyasasını yakından izleyeceğini söyledi. BoJ, enflasyon hedefine ulaşma ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme sağlama çabaları kapsamında para politikasını dikkatle yönetmeye çalışıyor.
Bu gelişmelerle, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,4, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,6 yükselirken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,1 geriledi. Asya piyasalarındaki bu ayrışma, bölgesel ekonomik dinamiklerin ve küresel ticaret gerilimlerinin farklı şekillerde algılandığını gösteriyor.
Türkiye Ekonomisi ve BIST 100 Endeksi’nin Seyri
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, dün alış ağırlıklı bir seyir izleyerek günü yüzde 0,81 değer kazancıyla 9.475,21 puandan tamamladı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı haziran vadeli kontrat ise akşam seansında normal kapanışa göre yaklaşık yüzde 0,1 azalışla 10.751,00 puanda işlem gördü. Türk piyasaları, küresel belirsizliklere rağmen iç dinamiklerden destek bulmaya çalışıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Finansal Okuryazarlık Günü” etkinliğinde yaptığı konuşmada, uygulanan ekonomi programıyla 2025’te de enflasyonun düşmeye devam edeceğine inandıklarını belirtti. Bakan Şimşek, hayat pahalılığıyla mücadelenin hükümetin en büyük önceliği olduğunu vurgulayarak, makroekonomik istikrarın sağlanması yönündeki kararlılık mesajını yineledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan da yılın 2. Enflasyon Raporu’nun tanıtım toplantısında, bir önceki rapor dönemiyle aynı şekilde, 2025 yıl sonunda enflasyonun yüzde 24 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini söyledi. Bu tahminler, TCMB’nin enflasyonla mücadeledeki kararlılığını ve beklentilerini yansıtıyor.
Öte yandan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan’daki Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Zirvesi dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, ekonomi programını kararlılıkla uyguladıklarını belirterek, “Enflasyonda düşüş dikkat çekici biçimde görülüyor. Bu bir süreç ve devam ediyor,” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı, ekonomide uygulanan reçetenin olumlu sonuçlar vermesinin doğru yolda olduklarını gösterdiğini vurguladı.
Erdoğan, Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) önemine de değinerek, “Yani bu noktada adım atıp, Kredi Garanti Fonu’ndan tulumbaya suyu dökmekte fayda var ki hareketlensin. İnşallah yeni dönemde çok daha farklı bir adımı atacağız. Bu konuyla ilgili olarak da ilgili arkadaşlarımıza gerekli uyarıları da yaptım. Şu anda bunun hazırlığı içerisindeyiz. Bu adımı atmaya mecburuz,” dedi. KGF’nin yeniden devreye alınması, özellikle KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırarak ekonomik canlanmaya katkı sağlamayı hedefliyor.
Enflasyondaki düşüşün öngörülebilirliği artırdığını ve son 40 ayın en düşük seviyesini gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gelişmelerin yurt içinde beklentilerin iyileşmesini sağlarken, dış finansmana erişim açısından Türkiye’nin kredi notuna olumlu yansıdığını ifade etti. Bu olumlu tablonun devamı için fiyat istikrarına olduğu kadar finansal istikrar ve büyüme dinamiklerine de çok dikkat edildiği mesajını verdi.
Döviz piyasasında ise Dolar/TL, dün yüzde 0,2 yükselişle 38,9250’den kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışına göre yüzde 0,3 artışla 39,0250 seviyesinden işlem görüyor. Analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.500 ve 9.600 puanın direnç, 9.400 ve 9.300 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu kaydederek, yatırımcıların bu seviyeleri yakından takip etmesini öneriyor.
Piyasalarda Takip Edilecek Önemli Veriler
Bugün küresel ve yerel piyasalar açısından kritik önem taşıyan bazı makroekonomik veriler açıklanacak. Yatırımcıların ve analistlerin dikkatle takip edeceği bu veriler, piyasaların yönünü belirlemede etkili olabilir:
- 09.00 İngiltere: Nisan ayı perakende satışlar verileri
- 09.00 Almanya: 1. çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyüme rakamları
- 10.00 TCMB (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası): Sektörel enflasyon beklentileri raporu
- 14.30 Türkiye: Haftalık para ve banka istatistikleri
- 14.30 Türkiye: Mart ayı finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlıkları
- 15.30 ABD: Nisan ayı inşaat izinleri
- 17.00 ABD: Nisan ayı yeni konut satışları
Bu veriler, İngiltere’nin tüketici harcamaları eğilimlerini, Almanya’nın Avro Bölgesi’ndeki ekonomik toparlanma gücünü, TCMB’nin enflasyon beklentilerine yönelik analizlerini ve ABD konut piyasasındaki güncel durumu ortaya koyacak. Piyasa katılımcıları, açıklanacak bu rakamların mevcut ekonomik projeksiyonları nasıl etkileyeceğini yakından izleyecek.
Küresel Ekonomide Yön Arayışı ve Gelecek Beklentileri
Özetle, küresel piyasalar, ABD’nin iç politikalarından kaynaklanan belirsizlikler, ticaret gerilimleri ve enflasyon-resesyon ikilemi gibi çok sayıda faktörün etkisiyle karışık bir seyir izliyor. Merkez bankaları, enflasyonla mücadele ile ekonomik büyümeyi destekleme arasında hassas bir denge kurmaya çalışırken, hükümetler de maliye politikalarıyla bu sürece destek olmaya gayret ediyor.
G7 ülkelerinin işbirliği mesajları umut verse de, önümüzdeki dönemde uluslararası ticaret ilişkilerindeki gelişmeler ve büyük ekonomilerden gelecek makroekonomik veriler, piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynayacak. Türkiye ekonomisi ise uyguladığı programla enflasyonla mücadelede kararlılığını sürdürürken, KGF gibi mekanizmalarla ekonomik aktiviteyi canlandırmayı hedefliyor. Yatırımcıların, bu dinamik ve öngörülemez ortamda riskleri dikkatle değerlendirmesi ve küresel gelişmeleri yakından takip etmesi büyük önem taşıyor.