Emtia Piyasaları Yön Arıyor

Küresel Emtia Piyasalarında Dalgalanma: Altın Düşerken Petrol Yükseliyor, Fed ve Ticaret Gerilimi Etkisi

Geçtiğimiz hafta küresel emtia piyasaları, makroekonomik veriler, jeopolitik gelişmeler ve uluslararası ticaret ilişkilerindeki dalgalanmalarla yön buldu. Özellikle ABD-Çin ticaret gerilimlerinin azalması, ABD Merkez Bankası (Fed) politikalarına ilişkin beklentiler ve zayıf gelen enflasyon verileri, yatırımcıların odağında yer aldı. Bu faktörlerin birleşimi, değerli metallerden enerjiye, baz metallerden tarım ürünlerine kadar geniş bir yelpazede emtia fiyatlarında belirgin hareketlenmelere yol açtı. Güvenli liman talebinin zayıflamasıyla altın gerilerken, küresel büyüme beklentileriyle petrol yükseliş kaydetti. Bu hafta, her bir emtia grubundaki gelişmeleri detaylı bir şekilde inceleyerek, piyasalardaki bu dinamiklerin ardındaki nedenleri ve olası etkilerini mercek altına alıyoruz.

Altın ve Güvenli Liman Talebi: Dolar ve Ticaretin Gölgesinde

Tamamlanan haftada, altının ons fiyatı, küresel piyasaların önemli gündem maddelerinden biri olan ABD-Çin ticaret gerilimindeki azalmanın etkisiyle önemli bir düşüş yaşadı. Gerilimin hafiflemesiyle birlikte yatırımcılar, daha riskli varlıklara yönelerek altının geleneksel güvenli liman özelliğine olan talebi azalttılar. Bu durum, aynı zamanda yükselen dolar endeksinin de etkisiyle birleşerek ons altının 3 bin 200 dolar seviyesine gerilemesine neden oldu. Bu düşüş, 11 Kasım 2024’ten bu yana kaydedilen en kötü haftalık performans olarak piyasa tarihinde yerini aldı.

Analistler, faiz getirisi bulunmayan altının genellikle düşük faiz ortamlarında değer kazandığına dikkat çekiyor. Ancak, son dönemde para piyasalarındaki faiz indirim beklentilerinin ötelenmesi ve dolardaki belirgin güçlenme, altının cazibesini azalttı. Ayrıca, ABD ile Çin arasındaki geçici ticaret anlaşması, küresel ekonomik görünümde iyileşme sinyalleri vererek risk iştahını artırdı ve dolayısıyla altın fiyatları üzerinde ek bir baskı oluşturdu. Bu gelişmeler, sadece altını değil, diğer değerli metalleri de etkiledi. Ons bazında fiyatlar, altında yüzde 2,7, platinde yüzde 0,8, paladyumda yüzde 1,6 ve gümüşte yüzde 1,4 azaldı. Bu durum, piyasaların riskli varlıklara yönelme eğiliminin ve doların küresel piyasalardaki belirleyici rolünün açık bir göstergesi oldu.

Fed Politikaları, Enflasyon ve Makroekonomik Beklentiler

Küresel piyasaların seyrinde belirleyici bir rol oynayan ABD Merkez Bankası (Fed), haftanın önemli gündem maddelerinden biriydi. Fed Başkanı Jerome Powell, “daha sık ve kalıcı arz şoklarının” yaşanabileceği uyarısını yineleyerek, küresel ekonominin 2020’den bu yana önemli ölçüde değiştiğini vurguladı. Powell’ın açıklamaları, bankanın para politikası stratejisinin bu yeni ekonomik gerçeklere uyum sağlamak üzere gözden geçirileceğini işaret etti. Bu durum, yatırımcılar arasında Fed’in gelecekteki faiz adımlarına ilişkin farklı senaryoları gündeme getirdi ve piyasalardaki belirsizliği bir nebze artırdı.

Öte yandan, ABD’den gelen zayıf enflasyon verileri, piyasalar üzerinde önemli bir etki yarattı. Nisan ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), aylık bazda sadece yüzde 0,2 artış göstererek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bu veri, Fed’in enflasyonla mücadele politikalarının işe yaradığına dair sinyaller verse de, aynı zamanda ekonomik büyümede bir yavaşlama olabileceği endişelerini de beraberinde getirdi. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda ise, Fed’in yıllık enflasyondaki yavaşlamaya rağmen, özellikle tarife kaynaklı fiyat baskılarını yakından izlemeye devam edeceği beklentisi güç kazandı. Faiz indirimi beklentileri eylül ayına ötelenirken, yıl içinde toplamda iki faiz indirimi olabileceği öngörüsü piyasalarda ağırlık kazandı. Bu beklentilerle birlikte ABD 10 yıllık tahvil faizi haftayı 5 baz puan artışla yüzde 4,44’ten tamamlarken, dolar endeksi yüzde 0,8 yükselerek 101,1 seviyesine ulaştı. Doların güçlenmesi, hem emtia piyasaları hem de genel küresel finansal koşullar üzerinde etkili olmaya devam ediyor.

Baz Metaller: Ticaret Savaşları ve Stok Fazlaları Baskısı

Geride bıraktığımız hafta, baz metaller piyasasında karışık bir seyir izlendi. Küresel ticaret gerilimlerinin nispeten sakinleşmesi, dünya genelindeki büyüme beklentilerini güçlendirerek bazı metallerin fiyatlarına destek sağladı. Ancak, özellikle ABD’nin tarifelere yönelik tehditleri, belirli metallerde stok fazlalığına yol açarak fiyatlar üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Piyasalardaki bu ikili görünüm, yatırımcıların farklı metallere yönelik stratejilerini şekillendirmesinde önemli bir rol oynadı.

Eski ABD Başkanı Trump’ın yüzde 25’lik ithalat tarifesi tehdidi, özellikle Çin’den ABD’ye yönelen yoğun navlun akışına neden oldu. Bu durumun en somut örneklerinden biri, bakır stoklarının Chicago Ticaret Borsası’nda (CME) yılbaşından bu yana yüzde 81 gibi rekor bir oranla artmasıydı. Artan stoklar, CME ile Londra Metal Borsası (LME) arasındaki fiyat farkının daralmasına yol açtı ve küresel bakır piyasasında dengelerin değiştiğini gösterdi. Öte yandan, Japonya merkezli büyük metal şirketi Sumitomo Metal’in, Batı Avustralya’daki Winu bakır-altın projesinde yüzde 30 hisse satın alması, uzun vadede bakır arz kapasitesine yönelik stratejik bir adım olarak değerlendirildi. Bu tür yatırımlar, gelecekteki arz-talep dengelerini etkileyebilecek önemli gelişmeler arasında yer alıyor.

Bu gelişmelerin ışığında, baz metallerde tezgah üstü piyasada haftalık bazda fiyatlar, libre başına kurşunda yüzde 1, çinkoda yüzde 1,3 ve alüminyumda yüzde 2,4 artış gösterirken; bakırda yüzde 1,3 ve nikelde yüzde 1,6 azaldı. Bu farklı performanslar, her bir metalin kendine özgü arz-talep dinamiklerinin yanı sıra, küresel ticaret politikalarının ve ekonomik beklentilerin karmaşık etkileşimini yansıttı.

Petrol Piyasaları: Küresel Büyüme Beklentileriyle Yükseliş

Petrol fiyatları, geçtiğimiz hafta küresel piyasalarda yaşanan olumlu gelişmelerin etkisiyle üst üste ikinci haftayı da yükselişle tamamladı. ABD-Çin arasındaki tarife geriliminin geçici olarak yatışması, piyasalarda iyimserliği artırarak küresel ekonomik büyüme beklentilerini güçlendirdi. Bu iyimserlik, enerji talebinin artacağı yönündeki beklentileri körükleyerek petrol fiyatlarını yukarı çekti. Ancak, Trump yönetiminin ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin devam etmesi, piyasalarda hala temkinli bir duruş sergilenmesine neden oldu.

Güçlü dolar endeksinin genellikle petrol talebini sınırlayabileceği beklense de, bu hafta küresel büyüme beklentilerinin ağır basması petrol fiyatlarını destekleyici bir faktör oldu. Ayrıca, tamamlanan haftada Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Rusya-Ukrayna barış müzakereleri ve ABD-İran nükleer anlaşmasına ilişkin haber akışı da petrol piyasaları üzerinde yakından izlendi. Analistler, yaptırımların kaldırılmasıyla sonuçlanabilecek bir nükleer anlaşmanın, İran’ın petrol üretimini önemli ölçüde artırmasına olanak tanıyarak küresel piyasalara ek arz sağlayabileceğini ve dolayısıyla fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı yaratabileceğini belirtiyor. Ancak şu an için bu olasılıklar, güçlü talep beklentileri karşısında ikincil planda kaldı.

Enerji piyasalarının bir diğer önemli bileşeni olan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tarafında ise dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Dünyanın en büyük LNG alıcısı konumundaki Çin, Nisan ayında Ekim 2022’den bu yana en düşük LNG talebini kaydetti. ABD ile süren ticaret gerilimi nedeniyle ABD menşeli LNG kargolarını Avrupa’ya yönlendirmesi, küresel LNG piyasasında arz ve talep dengelerini değiştiren önemli bir hareket olarak öne çıktı. Bu gelişmelerle birlikte, brent petrolün varil fiyatı yüzde 1,8 artış gösterirken, New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı ise yüzde 12,4 değer kaybetti. Bu durum, farklı enerji kaynaklarının farklı dinamikler altında hareket ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Tarım Emtiaları: Rekolte Beklentileri ve Ticari İşbirlikleri

Tarım emtia piyasası, geçtiğimiz hafta ihracat haberleri, arz-talep beklentileri ve iklimsel faktörlerin etkisiyle karışık bir seyir izledi. Her bir ürün grubunda farklı dinamiklerin öne çıktığı bir hafta oldu.

Buğday Piyasasında Yeni Gelişmeler

Buğday piyasasında, ABD Tarım Bakanlığı (USDA), geçtiğimiz hafta 58 bin 627 tonluk eski ve 746 bin 155 tonluk yeni mahsule yönelik “gizli” ihracat anlaşmaları bildirdi. Bu anlaşmalar, küresel buğday talebinin devam ettiğini gösteriyor. Ayrıca, Mısır’da, başta Güney Kore ve Meksika olmak üzere toplam 1 milyon 677 bin tonla son 20 haftanın en yüksek buğday ihracat satışı gerçekleşti. Bu durum, Mısır’ın küresel buğday piyasalarındaki konumunu pekiştirirken, aynı zamanda küresel arz-talep dengeleri üzerinde de etkili oldu. Öte yandan, bazı bölgelerde devam eden kuraklık endişeleri, yatırımcıların buğday mahsulüne ilişkin beklentilerini olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.

Daha da önemlisi, Mısır ve Rusya, buğday ticaretini daha yakından izlemek ve koordinasyonu artırmak amacıyla ortak bir komite kurma planlarını açıkladı. Bu stratejik adım, lojistik ve denetim alanında daha sıkı bir işbirliğine işaret ediyor. Mısır’ın en büyük buğday ithalatçılarından biri olması ve Rusya’nın da dünyanın önde gelen buğday ihracatçılarından olması göz önüne alındığında, bu komite Karadeniz bölgesindeki arz dengeleri üzerinde önemli bir etki yaratabilir ve küresel buğday fiyatlamalarında yeni bir dinamik oluşturabilir.

Diğer Tarım Ürünlerinde Dalgalanma

Bu gelişmelerle, Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar soya fasulyesinde yüzde 0,1 ve mısırda yüzde 1,5 azalırken, pirinçte yüzde 0,8 ve buğdayda yüzde 0,6 arttı. Bu farklılaşma, ürün bazında arz-talep koşullarının ve bölgesel haber akışlarının ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

Kakao piyasasında ise fiyatlardaki yükseliş haftanın en çarpıcı gelişmelerinden biri oldu. Analistler, bu yükselişin ardında yatan birçok faktöre dikkat çekti: Batı Afrika’da devam eden rekolte düşüşü ve kalite sorunları, El Nino kaynaklı kuraklık ve sağanak döngüsünün mahsule zarar vermesi, liman sevkiyatlarındaki yavaşlama ve spekülatif pozisyonlardaki artış gibi birbirini tetikleyen etkenler kakao fiyatlarını ton başına yüzde 18,9 artırarak haftayı tamamlamasına neden oldu. Bu durum, küresel kakao arzında ciddi endişeler yaratmaya devam ediyor.

ABD’de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange’te libre bazında fiyatlar, şekerde yüzde 1,2 ve kahvede yüzde 5,7, pamukta ise yüzde 2,2 azaldı. Bu düşüşler, ilgili ürünlerdeki arz fazlası beklentileri veya talepteki düşüşlerle ilişkilendirilebilirken, kakaodaki sert yükselişin tarım emtiaları arasındaki ayrışmayı belirginleştirdiği görüldü.

Sonuç ve Gelecek Beklentileri

Geçtiğimiz hafta küresel emtia piyasaları, makroekonomik belirsizlikler, ticaret politikaları ve bölgesel gelişmelerin karmaşık bir etkileşimiyle şekillendi. Altın gibi güvenli liman varlıklarının değer kaybetmesi, risk iştahının arttığına ve doların gücünü koruduğuna işaret ederken, petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel büyüme beklentilerinin yeniden canlandığını gösterdi. Baz metaller piyasası ticaret gerilimlerinin ve stok seviyelerinin etkisiyle dalgalı bir seyir izlerken, tarım emtialarında buğday ve kakaodaki spesifik gelişmeler ön plana çıktı. Önümüzdeki dönemde, Fed’in para politikası duruşu, ABD-Çin ilişkilerinin seyri ve jeopolitik gelişmeler, emtia piyasalarının ana yönünü belirlemeye devam edecek. Yatırımcıların, bu dinamik ve sürekli değişen piyasa koşullarına uyum sağlamak için dikkatli ve bilinçli adımlar atması gerekecek.