Trump’ın Döneminde Türkiye-ABD Ekonomik Gündemi Hız Kazanacak

Trump Döneminde Türkiye-ABD Ekonomik İlişkileri: Hedefler, Fırsatlar ve Stratejik İş Birlikleri

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemine başlamasıyla birlikte, Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde yeni bir sayfa açılması bekleniyor. Ticaretten enerjiye, savunma sanayisinden karşılıklı yatırımlara kadar geniş bir yelpazede iş birliği alanları mercek altına alınacak. Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan ABD ile Türkiye arasındaki bu stratejik ortaklık, siyasi ve diplomatik konuların yanı sıra ekonomik bağların da yeni dönemde ön planda olacağını gösteriyor.

ABD’nin yeni Başkanı Trump’ın atacağı adımlar ve alacağı kararlar, şüphesiz Türkiye-ABD ilişkilerinin yönünü belirlemede kilit rol oynayacak. İlk başkanlık döneminde de iki ülke arasındaki ticari ilişkilerde önemli gelişmeler yaşanmıştı. O dönemde yıllık ortalama 21,6 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşılmıştı. Ancak son yıllardaki ivme, bu rakamların çok ötesine geçti.

Gerçekten de, Türkiye-ABD ticaret hacmi kayda değer bir yükseliş trendi sergiledi. 2020’de 21,7 milyar dolar seviyesinde olan bu hacim, 2021’de 27,8 milyar dolara, 2022’de ise 32,1 milyar dolara ulaşarak önemli bir büyüme kaydetti. 2023 yılında ise küçük bir düşüşle 30,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ancak en çarpıcı gelişim, ABD seçimlerinin yapıldığı ve karşılıklı ticari ziyaretlerin yoğunlaştığı 2024 yılında gözlemlendi. Bu dönemde ticaret hacmi, 2020’ye kıyasla yaklaşık yüzde 50’lik bir artışla 32,5 milyar dolara ulaşarak yeni bir rekora imza attı. Bu rakamlar, iki ülke arasındaki ekonomik potansiyelin ne denli yüksek olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ticaret Hacminde 100 Milyar Dolar Hedefi: Yeni Rekorlar Yolda

Türkiye’den ABD’ye ihraç edilen ürün gruplarına bakıldığında, kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ve mücevherci eşyası gibi sektörler öne çıkmaktadır. Bu çeşitlilik, Türk sanayisinin farklı alanlardaki rekabet gücünü göstermektedir. Ancak mevcut ticaret hacmi, iki ülke arasındaki gerçek potansiyelin hala altında görülmektedir. Bu bağlamda, Türkiye ve ABD, ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarma yönünde ortak bir hedef belirlemiştir. Bu iddialı hedef, Trump’ın yeni döneminde atılacak adımlar, karşılıklı üst düzey ziyaretler ve iş dünyası heyetlerinin yoğun temaslarıyla desteklenerek hayata geçirilmesi hedeflenmektedir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024’te Birleşmiş Milletler (BM) 79. Genel Kurulu vesilesiyle New York’ta bulunduğu sırada, Türkevi’nde ABD’de faaliyet gösteren düşünce kuruluşu temsilcileriyle bir araya gelmişti. Bu yuvarlak masa toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 100 milyar dolarlık hedefe ulaşılmasına dair güçlü inancını dile getirmişti: “2023’te ticaret hacmimiz 30 milyar doları geçse de biz bu rakamı 100 milyar dolar seviyesine çıkarabileceğimiz kanaatindeyiz.” Bu açıklama, Türkiye’nin bu hedefe ulaşma konusundaki kararlılığını ve potansiyeline olan güvenini yansıtmaktadır.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat da iki ülke ilişkilerinin farklı alanlarda yıllardır sürdüğüne dikkat çekerek, ABD ile askeri, savunma, siyasi, ekonomik ve ticari alanlarda istikrarlı ve köklü ilişkilerin bulunduğunu vurgulamıştır. Bu açıklamalar, 100 milyar dolarlık ticaret hedefinin sadece ekonomik bir arzu değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir iradenin de sonucu olduğunu göstermektedir. Bu hedefe ulaşılması, hem iki ülke ekonomisi için yeni büyüme alanları yaratacak hem de stratejik ortaklığı daha da pekiştirecektir.

Karşılıklı Yatırımlar ve Artan Bağlantı İmkanları

Trump’ın yeni döneminde Türkiye-ABD ekonomik ajandasının öne çıkan başlıklarından bir diğeri de karşılıklı yatırımlar olacaktır. Türkiye’de hali hazırda ABD sermayesine sahip 2 binden fazla şirket faaliyet göstermektedir. Ticarette olduğu gibi, karşılıklı yatırımlarda da istikrarlı bir artış trendi dikkati çekmektedir. Türkiye, genç ve dinamik nüfusu, stratejik konumu ve büyüyen ekonomisi ile ABD’li yatırımcılar için cazip bir pazar sunmaktadır. Bu süreçte, iki ülke arasındaki ulaşım ve iletişim imkanlarının da artması beklenmektedir.

Türk Hava Yolları, ABD’deki uçuş noktası sayısını bahar aylarıyla birlikte 14’ten 15’e çıkarmaya hazırlanmaktadır. Bu durum, hem ticari hem de turistik ilişkilerin derinleşmesi için önemli bir göstergedir. Ayrıca, Türkiye’nin Finansal Eylem Görev Gücü (FATF) “Gri Liste”sinden çıkması, ülke risk primi (CDS) puanlarındaki düşüş ve yatırımcı dostu politikaların sağladığı destekler, ABD’den yeni yatırımcılara kapı aralaması beklenen önemli gelişmelerdir. Bu olumlu ekonomik göstergeler ve yapılan reformlar, Türkiye’yi ABD sermayesi için daha güvenli ve kazançlı bir yatırım destinasyonu haline getirebilir.

Gümrük Tarifelerinin Türkiye’ye Yansımaları ve Ticari Beklentiler

Donald Trump’ın seçim kampanyası boyunca ve sonrasında dile getirdiği “farklı ülkelere gümrük tarifeleri uygulayacağı” yönündeki açıklamaları, yeni dönemde Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerinde önemli bir gündem maddesi oluşturmaktadır. Trump’ın görevi devralır almaz Oval Ofis’te yaptığı konuşmada, Kanada ve Meksika’dan ithal edilen ürünlere yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi uygulamasını 1 Şubat’ta başlatmayı düşündüklerini ifade etmesi, bu politikanın ne denli ciddi olduğunun bir göstergesidir.

Bu genel eğilim içinde Türkiye özelinde uygulanabilecek gümrük vergilerine ilişkin beklentiler de mevcuttur. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, geçtiğimiz aylarda yaptığı bir değerlendirmede, “Özellikle ticaret alanında, başta tekstil sektöründeki gümrük vergilerinin düşürülmesi, çelik sektöründeki kısıtlama tedbirlerinin kaldırılması gibi ticarette beklentilerimiz var.” ifadelerini kullanmıştır. Bu beklentiler, Türkiye’nin ABD ile yürüteceği müzakerelerde gündeme getireceği başlıca konular arasında yer alacaktır. Türkiye, bu tür koruyucu tedbirlerin iki ülke arasındaki ticaret hedeflerine ulaşmayı zorlaştırabileceği argümanıyla, mevcut engellerin kaldırılmasını ve adil bir ticaret ortamının sağlanmasını hedeflemektedir.

Trump Yönetiminde Enerji Sektörü Kararları ve İş Birliği

Trump’ın başkanlık döneminin ilk günlerinde enerjiye ilişkin aldığı kararlar da küresel piyasalar ve ikili ilişkiler açısından büyük önem taşımaktadır. Yeni Başkan’ın başkanlık kararnamesiyle “ulusal enerji acil durumu” ilan etmesi, enerji politikalarının merkezine yerleştiğinin bir göstergesidir. Bu karar, küresel enerji piyasaları üzerinde dalgalanmalara neden olabileceği gibi, Türkiye-ABD arasındaki enerji iş birliğine de doğrudan yansımaları olacaktır. ABD’nin enerji üretimini ve bağımsızlığını önceliklendiren politikaları, küresel enerji arz ve talep dengelerini etkileyebilir.

Ayrıca, Türkiye ve ABD arasında enerji ve maden alanında ikili iş birliğinin artırılması amacıyla çeşitli çalışmaların yapılması beklenmektedir. Geçtiğimiz yıl iki ülke arasında başlatılan Enerji ve İklim Diyaloğu mekanizması, enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji kaynakları ve iklim değişikliği ile mücadele alanlarında iş birliğinin geliştirilmesini amaçlamaktadır. Ancak Trump’ın yeni döneminin ilk adımlarından biri olarak ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi kararına onay vermesi, iklim değişikliği eksenindeki bazı iş birliği alanları üzerinde soru işaretleri yaratabilir. Buna rağmen, enerji güvenliği ve çeşitlendirilmesi gibi konularda ortak çıkarların devam etmesi, diyaloğun sürdürülmesi için zemin sağlayacaktır.

Uzay ve Teknolojide Yeni Ufuklar

Türkiye ile ABD firmaları arasında uzaydan teknolojiye kadar çeşitli alanlarda mevcut iş birlikleri, Trump’ın yeni döneminde daha da ilerletilme potansiyeline sahiptir. Trump’ın yakın ilişkisi olduğu bilinen teknoloji devi şirketlerle Türkiye’deki şirketlerin yeni yatırım ve iş birliklerine imza atmaları hedeflenmektedir. ABD’nin yeni Başkanı’nın görevi devraldığı törende dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinin yöneticilerinin de bulunması, bu alana verilen önemi göstermektedir.

Türkiye, Milli Uzay Programı doğrultusunda önemli adımlar atmaktadır. İlk insanlı uzay yolculuklarını geçtiğimiz yıl ABD’den gerçekleştirmiş, TÜRKSAT 6A haberleşme uydusunu da yine bu ülkeden uzaya göndermiştir. Bu başarılı iş birlikleri, uzay araştırmaları, uydu teknolojileri ve diğer ileri teknoloji alanlarında yeni projelerin önünü açabilir. Yapay zeka, siber güvenlik, yazılım geliştirme ve ileri üretim teknolojileri gibi alanlarda Türk ve ABD’li şirketler arasında potansiyel iş birliği fırsatları bulunmaktadır. Bu süreçte, Milli Uzay Programı doğrultusunda atılacak yeni adımlarda ABD ile temas trafiğinin yoğunlaşması ve stratejik ortaklıkların derinleştirilmesi beklenmektedir.

Savunma Sanayisinde Engellerin Aşılması ve Stratejik Ortaklık

Türkiye ile ABD arasında savunma sanayisi alanında köklü bir ilişki ve önemli bir iş birliği potansiyeli bulunmaktadır. Ancak son yıllarda yaşanan bazı sorunlar, bu potansiyelin tam olarak değerlendirilmesini engellemiştir. Trump’ın yeni döneminde, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası (CAATSA) kapsamında Türkiye’ye yönelik alınan kararların gözden geçirilmesi, Türkiye’nin başlıca beklentileri arasındadır. CAATSA yaptırımları, Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemleri alımı sonrasında devreye girmiş ve F-35 programından çıkarılma gibi sonuçlar doğurmuştur.

İki ülkenin “müttefiklik” anlayışıyla meseleye yaklaşması ve mevcut engellerin aşılması halinde, bunun savunma sanayisindeki iş birliğini önemli ölçüde ilerletmesi beklenmektedir. Özellikle F-16 modernizasyonu ve satışı konusundaki süreç, bu alandaki ilişkilerin geleceği açısından kritik bir gösterge olacaktır. Ayrıca, ortak üretim projeleri, teknoloji transferi ve NATO çerçevesinde koordinasyonun artırılması gibi alanlar da olumlu bir sürecin potansiyel kazanımları arasında yer alabilir. Bu, sadece ekonomik bir mesele olmaktan öte, NATO içindeki stratejik iş birliğini ve bölgesel güvenliği de doğrudan etkileyecek bir konudur.

ABD’den Gelen Turist Sayısında Rekor Hedefleri

Türkiye-ABD ilişkilerinin olumlu yönde ilerlemesinin, turizm sektörüne de doğrudan ve pozitif yansımaları olması öngörülmektedir. Son yıllarda ABD’den Türkiye’ye gelen turist sayısında belirgin bir artış yaşanmıştır. 2021 yılında 363 bin 427 olan ABD’li turist sayısı, 2022’de 1 milyon 15 bin 363’e, 2023’te ise 1 milyon 348 bin 400’e yükselerek önemli bir ivme kazanmıştır. Henüz 2024 yılına ait resmi veriler açıklanmamış olsa da, ilk 11 ayda ulaşılan 1 milyon 364 bin 631 turist sayısı, şimdiden yeni bir rekor olarak kayıtlara geçmiştir. Bu rakamlar, Türkiye’nin ABD’li turistler için giderek daha cazip bir destinasyon haline geldiğini açıkça göstermektedir.

Yeni dönemde de ABD’den gelen turist sayısında bu rekorun aşılması ve daha yüksek hedeflere ulaşılması beklenmektedir. Türkiye’nin zengin tarihi ve kültürel mirası, eşsiz doğal güzellikleri, gelişmiş sağlık turizmi altyapısı ve misafirperver kültürü, ABD’li turistler için önemli çekim unsurlarıdır. Ayrıca, Türk Hava Yolları’nın ABD’deki uçuş ağı ve sıklığının artması, ulaşımı daha kolay ve erişilebilir kılmaktadır. Turizm tanıtım faaliyetlerinin yoğunlaştırılması, karşılıklı kültürel değişim programlarının desteklenmesi ve doğrudan uçuş sayılarının artırılması gibi stratejilerle bu alandaki potansiyelin daha da yukarılara taşınması mümkündür.

Sonuç olarak, Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemi, Türkiye-ABD ekonomik ilişkileri için hem büyük fırsatlar hem de dikkatle yönetilmesi gereken bazı zorlukları beraberinde getirmektedir. Ortak 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi, karşılıklı yatırımların artırılması, savunma sanayisindeki engellerin aşılması ve enerji, uzay, teknoloji gibi stratejik alanlardaki iş birliklerinin derinleştirilmesi, bu dönemin ana gündem maddelerini oluşturacaktır. İki müttefik ülkenin, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde bir diyalog yürütmesi, hem kendi ekonomileri hem de bölgesel ve küresel istikrar için kritik öneme sahiptir. Trump yönetiminin pragmatik yaklaşımının, bu alanlarda somut ve olumlu sonuçlar doğurması yönünde güçlü bir beklenti bulunmaktadır.