S&P 500 ve Nasdaq rekor kırdı

ABD Borsaları Ticaret Savaşlarına Rağmen Nasıl Rekor Tazeledi? S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones’un Fırtınalı Yolculuğu

Amerika Birleşik Devletleri piyasalarında 2020’li yılların başı, yatırımcılar için adeta bir duygu fırtınasıyla geçti. Özellikle S&P 500 ve Nasdaq gibi önde gelen endeksler, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2 Nisan’da açıkladığı karşılıklı gümrük tarifeleri sonrasında ikinci çeyreğe sert düşüşlerle başlasa da, yılın bu bölümünü yeni rekorlarla tamamlamayı başardı. Bu dönem, hem siyasi kararların piyasalar üzerindeki anlık ve derin etkilerini hem de küresel ekonominin şaşırtıcı toparlanma gücünü gözler önüne serdi.

Nisan ayının başında duyurulan karşılıklı gümrük vergileri, finans piyasalarında büyük bir şok dalgası yaratarak geniş çaplı satışları tetikledi. Bu süreçte, S&P 500 ve teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksleri, on beş ayın en düşük seviyelerine gerileyerek yatırımcılara zor anlar yaşattı. Ancak piyasaların dinamik yapısı bir kez daha kendini gösterdi. Tarife erteleme kararları, ilan edilen yeni ticaret anlaşmaları ve gelecekte daha fazla uzlaşı beklentisiyle beslenen iyimserlik, endekslerin kayıplarını hızla telafi etmesini sağladı. Bu hızlı toparlanma, küresel piyasaların belirsizliklere adaptasyon yeteneğini ve doğru politikalarla desteklendiğinde ne kadar dirençli olabileceğini kanıtladı.

Trump Dönemi ve Borsaların İlk Zirveleri: Bir Döneminin Analizi

Donald Trump’ın 2016 Kasım ayında kazandığı seçim zaferinin ardından, ABD pay piyasaları adeta bir rüzgarı arkasına almıştı. Kurumsal vergi indirimleri, iş dünyası üzerindeki düzenlemelerin azaltılması ve ekonomik büyümeyi hedefleyen politikalar, yatırımcılar arasında büyük bir iyimserlik dalgası yaratmıştı. Bu beklentilerle beslenen piyasalar, endekslerin tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaşmasına olanak tanımıştı. Amerikan ekonomisinin temel direklerinden olan Dow Jones endeksi, bu dönemde 45.014,04 puanla tarihi bir kapanış rekoruna imza atmıştı. Aynı şekilde, teknoloji hisselerinin nabzını tutan Nasdaq endeksi de 20.173,89 puanla kapanış rekoru kırarak teknoloji sektörünün yükselişini perçinlemişti. S&P 500 endeksi ise 6.144,15 puanla en yüksek kapanış değerini görmüş, geniş tabanlı Amerikan şirketlerinin güçlü performansını sergilemişti. Bu dönem, ekonomik teşviklerin ve iş dünyası dostu politikaların piyasalar üzerindeki doğrudan ve olumlu etkisinin canlı bir örneği olarak tarihe geçmişti.

2020 İlk Çeyreği: Ticaret Savaşlarının Gölgesinde Endeks Kayıpları

Ancak, piyasalardaki bu parlak tablonun yerini, 2020 yılının Ocak-Mart döneminde artan ticaret savaşı endişeleri ve ülkelere yönelik tarife tehditleri aldı. Trump yönetiminin özellikle Çin başta olmak üzere Kanada ve Meksika gibi önemli ticaret ortaklarına karşı uyguladığı agresif gümrük tarifeleri, küresel tedarik zincirlerinde büyük bir belirsizlik yarattı. Bu belirsizlik ortamı, yatırımcıların risk iştahını azaltarak hisse senedi piyasalarında önemli düşüşlere neden oldu. Dow Jones endeksi bu dönemde yüzde 1,3, S&P 500 endeksi yüzde 4,6 ve teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi ise yüzde 10,4 gibi ciddi bir değer kaybı yaşadı. Özellikle Çin’den gelen misilleme adımları, küresel ticaret savaşının tırmanacağı korkusunu güçlendirirken, uluslararası ticaretin aksaması ihtimali en çok teknoloji şirketlerini barındıran Nasdaq endeksinde sert satış baskısı yarattı. Bu dönem, siyasi kararların ve ticaret gerilimlerinin ekonomik sonuçlarının ne denli yıkıcı olabileceğini acı bir şekilde gösterdi.

Nisan Ayı Başında Yılın Dip Seviyeleri: 6 Trilyon Dolarlık Şok

ABD Başkanı Trump’ın karşılıklı tarifeleri açıklamasının ardından gelen ilk iki işlem günü, piyasalar için adeta bir kâbus senaryosuna dönüştü. Endekslerde, 2020’deki Kovid-19 salgınının en yoğun yaşandığı dönemin ardından görülen en yüksek günlük kayıplar kaydedildi. Sadece iki gün gibi kısa bir sürede Dow Jones endeksi yüzde 9,3, S&P 500 endeksi yüzde 10,5 ve Nasdaq endeksi yüzde 11,4 gibi çarpıcı oranlarda değer kaybetti. Bu derin düşüş, Amerikan piyasalarından yaklaşık 6 trilyon doların silinmesine yol açarak yatırımcılar arasında büyük bir panik ve belirsizlik yarattı. Karşılıklı gümrük vergilerinin açıklanmasının ardından hafta sonu Asya borsaları ve kripto piyasalarında da kayıplar derinleşti. Hatta ABD piyasalarında 7 Nisan’da yüzde 20’yi bulacak yeni bir “Kara Pazartesi” yaşanabileceği konuşulmaya başlanmış, ancak korkulan derecede bir kayıp gerçekleşmemişti. Yine de, Dow Jones endeksi 7 Nisan’da 36.611,78 puan, S&P 500 endeksi 4.835,04 puan ve Nasdaq endeksi 14.784,03 puan ile yılın en düşük seviyelerini görerek önemli bir dönüm noktası yaşadı. Bu tarih itibarıyla endekslerin zirve seviyelerine kıyasla değer kaybı sırasıyla yüzde 18,7, yüzde 21,3 ve yüzde 26,7 olarak hesaplandı. Bu şok edici düşüşler, ticaret politikalarının küresel finans üzerindeki anlık ve yıkıcı potansiyelini açıkça ortaya koydu.

Trump’ın “Satın Almak İçin Harika Bir Zaman” Çağrısı ve Piyasaların Uyanışı

Ticaret gerilimlerinin ABD borsalarını derinden sarsmasının ardından, piyasaların tepkisini dindirmek amacıyla 9 Nisan’da sahneye bizzat Başkan Trump çıktı. Piyasa açılışından dakikalar sonra sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda, yatırımcılara “Sakin olun.” çağrısında bulundu. Her şeyin yoluna gireceğini ve ABD’nin her zamankinden daha büyük ve daha iyi olacağını vurguladı. Hemen ardından yaptığı ikinci paylaşımda ise piyasalara net bir mesaj gönderdi: “Satın almak için harika bir zaman.” Bu sözler, düşüşten faydalanmak isteyen cesur yatırımcılar için bir sinyal niteliğindeydi.

Aynı gün öğle saatlerinde gelen bir başka sürpriz haber ise piyasalardaki yükselişi adeta ateşledi. Trump, Çin hariç diğer ticaret ortakları için uygulanan ek tarifeleri 90 gün süreyle durdurduğunu duyurdu. Bu karar, küresel ticaretin rahatlayacağına dair güçlü bir umut ışığı yaktı. Ancak, Çin’e uyguladığı karşılıklı tarifeyi ise yüzde 125’e çıkardığını açıklaması, Çin ile gerilimin devam ettiğini gösterdi. Buna rağmen piyasaların genelindeki iyimserlik ağır bastı. 9 Nisan kapanışında Dow Jones endeksi yüzde 8’e yakın, S&P 500 endeksi yüzde 9,5 ve Nasdaq endeksi yüzde 12’den fazla yükselerek muhteşem bir geri dönüşe imza attı.

Bu tarihi yükselişler, endekslerin uzun süredir görmediği günlük kazançları beraberinde getirdi. Dow Jones endeksi, Mart 2020’den bu yana en büyük oranda artış gösterirken, S&P 500 endeksi 2008 küresel finans krizinden bu yana en büyük günlük kazancını elde etti. Teknoloji devi Nasdaq endeksi ise Ocak 2001’den bu yana en büyük günlük artışını ve tarihindeki ikinci en yüksek kazancını kaydederek teknoloji sektörünün gücünü bir kez daha kanıtladı. Nisan ayını Dow Jones endeksi yüzde 3,17 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,76 azalışla tamamlarken, Nasdaq endeksinde ise yüzde 0,85 gibi mütevazı bir kazanç kaydedildi. Bu ay, siyasi açıklamaların ve politika değişikliklerinin piyasalar üzerindeki anlık ve dramatik etkisini açıkça gözler önüne serdi.

Mayıs Ayı: ABD ile Çin’in Sürpriz Tarife Uzlaşısı ve Piyasaların Nefes Alışı

Nisan ayında yaşanan volatilitenin ardından, Washington ve Pekin yönetimleri arasındaki gerilimi yatıştırmaya yönelik önemli adımlar atıldı. İki ülke arasında sürpriz bir tarife uzlaşısı haberi, piyasalara adeta doping etkisi yaptı. 14 Mayıs itibarıyla, ABD’nin Çin mallarına uyguladığı gümrük vergilerini 90 gün süreyle yüzde 145’ten yüzde 30’a düşüreceği bildirildi. Buna karşılık, Çin’in de ABD mallarına uyguladığı gümrük vergilerini yüzde 125’ten yüzde 10’a indireceği açıklandı. Bu karşılıklı adımlar, küresel ticaret savaşının tırmanma eğiliminde olan tansiyonunu düşürerek yatırımcılar arasında derin bir rahatlama yarattı.

Mayıs ayında tarife geriliminin yatışması, piyasalar üzerinde olumlu bir etki yarattı. Ay boyunca Dow Jones endeksi yüzde 4’e yakın, S&P 500 endeksi yüzde 6’dan fazla ve Nasdaq endeksi ise yüzde 9,6 gibi dikkat çekici oranlarda değer kazandı. Bu yükselişte sadece ticaret uzlaşısı değil, aynı zamanda şirketlerin beklentilerin üzerinde güçlü finansal sonuçlar açıklamaları da etkili oldu. Birçok şirket, zorlu koşullara rağmen kârlılıklarını koruyarak veya artırarak ekonominin direncine işaret etti. Ayrıca, ülke ekonomisinin sağlam kaldığına dair gelen veriler de resesyon korkularını yatıştırarak yatırımcı güvenini pekiştirdi. Bu faktörlerin birleşimi, mayıs ayını piyasalar için adeta bir bahar havasına dönüştürdü ve endekslerin yukarı yönlü hareketini destekledi.

Haziran’da Yükseliş Devam Etti: Yeni Rekorlar ve Artan Risk İştahı

Mayıs ayında yakalanan olumlu ivme, Haziran ayında da devam etti ve piyasaların yükseliş trendi güçlenerek sürdü. Bu ayda yatırımcıların risk iştahını artıran birkaç önemli faktör bir araya geldi. Öncelikle, İsrail ve İran arasındaki ateşkesin sağlanmasıyla jeopolitik gerilimlere dair endişeler önemli ölçüde hafifledi. Küresel istikrarın sağlanmasına yönelik bu adım, yatırımcıların daha güvenli limanlardan çıkarak riskli varlıklara yönelmesini sağladı. İkinci olarak, ABD’nin daha düşük tarife oranlarıyla sonuçlanacak yeni ticaret anlaşmalarına varacağına dair beklentiler güçlendi. Bu durum, küresel ticaretin normalleşeceği ve ekonomik büyümenin hızlanacağı umutlarını tazeledi. Üçüncü ve belki de en kritik faktör ise ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek aylarda faiz indirimine gideceğine dair artan iyimserlikti. Düşük faiz oranları, şirketlerin borçlanma maliyetlerini azaltarak yatırımları teşvik eder ve hisse senedi piyasalarını cazip kılar.

Bu olumlu gelişmelerin ışığında, S&P 500 ve Nasdaq endeksleri 27 Haziran’da tüm zamanların en yüksek kapanış değerlerine ulaşarak tarihi bir başarıya imza attı. Ancak rekorlar burada kalmadı. Sadece üç gün sonra, 30 Haziran’da da sırasıyla 6.204,95 ve 20.369,73 puanla kapanış rekorlarını bir kez daha tazeleyerek piyasalardaki yükselişin gücünü ve kararlılığını gösterdi. Böylelikle Haziran ayında Dow Jones endeksi yüzde 4,3, S&P 500 endeksi yaklaşık yüzde 5 ve Nasdaq endeksi yüzde 6,6 gibi etkileyici oranlarda yükseliş kaydetti.

Tüm bu gelişmeler sonucunda, endekslerin ikinci çeyrek genelindeki artışı da oldukça dikkat çekici oldu. Dow Jones endeksi yüzde 5, S&P 500 endeksi yüzde 10,6 ve Nasdaq endeksi ise tam yüzde 18 gibi muazzam bir değer kazancı elde etti. Yılın ilk yarısındaki (Ocak-Haziran) toplam kazançlar ise Dow Jones için yüzde 3,64, S&P 500 ve Nasdaq için ise yüzde 5,5 olarak hesaplandı. Bu rakamlar, yılın başında ticaret savaşları ve siyasi belirsizliklerle sarsılan piyasaların, doğru adımlar ve küresel iyimserlikle nasıl bir toparlanma ve büyüme sergileyebileceğini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Bu dönem, piyasaların beklenmedik zorluklara karşı dahi dirençli kalabileceğini ve uygun koşullar altında rekor seviyelere ulaşma potansiyelini gözler önüne seren unutulmaz bir bölüm olarak tarihteki yerini aldı.