Küresel Piyasalar Yön Arayışında: Ticaret Gerilimleri, Enflasyon ve Merkez Bankası Politikaları
Küresel finans piyasaları, ABD’den gelen güçlü sinyaller ve makroekonomik veriler ışığında belirsiz bir yön arayışında. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin önemli ticaret ortaklarına karşı atabileceği korumacı adımlar, yatırımcıların risk iştahını doğrudan etkileyerek piyasalarda dalgalanmalara neden oluyor. Bu karmaşık süreçte, eski Başkan Donald Trump’ın olası yeni dönemi ve mevcut yönetimin ticaret politikaları, merkez bankalarının para politikası duruşu ve jeopolitik gelişmeler, küresel ekonomik geleceğin ana hatlarını çiziyor.
ABD’nin Ticaret Politikaları ve Küresel Gerilimler: Yeni Bir Dönem Mi Başlıyor?
ABD’de başkanlık seçimleri sonrası Donald Trump’ın yeniden göreve gelmesi durumunda gümrük vergilerini artırma yönündeki açıklamaları, küresel ticaret arenasındaki en büyük endişe kaynaklarından biri haline geldi. Bu potansiyel politika değişikliği, ticaret ortakları arasında yeni gerilimlere yol açabileceği gibi, mevcut Joe Biden yönetiminin Çin’e ihraç edilen çiplerle ilgili yeni ve daha sıkı düzenlemeler getirebileceği yönündeki haberlerle birleşerek risk algısını olumsuz etkiliyor.
Bu gelişmeler, dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ile Çin arasındaki zaten hassas olan ilişkilerdeki tansiyonu daha da yükseltme potansiyeli taşıyor. Ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi, küresel tedarik zincirlerinde aksaklıklara, üretim maliyetlerinde artışlara ve dolayısıyla enflasyonist baskılara yol açabilir. Bu durum, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonla mücadelesini daha da zorlaştırabilir ve faiz indirim döngüsüne başlama takvimini sekteye uğratabilir. Yatırımcılar, bu potansiyel senaryoların küresel büyüme üzerindeki etkilerini ve merkez bankalarının tepkilerini yakından takip ediyor.
Fed’in Para Politikası ve ABD Ekonomisi: Faiz İndirimleri Ne Zaman Gelecek?
ABD ekonomisinden gelen son makroekonomik veriler, Fed’in faiz indirimlerine ilişkin piyasa beklentilerini yeniden şekillendiriyor. Açıklanan sinyaller, bankanın faiz indirimlerine başlamasını öngörülenden daha uzun bir süreye yayabileceği yönündeki fiyatlamaları güçlendiriyor. Bu durum, Fed’in enflasyonla mücadelede kararlı duruşunu sürdürdüğünü ve aceleci davranmayacağını gösteriyor.
ABD ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde tüketici harcamalarındaki güçlü artışın etkisiyle yüzde 2,8 ile piyasa tahminlerine paralel bir büyüme kaydetti. Ekim ayında kişisel tüketim harcamaları aylık bazda yüzde 0,4 artarken, Fed’in enflasyon göstergesi olarak büyük önem verdiği gıda ve enerji kalemleri hariç çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi de aylık yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 2,8 ile son altı ayın en yüksek artışını gösterdi. Bu veriler, enflasyonun hala hedeflenen yüzde 2 seviyesinin üzerinde seyrettiğini ve Fed’in “daha uzun süre yüksek faiz” politikasını desteklediğini ortaya koyuyor.
Analistler, Fed’in para politikasında ihtiyatlı duruşunu sürdürmesinin yanı sıra, Trump’ın uygulamayı planladığı tarifelerin ekonomiye yansımalarına ilişkin belirsizliklerin de risk iştahını azalttığını belirtiyor. Para piyasalarındaki güncel fiyatlamalar, Fed’in Aralık ayındaki toplantısında yüzde 68 ihtimalle 25 baz puanlık bir faiz indirimi yapabileceğini gösterirken, yüzde 32 ihtimalle politika faizini değiştirmeyeceği de fiyatlanıyor. Bu durum, piyasaların bile Fed’in bir sonraki adımı konusunda kesin bir fikir birliğine varamadığını gösteriyor.
Küresel Ekonomik Görünüm: Standard & Poor’s’tan Pozitif Sinyaller
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), küresel ekonomik görünüme ilişkin yayımladığı son raporunda, dünya ekonomisinin 2025 yılına “nispeten iyi bir konumda” başlayacağını öngördü. Bu genel iyimser bakış, küresel ekonominin dirençli yapısını ve toparlanma potansiyelini vurguluyor.
Rapora göre, dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 3,3 ve gelecek yıl yüzde 3 oranında büyümesi bekleniyor. ABD ekonomisi için ise bu yıl yüzde 2,7 ve gelecek yıl yüzde 2 büyüme tahmini yapıldı. Çin ekonomisinin de bu yıl yüzde 4,8 ve gelecek yıl yüzde 4,1 oranında büyüyeceği öngörülüyor. Bu rakamlar, küresel büyümenin devam edeceğini ancak bazı bölgelerde büyüme hızının yavaşlayabileceğini ve ticaret politikaları gibi faktörlerin ekonomik dinamikler üzerindeki etkisini işaret ediyor.
Emtiada Son Durum, Tahviller ve Kurlar: Piyasa Tepkileri
Küresel piyasalardaki belirsizlikler, emtia, tahvil ve döviz piyasalarında da belirgin hareketlere yol açıyor. Güvenli liman arayışının devam ettiği ortamda, altının ons fiyatı 2.630-2.640 dolar bandındaki yatay seyrini sürdürüyor. Brent petrolün varil fiyatı da benzer şekilde 72 dolar seviyesinde bulunarak enerji piyasalarındaki arz-talep dengesi ve jeopolitik risklerin etkisini yansıtıyor.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, son dönemdeki dalgalanmaların ardından yaklaşık 6 baz puanlık bir düşüşle yüzde 4,26 seviyesine geriledi. Tahvil faizlerindeki bu düşüş, riskten kaçınma eğiliminin arttığına veya Fed’in gelecekteki faiz indirimlerinin bir miktar fiyatlandığına işaret edebilir. Dolar endeksi ise yüzde 0,9’luk düşüşün ardından yeni günde önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 106,2 seviyesinde işlem görüyor. Bu da doların diğer majör para birimleri karşısındaki gücünü koruduğunu gösteriyor.
Kripto para piyasalarında ise dikkat çekici bir oynaklık yaşandı. Başkanlık seçimlerinin ardından 100 bin dolara yaklaşan Bitcoin, son dört iş günündeki satış baskısıyla 91 bin 100 dolara kadar gerilemişti. Ancak sonrasında yeniden yükselişe geçerek şu sıralarda 95 bin 300 dolardan işlem görüyor. Bu dalgalanma, kripto varlıkların küresel makroekonomik gelişmelere ve yatırımcı duyarlılığına ne denli hassas olduğunu bir kez daha gösterdi.
Avrupa Piyasaları ve ECB’nin Mesajları: Ticaret Savaşlarına Karşı Uyarı
Avrupa borsaları da ABD’deki ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerden, özellikle de Trump’ın gümrük vergisi tehdidinden etkileniyor. Bu durum, Avrupa piyasalarında genel bir satış baskısı oluşturmaya devam ederken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde ve diğer ECB üyelerinin açıklamaları da yakından takip edildi.
ECB Başkanı Lagarde, Avrupalı siyasi liderlere kritik bir çağrıda bulunarak, gümrük vergileri konusunda Donald Trump ile işbirliği yapma ve ABD’de üretilen daha fazla ürünü satın alma yoluna gitmelerini önerdi. Lagarde, sert bir ticaret savaşının küresel ekonomik büyümeyi yok etme riski taşıdığı konusunda ciddi uyarılarda bulundu. Avrupa Birliği’nin (AB), Çin’den ithal edilmeyen tüm ABD ürünlerine yüzde 20’ye varan genel bir gümrük vergisi tehdidinde bulunan Trump ile “misilleme değil, müzakere” yoluna gitmesi gerektiğini vurgulayan Lagarde, geniş çaplı bir ticaret savaşının kimsenin çıkarına olmadığını ve Gayri Safi Yurt içi Hasıla’da (GSYH) küresel bir azalmaya yol açacağını defalarca dile getirdi. Bu açıklamalar, Avrupa’nın küresel ticaretin korunması ve siyasi gerilimlerin azaltılması konusundaki endişesini açıkça ortaya koyuyor.
ECB üyesi Isabel Schnabel ise bankanın faiz oranlarını çok fazla düşürme konusunda dikkatli olması gerektiğini belirtti. Schnabel, aşırı gevşek bir para politikasının gelecekteki politika alanını israf edebileceği konusunda uyararak, “Enflasyon görünümü göz önüne alındığında, gelen veriler temel çizgimizi doğrulamaya devam ederse kademeli olarak nötr seviyeye doğru ilerleyebileceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ECB’nin de Fed gibi temkinli bir yaklaşım sergilediğini ve enflasyon verilerini yakından izlediğini gösteriyor.
Fransa’da ise 2025 bütçe tasarısı üzerinde uzlaşı sağlanamaması nedeniyle hükümet düşme riskiyle karşı karşıya kaldı. Fransa Başbakanı Michel Barnier, bu durumun gerçekleşmesi halinde finansal piyasalarda ciddi dalgalanmalar yaşanacağı konusunda uyarılarda bulundu. Bu iç siyasi belirsizlik de Avrupa piyasaları üzerindeki baskıyı artırıyor.
Bu gelişmelerin etkisiyle İngiltere’de FTSE 100 endeksi yatay bir seyir izlerken, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,3, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,1 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi de yüzde 0,7 geriledi. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ise yeni güne karışık bir seyirle başladı.
Rusya Üzerindeki Yaptırımlar ve Enerji Piyasalarına Etkileri
Küresel piyasaların yakından takip ettiği bir diğer önemli konu da Rusya’daki gelişmeler ve ABD’nin uyguladığı yeni yaptırımlar. ABD’nin, Rusya’nın uluslararası finans sistemini kullanmasını engellemek amacıyla Gazprombank’a yaptırım uygulaması, doğal gaza erişim konusunda ciddi bir tedirginlik oluşturdu. Bu yaptırımların olumsuz yansımalarının yakın dönemde sanayi üretiminde ciddi ölçüde görülebileceği düşünülüyor. Avrupa’nın enerji güvenliği ve küresel enerji fiyatları üzerinde önemli etkileri olabilecek bu durum, piyasalar tarafından dikkatle izleniyor.
Söz konusu yaptırım kararlarıyla birlikte Rus rublesi son on günde yaklaşık yüzde 12 değer kaybederken, Gazprom hisseleri de 1 dolara kadar düştü. Rublenin yabancı para birimleri karşısındaki değer kaybının hızlanması üzerine Rusya Merkez Bankası, ulusal para birimini desteklemek amacıyla döviz alımlarını yıl sonuna kadar durdurma kararı aldığını bildirdi. Bu müdahale, ülkenin ekonomik zorluklarının derinleştiğini ve merkez bankasının bu duruma karşı aktif bir duruş sergilediğini gösteriyor.
Asya Piyasalarında Öne Çıkan Gelişmeler
Asya borsaları, Hong Kong hariç genel olarak pozitif bir seyirle günü tamamladı. Bölgedeki merkez bankası kararları ve siyasi gelişmeler, piyasaların yönünü belirlemede etkili oldu:
- Güney Kore: Güney Kore Merkez Bankası, piyasa beklentilerinin aksine politika faizini 25 baz puan düşürerek yüzde 3,25’ten yüzde 3’e indirdi. Merkez Bankası Başkanı Rhee Chang-yong, bu kararın arkasındaki nedenleri açıklarken, “Büyük ülkelerle ihracat rekabetleri yoğunlaşıyor ve ayrıca Trump’ın seçim zaferinin ardından ticaret ortamındaki belirsizlikleri de not ettik” değerlendirmesinde bulundu. Bu karar, küresel ticaret gerilimlerinin ve yavaşlayan küresel büyümenin Asya ekonomileri üzerindeki baskısını gözler önüne seriyor.
- Japonya: Japonya’da hükümetin, teşvik paketini finanse etmek için 92 milyar dolarlık ek bütçeyi onaylaması bekleniyor. Başbakan Shigeru Ishiba, genel seçim öncesinde geçen yıldan daha büyük bir ek bütçe sunacağını belirtmişti. Bu genişleyici maliye politikası, Japon ekonomisini desteklemeyi ve deflasyonist baskılarla mücadeleyi amaçlıyor. Ayrıca, Trump’ın Çin’e yönelik açıkladığı ek gümrük vergisinin beklendiği kadar yüksek olmadığı yönündeki değerlendirmeler, Japonya’da çip hisselerini yukarı yönlü destekledi. Çip üretim makineleri üreten Tokyo Electron hisseleri yüzde 10’a yakın artışla ağustos ayından bu yana en sert yükselişini kaydederken, diğer yarı iletken ekipman üreticisi Kokusai Electric Corp.’un hisseleri de yüzde 23 değer kazandı. Bu, teknoloji sektörünün küresel ticaret dinamiklerine ne kadar duyarlı olduğunu bir kez daha gösterdi.
- Çin: S&P raporunda Çin ekonomisinin bu yıl yüzde 4,8 ve gelecek yıl yüzde 4,1 büyüyeceği tahmin edildi. Bu, ülkenin hala önemli bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu ancak büyüme hızının yavaşlayabileceğini işaret ediyor.
Bu gelişmelerle kapanışa yakın Nikkei 225 endeksi yüzde 0,9, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,2 değer kazanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1 yükseliş kaydetti. Ancak Hong Kong’da Hang Seng endeksi ise yüzde 1,2 gerileyerek bölgedeki genel pozitif havadan ayrıştı.
Yurt İçi Piyasalar: Borsa İstanbul ve Dolar/TL’de Son Durum
Türkiye piyasaları da küresel gelişmelerden bağımsız kalamıyor ancak kendine özgü dinamiklerle hareket etmeye devam ediyor. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi dün yatay bir seyir izleyerek günü yüzde 0,04 değer kazanarak 9.639,77 puandan tamamladı. Bu durum, küresel belirsizliklere rağmen yurt içi piyasalarda dengeli bir havanın sürdüğünü gösteriyor. Teknik açıdan bakıldığında, BIST 100 endeksinde 9.700 ve 9.800 puanın direnç olarak öne çıktığı, 9.600 ve 9.500 seviyelerinin ise destek konumunda olduğu analistler tarafından belirtiliyor.
Döviz piyasasında ise Dolar/TL kuru dün yatay bir seyirle 34,6390 seviyesinden kapanırken, bugün bankalararası piyasada önceki kapanışın hemen üzerinde 34,6480’den işlem görüyor. Dolar/TL kurundaki bu stabil seyir, şu an için belirgin bir spekülatif hareketin olmadığını ancak küresel dolar değerlenmesi veya zayıflamasına karşı dikkatli olunması gerektiğini işaret ediyor.
Piyasalarda Bugün Takip Edilecek Önemli Veriler
Yatırımcıların gün boyunca yakından izleyeceği önemli ekonomik göstergeler ve merkez bankası açıklamaları şunlar:
- 10.00 Türkiye: Kasım ayı ekonomik güven endeksi ve Ekim ayı dış ticaret dengesi. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin genel sağlığı ve dış ticaret performansı hakkında önemli ipuçları sunacak, özellikle ekonomik aktivite ve dış denge açısından kritik bilgiler verecek.
- 12.00 Avro Bölgesi: Kasım ayı tüketici güven endeksi. Tüketici güveni, gelecekteki harcama eğilimlerini göstererek ekonomik aktivite için önemli bir gösterge niteliği taşıyor.
- 13.00 Avro Bölgesi: Kasım ayı ekonomik güven endeksi. İşletmelerin ve tüketicilerin ekonomik görünüme ilişkin beklentilerini yansıtarak genel ekonomik atmosfer hakkında bilgi sunar.
- 14.00 Türkiye: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özeti. Bu özet, bankanın son faiz kararı ve gelecekteki para politikası duruşuna ilişkin detaylı bilgiler içerecek ve piyasalar için yol gösterici olacak.
- 14.30 Türkiye: Haftalık para ve banka istatistikleri. Para arzı, kredi hacmi gibi veriler, finansal sistemin likiditesi ve dinamikleri hakkında bilgi vererek ekonomik gidişatı değerlendirmede yardımcı olur.
- 16.00 Almanya: Kasım ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE). Almanya’daki enflasyon rakamları, Avro Bölgesi enflasyonuna ve dolayısıyla ECB’nin para politikasına yön vermesi açısından kritik öneme sahip.
Bugün ABD’de Şükran Günü tatili nedeniyle piyasalar kapalı olacak, yarın ise piyasalarda yarım gün işlem gerçekleşecek. Bu durum, küresel piyasalarda işlem hacminin düşmesine ve volatilitede sınırlı bir etkiye neden olabilir, ancak yine de dikkatli olunması gereken bir dönemdir.
Sonuç: Çok Yönlü Belirsizlik Ortamında Global Finans Piyasaları
Küresel piyasalar, ABD’nin gelecekteki ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler, Fed ve ECB gibi büyük merkez bankalarının enflasyonla mücadeledeki kararlılığı, jeopolitik gerilimler ve bölgesel ekonomik dinamikler arasında hassas bir denge arayışında. Donald Trump’ın olası dönüşü ve beraberindeki gümrük vergisi tehditleri, Çin’e yönelik çip kısıtlamaları, Rusya üzerindeki yaptırımlar gibi faktörler, küresel büyüme potansiyelini ve piyasa istikrarını doğrudan etkiliyor.
Makroekonomik verilerin yakından izlenmesi, merkez bankası iletişimleri ve jeopolitik gelişmelerin piyasalar üzerindeki anlık etkileri, yatırımcılar için ana gündem maddeleri olmaya devam edecek. Bu çok yönlü belirsizlik ortamında, piyasaların yönünü tayin etmek zorlaşırken, risk yönetimi ve esnek stratejiler her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Küresel finansın bu yeni denklemi, dikkatli analiz ve stratejik yaklaşımlarla yönetilmesi gereken karmaşık bir tablo sunuyor.