ABD Ekonomisi ve Piyasalar: Enflasyon Beklentileri, Faiz Yönelimi ve Küresel Riskler
Geçtiğimiz hafta, küresel finans piyasalarında yatırımcıların dikkati, ABD ekonomisinden gelen güçlü sinyaller, önemli merkez bankası yetkililerinin yönlendirmeleri ve şirket bilançolarının beklentileri aşan performansı üzerindeydi. Özellikle ABD ekonomisinin “yumuşak iniş” senaryosunu destekleyen verilerin ardı ardına açıklanmasıyla birlikte, gözler gelecek hafta açıklanacak kritik enflasyon rakamlarına çevrildi. Bu gelişmeler, faiz oranlarının geleceği, piyasa dinamikleri ve küresel risk algısı üzerinde belirleyici etkiler yarattı.
ABD Ekonomisinde Yumuşak İniş Senaryosu ve Faiz Beklentileri
Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinden gelen makroekonomik veriler, ülkenin dayanıklı bir ekonomik yapıya sahip olduğunu ve resesyon riskinden uzaklaşarak “yumuşak iniş” senaryosunu güçlendirdiğini gösteriyor. Yumuşak iniş, merkez bankasının enflasyonla mücadele ederken ekonomiyi durgunluğa sokmadan enflasyonu hedef seviyeye düşürmesi anlamına gelir. Bu senaryonun desteklenmesi, piyasalar için olumlu bir hava yaratsa da, Federal Rezerv’in (Fed) faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair belirsizlikler devam ediyor.
Fed Yetkililerinden Gelen Sinyaller ve Faiz İndirim Takvimi
Geçen hafta boyunca, Fed yetkilileri para politikasına ilişkin önemli mesajlar verdi. Fed Başkanı Jerome Powell’ın, para politikasındaki olası gevşemenin piyasa beklentilerinden daha geç bir zamanda gerçekleşebileceğine işaret etmesi, piyasalarda güvercin beklentileri bir miktar törpüledi. Diğer Fed yetkilileri de bu duruşu destekler nitelikte açıklamalar yaptı:
- Fed Yönetim Kurulu Üyesi Adriana Kugler: Enflasyon ve iş gücü piyasalarındaki soğumanın faiz indirimlerini uygun hale getirebileceğini, ancak enflasyondaki düşüş sürecinin duraklaması halinde politika faizinin daha uzun süre sabit tutulmasının uygun olabileceğini vurguladı. Bu açıklama, Fed’in veri odaklı yaklaşımının bir göstergesi olarak kabul edildi.
- Boston Fed Başkanı Susan Collins: Faiz indirimini desteklemek için daha fazla güvenilir veriye ihtiyaç duyduğunu belirtti. Bununla birlikte, yıl sonundan önce para politikasında gevşemeye başlanmasının uygun olabileceği yönündeki ifadesi, uzun vadede faiz indirimlerinin masada olduğunu gösterdi.
- Richmond Fed Başkanı Thomas Barkin: Enflasyonun üstesinden gelmek için sabırlı olunması gerektiğini ve daha fazla enflasyonist baskının gelip gelmeyeceğinin yakından takip edilmesi gerektiğini dile getirdi. Bu, enflasyonun hala potansiyel bir risk faktörü olduğuna işaret etti.
- Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic: Enflasyonla mücadelede önemli ilerleme kaydedildiğini ancak hedefe ulaşmak için daha katedilmesi gereken bir yol olduğunu ifade etti. Bu görüş, temkinli bir iyimserliği yansıttı.
- Dallas Fed Başkanı Lorie Logan: Faiz oranlarını ayarlamaya yönelik acil bir durum görmediğini ve enflasyon konusunda daha fazla güvenin tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, jeopolitik riskler dahil olmak üzere enflasyondaki ilerlemeyi durdurabilecek potansiyel tehditlere dikkat çekti. Logan’ın bu yorumları, Fed’in sadece iç dinamiklere değil, küresel faktörlere de baktığını gösterdi.
Bu açıklamaların ışığında, para piyasalarındaki fiyatlamalarda güvercin beklentilerin zayıfladığı gözlendi. Özellikle Fed’in mart ayında faiz indirimine gidebileceğine ilişkin beklentiler yüzde 22 seviyesine kadar geriledi. Mevcut senaryolara göre, bankanın mayıs ayında yüzde 52 ihtimalle politika faizini 25 baz puan indireceği öngörülüyor. Bu durum, piyasaların ilk çeyrekte faiz indirimlerine yönelik yüksek beklentilerini revize ettiğini ortaya koydu ve “daha uzun süre yüksek faiz” (higher for longer) söyleminin etkisini gösterdi.
Makroekonomik Veriler ve Ekonomik Sağlık Göstergeleri
Geçtiğimiz hafta açıklanan makroekonomik veriler, ABD ekonomisinin genel sağlığı hakkında önemli ipuçları verdi ve piyasaların beklentilerini şekillendirdi.
Hizmet Sektörü ve İş Gücü Piyasası
Tedarik Yönetim Enstitüsü (ISM) hizmet sektörü Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI), ocak ayında aylık bazda 2,9 puan artışla 53,4’e yükselerek piyasa beklentilerini önemli ölçüde aştı. Bu yükseliş, ABD’nin baskın sektörlerinden biri olan hizmet sektöründeki güçlü aktiviteye ve ekonomik büyümeye işaret etti. Hizmet sektöründeki canlılık, genel ekonomik dayanıklılığın önemli bir göstergesi olarak kabul edilir.
Bununla birlikte, S&P Global tarafından açıklanan hizmet sektörü PMI’ı 52,5’e gerilese de, 50 seviyesinin üzerinde kalması sektörün genişlemeye devam ettiğini gösterdi. Fed yetkililerinin sözle yönlendirmelerinin de etkisiyle, bu olumlu veriler pay piyasalarındaki olası satış baskısını sınırladı ve yatırımcıların risk iştahını destekledi.
Enflasyon Verileri ve Revizyonlar
ABD Çalışma Bakanlığı, Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) aralık ayındaki artışı yüzde 0,3’ten 0,2’ye revize etti. Gıda ve enerji kalemlerinin hariç tutulduğu çekirdek enflasyon ise aynı kaldı. Bu aşağı yönlü revizyon, Fed için olumlu bir gelişme olarak yorumlandı. Analistler, faiz oranlarını düşürmeye başlamak için fiyat baskılarının sürdürülebilir bir şekilde azaldığına dair daha fazla kanıt arayan Fed’in, bu revizyonu olumlu bir sinyal olarak değerlendireceğini belirtti. Enflasyonun beklentilerin altında kalması veya aşağı yönlü revize edilmesi, Fed’in enflasyon hedefine ulaşma yolunda ilerleme kaydettiği anlamına gelir ve gelecekteki faiz indirimleri için zemin hazırlayabilir.
Şirket Karlılıkları ve Borsa Performansı
Yoğun bilanço döneminde şirketlerin finansal sonuçları, piyasa beklentilerinin üzerinde gelmeyi sürdürerek risk algısını olumlu yönde etkiledi. Firmaların sadece mevcut karlılıkları değil, aynı zamanda gelecek döneme yönelik gelir ve kar tahminlerinin de önceki beklentilerin üzerine çıkması, New York borsasında yeni zirvelerin görülmesinde etkili oldu.
Beklentileri Aşan Bilançolar ve Sektörel Yansımaları
- PepsiCo: Gıda ve içecek devi PepsiCo’nun karı beklentileri aşarken, şirketin geliri yaklaşık dört yıldır ilk kez düşüş kaydetti ve piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bu durum, şirketin maliyet yönetimi konusundaki başarısını, ancak genel satış hacminde bazı zorluklar yaşadığını gösterdi.
- Arm: Birleşik Krallık merkezli çip tasarım şirketi Arm, yapay zeka (AI) teknolojisinin artan talebi sayesinde beklentilerin üzerinde kar ve gelir açıkladı. Yapay zekanın şirket satışlarını artırdığını ve gelecek döneme dair güçlü sonuçlar beklediğini belirten Arm’ın hisseleri yaklaşık yüzde 48 gibi dikkat çekici bir oranda yükseldi. Bu performans, yapay zeka sektöründeki patlayıcı büyümenin ve bu alandaki şirketlerin piyasa değerini nasıl artırdığının çarpıcı bir örneği oldu.
- Palantir ve GE HealthCare Technologies: Amerikan yazılım şirketi Palantir ve medikal teknoloji şirketi GE HealthCare Technologies de beklentilerin üzerinde bilançolar açıklayarak kendi sektörlerindeki güçlü duruşlarını sergilediler. Palantir’in kamu ve özel sektördeki veri analizi talebinden, GE HealthCare’ın ise sağlık teknolojileri alanındaki inovasyonlarından faydalandığı görüldü.
New York Borsasında Rekorlar ve Yükseliş Trendi
Söz konusu olumlu gelişmelerle birlikte, New York borsasında önemli endeksler değer kazandı:
- S&P 500 endeksi: Yüzde 1,37 değer kazanarak 5.026,61 puana çıktı ve tüm zamanların en yüksek kapanışını gerçekleştirdi. Bu rekor, geniş tabanlı Amerikan şirketlerinin güçlü performansının ve yatırımcı iyimserliğinin bir göstergesiydi.
- Dow Jones endeksi: Yüzde 0,04 gibi sınırlı bir yükselişle kapattı.
- Nasdaq endeksi: Teknoloji ağırlıklı endeks, yüzde 2,31 değer kazanarak Arm gibi teknoloji şirketlerinin öncülüğünde güçlü bir performans sergiledi.
Bu yükselişler, güçlü şirket bilançoları, ABD ekonomisindeki “yumuşak iniş” beklentileri ve enflasyonun kontrol altına alınabileceği umuduyla desteklendi. Yatırımcılar, ekonomik büyümenin devam edeceği ve şirket karlılıklarının daha da artacağı yönündeki beklentilerle hisse senetlerine yöneldi.
Küresel Riskler ve Emtia Piyasaları
ABD ekonomisindeki iç dinamiklerin yanı sıra, küresel jeopolitik gelişmeler ve bu gelişmelerin emtia piyasalarına yansımaları da yakından takip edildi.
Orta Doğu Gelişmeleri ve Petrol Fiyatları
Orta Doğu’daki gerilimler, küresel piyasalar için önemli bir risk faktörü olmaya devam ediyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun olası bir ateşkesi reddedeceğine yönelik haber akışı, bölgedeki risklerin tekrardan artmasına neden oldu. Bu durum, özellikle arz güvenliği endişelerini beraberinde getirerek petrol fiyatlarını yukarı yönlü destekledi. Brent petrolün varil fiyatı geçen haftayı yüzde 5,5 değer kazancıyla 81,7 dolardan tamamladı. Orta Doğu’daki çatışmaların genişlemesi veya kritik deniz yollarını etkilemesi, küresel enerji piyasalarında daha büyük dalgalanmalara yol açma potansiyeli taşıyor.
Altın Fiyatlarındaki Değişim
Gelişmeler, aynı zamanda güvenli liman varlığı olarak görülen altının ons fiyatını da etkiledi. Brent petroldeki yükselişin aksine, altının ons fiyatı yüzde 0,76 değer kaybıyla 2 bin 24 dolara indi. Altın fiyatlarındaki bu düşüş, genellikle Fed’in faiz indirimlerine yönelik beklentilerin ötelenmesi ve güçlü dolar ile ilişkilendirilir. Faiz oranlarının daha uzun süre yüksek kalması beklentisi, getirisi olmayan altın için cazibeyi azaltabilirken, ekonomik iyimserlik de güvenli liman talebini baskılayabilir.
Diğer Önemli Gelişmeler
Piyasaları etkileyen diğer önemli gelişmeler arasında ABD Hazine Bakanı’nın bankacılık sektörü uyarıları ve eski Başkan Donald Trump ile ilgili yargı süreci yer aldı.
Janet Yellen’dan Bankacılık Sektörü Uyarısı
ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, geçen hafta yaptığı açıklamada, ticari gayrimenkul piyasasındaki zayıflık nedeniyle bankacılık sektöründe “stres ve kayıpların” olmasını beklediğini ifade etti. Ancak Yellen, bu durumun bankacılık sistemi açısından bir risk haline gelmeyeceğine inandığını da sözlerine ekledi. Bu uyarı, özellikle bölgesel bankaların ticari gayrimenkul kredilerine olan maruziyetinin potansiyel risklerini gündeme getirdi, ancak genel sistemik riskin yönetilebilir olduğu mesajı verildi.
Donald Trump Davası ve Siyasi Belirsizlik
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın seçimlere katılıp katılamayacağıyla ilgili davanın ilk duruşması ABD Yüksek Mahkemesi’nde görüldü. Tarafları dinleyen Yüksek Mahkeme üyelerinin çoğu, “ayaklanma” suçunu işlediği gerekçesiyle Trump’ın oy pusulalarında yer alamayacağına hükmeden Colorado eyaletinin argümanlarını yetersiz buldu. Amerikan medyasına yansıyan haberlerde, ilk duruşmadan Trump’ın lehine bir sonucun çıktığı ve dava sonucunda Trump’ın seçimlere katılımının engellenemeyeceği şeklinde bir kararın çıkmasının beklendiği yorumları öne çıktı. Bu durum, yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde siyasi belirsizlikleri bir miktar azaltarak piyasalarda göreceli bir rahatlama yaratabilir.
Gelecek Haftanın Ekonomik Takvimi
Finans piyasalarının odağı, 12 Şubat ile başlayan haftada açıklanacak önemli ekonomik verilere çevrilecek. Bu veriler, Fed’in para politikası kararları ve genel ekonomik görünüm hakkında daha fazla ipucu sağlayacak:
- Pazartesi: Hazine bütçe dengesi, kamu maliyesinin durumu hakkında bilgi verecek.
- Salı: Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), enflasyonun seyrini gösteren en kritik verilerden biri olacak. Piyasanın faiz indirim beklentileri üzerinde doğrudan etkisi olacak.
- Perşembe: New York Fed sanayi endeksi, Philadelphia Fed imalat sanayi endeksi, sanayi üretimi ve kapasite kullanımı verileri, imalat sektöründeki aktivite ve genel ekonomik kapasite hakkında önemli bilgiler sunacak.
- Cuma: Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi verileri açıklanacak. ÜFE, üretici tarafındaki enflasyon baskılarını gösterirken, tüketici güven endeksi ise hane halkının ekonomik beklentilerini ve harcama eğilimini yansıtacak.
Özellikle TÜFE verileri, Fed’in enflasyonla mücadeledeki ilerlemesini değerlendirmesi ve gelecek faiz kararları için yol haritasını çizmesi açısından hayati önem taşıyor. Piyasa katılımcıları, bu verilerin Fed’in “daha uzun süre yüksek faiz” duruşunu sürdürüp sürdürmeyeceği veya faiz indirimlerinin ne zaman başlayacağına dair yeni sinyaller içerip içermediğini yakından takip edecek.