Küresel Piyasalar Karmaşık Bir Seyirde: Orta Doğu Gerilimi, Fed ve Enflasyon Beklentileriyle Güncel Durum
Küresel ekonomi, bir yandan “yumuşak iniş” senaryolarına yönelik artan umutlarla beslenirken, diğer yandan Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimlerin gölgesinde karışık bir seyir izliyor. Yatırımcılar ve analistler, enflasyonun dizginlenip dizginlenmediği ve resesyon risklerinin ne denli gerçek olduğu konusunda büyük bir belirsizlik yaşıyor. Bu karmaşık tablo içinde, ABD’den gelecek istihdam verileri, merkez bankalarının para politikası duruşları ve şirket haberleri piyasaların yönünü belirlemeye devam ediyor. Dünya genelindeki bu belirsizlik ortamı, her gün açıklanan ekonomik veriler ve yetkili açıklamalarıyla daha da yakından takip ediliyor.
ABD Ekonomisi ve Merkez Bankası (Fed) Kararları Odağında
ABD ekonomisinden gelen son veriler, işgücü piyasasının gidişatına ışık tutuyor ve Fed’in gelecekteki para politikası adımlarına dair önemli ipuçları veriyor. Özel sektör istihdamı, Eylül ayında 143 bin kişi artarak piyasa beklentilerinin üzerinde bir performans sergiledi. Bu artış, ekonomik aktivitenin gücünü koruduğuna işaret ederken, yıllık ücret artışının yüzde 4,8’den yüzde 4,7’ye gerilemesi, enflasyonist baskıların hafiflediği yönünde olumlu bir sinyal olarak yorumlandı. Analistler, bu verilerin işgücü piyasasındaki ani bir soğumaya ilişkin endişeleri bir nebze olsun yatıştırdığını belirtiyor. Ancak asıl büyük resim için Cuma günü açıklanacak olan tarım dışı istihdam verileri, piyasalar tarafından sabırsızlıkla bekleniyor. Bu kritik veri, Fed’in faiz kararlarında belirleyici bir rol oynayacak ve piyasalardaki faiz indirimi beklentilerini yeniden şekillendirebilecek nitelikte.
ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinden gelen açıklamalar da piyasaların dikkatle takip ettiği önemli başlıklardan biri. Richmond Fed Başkanı Thomas Barkin, politika faizinin ekonominin mevcut durumuyla uyumsuz olması nedeniyle Fed’in geçtiğimiz ay yarım baz puanlık faiz indirimine gittiğini doğruladı. Ancak Barkin, bu indirim adımlarının enflasyonla mücadelenin sona erdiği anlamına gelmemesi gerektiği konusunda net bir uyarıda bulundu. Barkin’in “Enflasyonla mücadelenin henüz kazanıldığını söylemek zor olmaya devam ediyor” şeklindeki ifadeleri, Fed’in enflasyon hedefine ulaşana kadar temkinli ve gerektiğinde sıkılaştırıcı bir duruş sergilemeye devam edeceği sinyalini verdi. Bu açıklamalar, piyasalardaki erken faiz indirim beklentilerini dengeliyor ve “daha uzun süre yüksek faiz” senaryosunun hala masada olduğunu, Fed’in veri odaklı yaklaşımının süreceğini gösteriyor.
Para piyasalarındaki fiyatlamalara baktığımızda, yıl sonuna kadar Fed’in toplamda 75 baz puanlık bir faiz indirimi yapacağı beklentisi hala güçlü. Özellikle Kasım ayında yüzde 66 ihtimalle 25 baz puanlık bir faiz indiriminin gerçekleşeceği öngörülüyor. Bu beklentiler, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 3,8 seviyesinde seyretmesine neden olurken, dolar endeksi güne 101,7 seviyesinden başladı. Faiz indirim beklentileri ve enflasyonla mücadele arasındaki hassas denge, tahvil piyasalarında ve döviz kurlarında dalgalanmalar yaratmaya devam ediyor. Yatırımcılar, Fed’in resmi açıklamalarını ve ekonomik verileri yakından takip ederek pozisyonlarını belirliyor.
Şirket Haberleri ve Sektörel Dinamikler
Küresel piyasaları etkileyen kurumsal taraftaki dikkat çekici gelişmeler de piyasaların genel havasını etkiliyor. Küresel spor giyim devi Nike’ın hisseleri, üst yönetim değişikliği öncesi gelir hedefini aşağı çekmesiyle yüzde 6,8 değer kaybetti. Bu durum, tüketici harcamalarındaki olası yavaşlama, artan rekabet ve global ekonomik belirsizliklerin perakende sektörü üzerindeki etkilerini gündeme getirdi. Benzer şekilde, elektrikli otomobil sektörünün öncü markası Tesla’nın hisseleri de, şirketin yılın üçüncü çeyreğindeki otomobil teslimatlarının piyasa beklentilerinin altında kalmasıyla yüzde 3,5’lik bir düşüş yaşadı. Bu gelişmeler, makroekonomik koşulların şirket performansları üzerindeki doğrudan etkisini ve yatırımcıların sektör bazında ne kadar seçici davrandığını bir kez daha gözler önüne serdi. Özellikle yüksek büyüme beklentisi olan sektörlerdeki en ufak bir aksama, hisse senedi fiyatları üzerinde ciddi baskı oluşturabiliyor.
Öte yandan, ABD’nin doğu ve güney limanlarında çalışan işçilerin maaş artışı ve otomasyon konularındaki anlaşmazlıklar nedeniyle başlattıkları grev ikinci gününü tamamladı. ABD basınında yer alan haberlere göre, işverenler ve işçiler arasında henüz yeni bir müzakere planı bulunmuyor. Bu durum, küresel tedarik zincirleri üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeli taşıyor. Analistler, limanlardaki grevin, özellikle küresel ticaretteki mevcut hassasiyet göz önüne alındığında, tedarik zincirinde aksamalara ve dolayısıyla ürün fiyatlarında artışlara neden olabileceğinden endişe duyuyor. Pandemi döneminde yaşanan tedarik sorunlarının taze hafızalarda olması, bu tür grevlerin etkisini daha da önemli kılıyor ve lojistik maliyetleri ile enflasyon beklentilerini yukarı çekebilir.
Emtia Piyasaları: Altın ve Petrolün Seyri
Emtia piyasalarında da dikkat çekici hareketler gözlemleniyor. Altının ons fiyatı, dün yüzde 0,2 değer kaybetmesinin ardından, bugün önceki kapanışın yüzde 0,1 altında 2.656 dolardan işlem görüyor. Altının fiyatı, genellikle Fed’in faiz politikası ve doların gücüyle ters orantılı bir ilişki içindedir; faiz indirim beklentileri altını desteklerken, güçlü dolar ve enflasyonla mücadele sinyalleri ise baskı yaratır. Ancak Orta Doğu’daki artan jeopolitik gerilimler, altını güvenli liman varlığı olarak cazip kılarak bir miktar destek sağlayabilir. Bu karmaşık dinamikler, altın yatırımcıları için sürekli bir belirsizlik oluşturuyor.
Brent petrolün varil fiyatı ise Orta Doğu’daki devam eden jeopolitik gerilimin etkisiyle dün yüzde 0,4 değer kazanmıştı. Bugün ise önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 74,6 dolar seviyesinde bulunuyor. Orta Doğu’daki herhangi bir istikrarsızlık veya arz endişesi, küresel petrol piyasalarını doğrudan etkileyerek fiyatların yükselmesine neden olabiliyor. Küresel ekonomik büyüme beklentileri, başta Çin olmak üzere büyük ekonomilerin enerji talebi ve OPEC+ gibi üretici ülkelerin arz politikaları da petrol fiyatları için belirleyici faktörler arasında yer alıyor. Enerji maliyetlerindeki bu değişimler, küresel enflasyon üzerinde de önemli bir etkiye sahip.
Avrupa Piyasaları ve ECB Politikaları
Avrupa borsalarında da jeopolitik risklerin etkisiyle karışık bir seyir izlenirken, bölgede resesyon endişeleri varlığını koruyor. Özellikle enerji krizi, yüksek enflasyon, Ukrayna’daki savaşın devam eden etkileri ve zayıflayan küresel talep, Avrupa ekonomilerini zorlamaya devam ediyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yıl sonuna kadar toplamda 50 baz puan faiz indirimi yapacağı öngörülüyor. Ancak ekonomik aktivitedeki durgunluk sinyallerinin güçlenmeye devam etmesi, bu fiyatlamaları karmaşık hale getiriyor ve ECB’nin adımlarını daha belirsiz kılıyor. Zira enflasyonla mücadele devam ederken, ekonomik büyümeyi destekleme ihtiyacı da giderek artıyor.
ECB yetkililerinin sözle yönlendirmeleri de piyasaların odağında yer alıyor. ECB Yönetim Kurulu üyesi Isabel Schnabel, büyümedeki olumsuz rüzgarları görmezden gelemeyeceklerini vurguladı. Schnabel, parasal sıkılaştırmanın en yüksek etkisinin geride kalmış olabileceğini ve enflasyon düşüp ücretler arttıkça reel gelirlerin yükselebileceğini belirtse de, büyümenin hala “sığ” kaldığına dikkat çekti. Bu açıklamalar, ECB’nin bir yandan enflasyonu kontrol altında tutmaya çalışırken, diğer yandan ekonomik büyümeyi destekleme zorunluluğu arasında hassas bir denge kurmaya çalıştığını gösteriyor. Politika yapıcılar, bir yandan enflasyonun hedefe dönmesini sağlarken, diğer yandan ekonomik durgunluğu önlemek için en doğru adımları atmaya çalışıyor.
Orta Doğu’daki tansiyonun yükselmesi, Avrupa piyasalarında bazı sektörleri farklı etkiledi. Özellikle savunma ve enerji şirketlerinin hisseleri pozitif bir ayrışma yaşadı. Jeopolitik risklerin artmasıyla savunma harcamalarına ilişkin beklentiler yükselirken, silah üreticileri Rheinmetall, BAE Systems ve Thales’nin hisseleri yüzde 2’nin üzerinde değer kazandı. Bu durum, küresel risklerin doğrudan sektörlere yansımasını ve belirli alanlarda yatırımcı ilgisini artırdığını gösteriyor. Dün Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,25, İtalya’da FTSE MIB endeksi yüzde 0,28 düşerken, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,05 ve İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,17 yükseldi. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ise güne karışık bir seyirle başladı ve piyasalardaki volatilite devam ediyor.
Asya Piyasalarında Dalgalı Seyir
Asya piyasalarında yeni işlem gününde karışık bir seyir hakim. Güney Kore ve Çin’de tatil sebebiyle piyasalar kapalı kalırken, diğer bölgelerde önemli gelişmeler yaşandı. Japonya’nın yeni Başbakanı İşiba Şigeru’nun, Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda ile görüşmesinin ardından yaptığı “Japonya’nın şu an için daha yüksek borçlanma maliyetlerine hazır olmadığı” açıklaması, Japon yeninde önemli değer kaybına neden oldu. Dolar/yen paritesi dün günü yüzde 2 artışla 146,47 seviyesinde tamamlarken, bugün de yüzde 0,2 artışla 146,80 seviyesinde bulunuyor.
Analistler, Başbakan’ın bu açıklamasının BoJ’un parasal sıkılaşma sürecine yönelik belirsizliği artırdığını ve Japon yenindeki değer kaybının ülkenin pay piyasalarını desteklediğini belirtiyor. Zira zayıf yen, Japon ihracatçılarının rekabet gücünü artırarak borsa üzerinde olumlu bir etki yaratıyor ve Japon ekonomisinin rekabetçiliğine katkı sağlıyor. Bugün açıklanan verilere göre, Japonya’da Eylül ayına ilişkin hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) 53,1 ile beklentilerin altında gerçekleşirken, bileşik PMI 52,0 oldu. Bu veriler, hizmet sektöründeki büyümenin yavaşladığını ve ekonomik aktivitenin beklentilerin altında kaldığını gösteriyor. Hong Kong’da ise Çin hisseleri öncülüğünde devam eden yükseliş serisi bugün yerini düşüşe bıraktı. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,1 artarken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 3,2 geriledi, bu da bölgedeki karışık yatırımcı hissiyatını özetliyor.
Borsa İstanbul ve Türkiye Ekonomisi
Türkiye iç piyasalarında ise Borsa İstanbul’da satış ağırlıklı bir seyir izlendi. BIST 100 endeksi, dün günü önceki kapanışa göre yüzde 3,62 azalışla 9.012,87 puandan tamamlarken, yatırımcıların gözü bugün açıklanacak Eylül ayı enflasyon verilerine çevrildi. Bu veri, Türkiye ekonomisi için en kritik göstergelerden biri olarak kabul ediliyor ve hem Merkez Bankası’nın gelecekteki para politikası duruşunu hem de genel ekonomik beklentileri doğrudan etkileyecek. AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, Eylül ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) yüzde 2,09 arttığını tahmin ediyor. Bu beklenti, önceki aylara göre daha ılımlı bir artışa işaret ediyor.
Ekonomistlerin Eylül ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre, bir önceki ay yüzde 51,97 olan yıllık enflasyonun yüzde 48,11’e ineceği öngörülüyor. Bu düşüş, enflasyonla mücadeledeki ilk olumlu sinyallerden biri olabilir ve sıkı para politikasının etkilerinin hissedilmeye başlandığına işaret edebilir. Ancak Merkez Bankası’nın sıkı para politikası duruşunu ne kadar sürdüreceği ve enflasyondaki düşüşün kalıcı olup olmayacağı, piyasaların yakından takip ettiği konular olmaya devam edecek. Öte yandan, ekonomistlerin 2024 sonu enflasyon beklentisi Eylül ayında yüzde 43,23 olarak belirlendi. Bu, orta vadede enflasyonun düşeceği beklentisini koruduğunu gösterse de, hala yüksek seviyelerde kalacağına ve enflasyonla mücadelenin uzun soluklu olacağına işaret ediyor. Dolar/TL kuru ise dün yüzde 0,1 yükselişle 34,2182’den kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın hemen üzerinde 34,2300 seviyesinden işlem görüyor. Türk Lirası’nın seyrinde, enflasyon verileri, Merkez Bankası’nın faiz politikası ve küresel dolar talebi belirleyici olmaya devam ediyor.
Analistler, bugün yurt içinde enflasyon ile haftalık para ve banka istatistiklerinin, yurt dışında ise dünya genelinde hizmet sektörü ve bileşik PMI verileri, Avro Bölgesi’nde Üretici Fiyat Endeksi, ABD’de dayanıklı mal siparişleri ve fabrika siparişleri başta olmak üzere yoğun bir veri gündeminin takip edileceğini belirtiyor. BIST 100 endeksinde teknik olarak 9.000 ve 8.700 puanın destek, 9.200 ve 9.300 seviyelerinin ise direnç konumunda olduğunu ifade eden analistler, bu seviyelerin piyasanın kısa vadeli yönü için önem taşıdığını vurguluyor. Yatırımcıların, açıklanacak veriler ve siyasi gelişmeler ışığında dikkatli pozisyon alması gerektiği belirtiliyor.
Bugün Takip Edilecek Önemli Ekonomik Veriler
Piyasalarda bugün büyük bir ilgiyle takip edilecek başlıca veriler şu şekilde sıralanabilir. Bu veriler, küresel ve yerel ekonominin gidişatına dair önemli ipuçları sunacak ve yatırımcı kararlarını doğrudan etkileyecektir:
- 10.00 Türkiye: Eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE). Ülkenin genel enflasyon görünümünü ve Merkez Bankası’nın gelecekteki para politikası adımlarını etkileyecek en kritik verilerden biri.
- 10.00 Türkiye: Eylül ayı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE). Üretim maliyetlerindeki değişimleri göstererek, gelecekteki tüketici enflasyonu üzerindeki potansiyel baskıyı veya rahatlamayı ortaya koyan önemli bir gösterge.
- 10.55 Almanya: Eylül ayı hizmet sektörü/bileşik PMI. Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’nın hizmet sektöründeki aktivitesini yansıtarak, Euro Bölgesi genelindeki ekonomik sağlığa dair önemli sinyaller sunar.
- 11.00 Avro Bölgesi: Eylül ayı hizmet sektörü/bileşik PMI. Euro Bölgesi’nin genel ekonomik sağlığı ve hizmet sektöründeki büyüme ivmesi hakkında kapsamlı bilgi veriyor.
- 11.30 İngiltere: Eylül ayı hizmet sektörü/bileşik PMI. İngiltere ekonomisinin genel seyrini anlamak ve Brexit sonrası toparlanma sürecini değerlendirmek için önemli bir veri.
- 12.00 Avro Bölgesi: Ağustos ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE). Üretim aşamasındaki fiyat değişimlerini göstererek, gelecekteki enflasyon baskılarına veya dezenflasyonist eğilimlere işaret edebilir.
- 14.30 Türkiye: Haftalık para ve banka istatistikleri. Para arzı, kredi hacmi ve bankacılık sektöründeki son gelişmeleri yansıtarak, finansal piyasaların nabzını tutar.
- 15.30 ABD: Haftalık işsizlik maaşı başvuruları. ABD işgücü piyasasının anlık durumu ve istihdam piyasasındaki değişimler hakkında hızlı bilgi verir.
- 16.45 ABD: Eylül ayı hizmet sektörü/bileşik PMI. ABD hizmet sektöründeki genel aktiviteyi ölçerek, ekonominin büyük bir bölümünün sağlığı hakkında bilgi sunar.
- 17.00 ABD: Eylül ayı ISM hizmet sektörü PMI. Üretici olmayan sektörün sağlık durumunu gösteren, ekonomik büyüme ve enflasyon beklentileri açısından önemli bir endeks.
- 17.00 ABD: Ağustos ayı dayanıklı mal siparişleri. Büyük ve uzun ömürlü ürünlere yönelik talebi gösteren bir öncü gösterge olup, gelecekteki üretim ve yatırım eğilimleri hakkında ipuçları verir.
- 17.00 ABD: Ağustos ayı fabrika siparişleri. İmalat sektörünün genel talebini ve aktivitesini yansıtır, endüstriyel üretimdeki eğilimleri ortaya koyar.