ABD Borsalarında Haftanın Son İşlem Günü: Dow Düşerken Nasdaq Yükselişte, Gözler Fed ve Seçimlerde
ABD pay piyasaları, haftanın son işlem gününde oldukça dalgalı ve karışık bir tablo çizdi. Yatırımcılar, bir yandan makroekonomik verileri değerlendirirken, diğer yandan ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek dönem faiz politikalarına ve yaklaşan başkanlık seçimlerine dair belirsizliklerle yön bulmaya çalıştı. Bu karmaşık ortamda, Dow Jones endeksi önemli ölçüde değer kaybederek günü düşüşle tamamlarken, teknoloji hisselerinin güçlü performansıyla Nasdaq endeksi yükseliş kaydetti. S&P 500 ise günü yatay bir seyirle noktaladı. Bu durum, piyasaların farklı sektörler ve şirketler özelinde nasıl farklılaştığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Kapanış rakamlarına bakıldığında, Dow Jones endeksi yaklaşık 250 puanın üzerinde bir değer kaybı yaşayarak yüzde 0,61 oranında azalışla 42.114,40 puana geriledi. Bu düşüşte, özellikle finans ve sanayi sektöründeki bazı şirketlerin performansları etkili oldu. S&P 500 endeksi ise günü neredeyse yatay bir seyirle tamamlayarak 5.808,12 puanda kaldı. Bu endeksteki denge, düşen sektörlerle yükselen sektörlerin birbirini telafi ettiğini gösterdi. Öte yandan, teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi, haftanın son işlem gününde güçlü bir performans sergileyerek yüzde 0,56 kazançla 18.518,61 puana yükseldi. Teknoloji devlerinin hisselerindeki artış, endeksin yukarı yönlü hareketinde belirleyici rol oynadı.
Piyasaların genel seyrini etkileyen en önemli faktörlerden biri, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek dönemde uygulayacağı faiz indirimlerinin kapsamına ve zamanlamasına ilişkin süregelen belirsizlikti. Fed’in para politikası kararları, tahvil piyasalarından kurumsal borçlanmaya, tüketici harcamalarından şirket yatırımlarına kadar ekonominin her alanını derinden etkilediği için yatırımcılar bu konuda çok temkinli yaklaşıyor. Faiz indirimlerinin beklentinin altında kalması veya gecikmesi endişesi, özellikle faize duyarlı sektörlerde baskı yaratırken, agresif indirim beklentisi ise daha riskli varlıklara olan iştahı artırabiliyor. Mevcut durumda, belirsizliğin devam etmesi piyasalarda bir miktar kararsızlığa yol açtı.
Analistler, ABD’de sadece iki haftadan az bir süre kalan başkanlık seçimleri öncesinde yatırımcıların temkinli bir duruş sergilediğini belirtiyorlar. Seçimlerin sonucu ve bu sonucun olası politika değişiklikleri (vergi politikaları, düzenlemeler, ticaret anlaşmaları vb.) üzerindeki etkisi, piyasalarda belirli bir volatilite ve bekleyiş dönemi yaratıyor. Seçim öncesi belirsizlik, şirketlerin yatırım kararlarını ertelemesine veya yatırımcıların daha güvenli limanlara yönelmesine neden olabilir. Önümüzdeki hafta açıklanacak önemli ekonomik veriler ve büyük teknoloji şirketlerinin bilançoları ise piyasaların seyri üzerinde yeni yön belirleyici faktörler olarak öne çıkıyor. Özellikle istihdam raporu, Fed’in faiz kararlarında kritik bir rol oynadığı için büyük bir dikkatle takip edilecekken, teknoloji devlerinin bilançoları da genel piyasa sağlığı ve büyüme beklentileri açısından önemli ipuçları sunacak.
Makroekonomik veri cephesinde de dikkat çeken gelişmeler yaşandı. ABD’de sanayi üretimine ilişkin kritik bilgiler sunan dayanıklı mal siparişlerinin tutarında, eylül ayında yüzde 0,8’lik bir azalış kaydedildi. Bu düşüş, sanayi sektöründeki potansiyel yavaşlamaya işaret ederken, şirketlerin yeni ekipman ve yatırımları konusunda daha temkinli davrandığını da gösterebilir. Dayanıklı mal siparişleri, genellikle gelecekteki üretim ve ekonomik aktivite için öncü bir gösterge olarak kabul edilir, bu nedenle beklentilerin altındaki bir düşüş, ekonomik büyüme beklentilerini bir miktar törpüleyebilir.
Diğer taraftan, Michigan Üniversitesince ölçülen tüketici güven endeksi, ekim ayında yukarı yönlü revize edilerek 70,5’e çıkarıldı. Tüketici güvenindeki bu artış, hanehalkının mevcut ekonomik koşullara ve geleceğe yönelik beklentilerinin bir miktar iyileştiğini gösteriyor. Tüketici harcamaları, ABD ekonomisinin önemli bir itici gücü olduğu için, güven endeksindeki yükseliş olumlu bir sinyal olarak değerlendirildi. Tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi, ekimde değişim göstermeyerek yüzde 2,7 seviyesinde kalırken, uzun vadeli enflasyon beklentisi ise yüzde 3,1’den yüzde 3’e geriledi. Uzun vadeli enflasyon beklentilerindeki düşüş, Fed’in enflasyonla mücadele çabalarının etkili olduğuna dair olumlu bir işaret olarak yorumlanabilir ve piyasalar için kısmi bir rahatlama sağlayabilir.
Finans piyasalarında, ABD’nin 10 yıl vadeli hazine tahvili faizi de hareketliydi. Bugün yaklaşık 4 baz puan artışla yüzde 4,24’e yaklaşan bu faiz oranı, yatırımcıların risk algısını ve para piyasalarındaki likidite koşullarını yansıtan önemli bir göstergedir. Tahvil faizlerindeki yükseliş, genellikle yatırımcıların daha yüksek bir getiri beklentisine sahip olduğunu veya enflasyon beklentilerinin arttığını gösterebilir. Ayrıca, tahvil faizlerinin yükselmesi, şirketlerin ve hanehalkının borçlanma maliyetlerini artırarak ekonomik aktivite üzerinde baskı oluşturabilir.
Şirket özelindeki haberler de piyasaların odağındaydı. ABD’li bölgesel banka New York Community Bank’ın (NYCB) hisseleri, bilançosunda ticari gayrimenkul kredilerinden kaynaklanan önemli zararlar bildirmesi sonrasında yüzde 8’in üzerinde sert bir değer kaybı yaşadı. Bu durum, özellikle bölgesel bankaların ticari gayrimenkul (CRE) piyasasındaki risklere olan maruziyetini yeniden gündeme getirdi. Artan faiz oranları ve ofis piyasasındaki boşluk oranlarının yükselmesi gibi faktörler, CRE sektöründeki potansiyel sorunları derinleştiriyor. NYCB’nin zayıf bilançosu, finans sektöründeki diğer şirketlerin hisseleri üzerinde de olumsuz bir baskı yarattı. Sektör genelindeki bu endişe, büyük bankaların hisselerinde de düşüşlere yol açtı: Goldman Sachs‘ın hisseleri yüzde 2,3, Morgan Stanley‘nin hisseleri yaklaşık yüzde 2, Bank of America‘nın hisseleri yüzde 1,8, Wells Fargo‘nun hisseleri yüzde 1,4 ve JPMorgan Chase‘in hisseleri yüzde 1,2 geriledi. Bu, bir bankadaki spesifik sorunun, yatırımcıların genel olarak bankacılık sektörüne olan güvenini nasıl etkileyebileceğinin önemli bir göstergesiydi.
Ancak tüm sektörler için durum bu kadar kötü değildi. Teknoloji şirketlerinin hisselerindeki artışlar, piyasaların genelindeki düşüş eğilimine rağmen dikkat çekiciydi. Özellikle yapay zeka ve bulut bilişim gibi alanlarda güçlü büyümeler gösteren şirketler, yatırımcıların odağındaydı. Nvidia, Amazon, Microsoft ve Meta’nın hisseleri yaklaşık yüzde 1 değer kazanırken, internet ve reklamcılık devi Alphabet’in hisseleri de yüzde 1,5 arttı. Bu teknoloji devleri, güçlü bilanço yapıları, yenilikçi ürün ve hizmetleri ve geleceğe yönelik büyüme potansiyelleriyle piyasadaki belirsizliklere karşı daha dirençli olduklarını gösterdiler. Nasdaq endeksinin yükselişinde bu şirketlerin performansı kritik rol oynadı.
Diğer şirket özelindeki haberlerde, ABD’de McDonald’s ürünlerinde tespit edilen koli basili (E. coli) nedeniyle hasta sayısının 75’e çıkması, restoran zincirinin hisselerini olumsuz etkiledi. Gıda güvenliği sorunları, tüketici markaları için ciddi itibar ve finansal kayıplara yol açabilir. Bu sağlık alarmı sonrasında McDonald’s’ın hisseleri yaklaşık yüzde 3 düştü. Tüketicilerin güvenini yeniden kazanmak için şirketin atacağı adımlar ve kriz yönetimi önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek.
Son olarak, kripto para piyasasıyla ilişkili bazı hisselerde düşüşler meydana geldi. ABD basınında yer alan haberlere göre, dünyanın en büyük stabil kripto para birimi olan Tether’in, yaptırımları ve kara para aklamayı önleme düzenlemelerini ihlal etme olasılığı nedeniyle soruşturulduğuna dair iddialar bu düşüşün ana nedeni oldu. Tether gibi kritik bir oyuncuya yönelik olası bir soruşturma, genel kripto para piyasasında belirsizlik ve endişe yaratabilir. Bu durum, kripto para sektörüne doğrudan veya dolaylı olarak yatırım yapan şirketlerin hisselerini de olumsuz etkiledi. Düzenleyici incelemeler ve olası yasal sorunlar, bu nispeten yeni ve hızla büyüyen sektör için önemli risk faktörleri olmaya devam ediyor.
Özetle, haftanın son işlem gününde ABD borsaları, Fed’in belirsiz faiz politikaları, yaklaşan başkanlık seçimlerinin yarattığı bekleyiş, karışık makroekonomik veriler ve şirket özelindeki gelişmelerle şekillenen karmaşık bir tablo sergiledi. Bankacılık sektöründeki bazı zorluklar ve teknoloji hisselerinin güçlü yükselişi arasındaki tezatlık, piyasaların dinamik yapısını gözler önüne serdi. Yatırımcılar, gelecek hafta açıklanacak önemli raporlar ve bilançolar öncesinde temkinli duruşlarını sürdürmeye devam edecekler.