Fed Beklentileri Piyasayı Sarstı

ABD İmalat Verileri Piyasaları Sarstı: Fed Faiz İndirimi Beklentileri Nasıl Değişti?

ABD ekonomisinden gelen son güçlü veriler, küresel finans piyasalarında şok etkisi yarattı. Özellikle imalat sektöründe beklenenden çok daha iyi gelen performans, yatırımcıların ABD Merkez Bankası (Fed) hakkında faiz indirimlerine ilişkin beklentilerini kökten değiştirdi. Bu durum, riskli varlıklar üzerinde baskı oluştururken, tahvil piyasalarından hisse senetlerine, döviz kurlarından emtialara kadar geniş bir yelpazede dalgalanmalara neden oldu. Küresel piyasalar, Fed’in para politikası duruşunun geleceği hakkında yeni bir senaryoyu fiyatlamaya başladı: “Daha uzun süre yüksek faiz” beklentisi güçleniyor.

Güçlü ABD İmalat Verileri ve Beklentileri Aşan Artış

Piyasaların nabzını tutan önemli göstergelerden biri olan ABD ISM İmalat Endeksi, Mart ayında beklentilerin çok üzerinde bir performans sergileyerek finans dünyasında büyük yankı uyandırdı. Endeks, Şubat ayındaki 47,8 seviyesinden 50,3’e yükseldi. Bu veri, yalnızca Şubat ayı rakamını değil, aynı zamanda ekonomistlerin 48,3 seviyesindeki beklentisini de önemli ölçüde aşmayı başardı. Daha da önemlisi, ISM İmalat Endeksi, 2022’nin Eylül ayından bu yana ilk kez 50 seviyesinin üzerine çıkarak, imalat aktivitesinde bir daralmadan büyümeye geçişin sinyalini verdi. Endeksin 50’nin üzerinde olması, sektörde genişlemeyi; 50’nin altında olması ise daralmayı gösterir. Bu kritik eşiğin aşılması, ABD ekonomisinin tahmin edilenden çok daha güçlü ve dayanıklı olduğuna dair güçlü bir kanıt sundu.

İmalat sektöründeki bu canlanma, üretim, yeni siparişler ve istihdam gibi alt kalemlerdeki iyileşmelerle desteklendi. Özellikle yeni siparişlerdeki artış, önümüzdeki dönemde üretimde devam edecek bir ivmeye işaret ederken, istihdam tarafındaki toparlanma da iş gücü piyasasının hala güçlü olduğunu gözler önüne serdi. Bu güçlü veri seti, Fed’in enflasyonla mücadelede aldığı kararların, ekonomik aktiviteyi beklenen ölçüde yavaşlatamadığı ya da ekonominin bu sıkılaştırma döngüsüne karşı daha dirençli olduğu yorumlarını beraberinde getirdi.

Fed’in Faiz İndirimi Takviminde Radikal Değişim

ABD’den gelen bu güçlü ekonomik veriler, yatırımcıların Fed’in faiz indirimlerine ilişkin beklentilerini derinden sarstı. Veri açıklanmadan önce, piyasalar Fed’in Haziran ayında ilk faiz indirimini yapma olasılığını yüksek görürken, ISM verisinin ardından bu olasılık bir ara yüzde 50’nin altına geriledi. Bu keskin düşüş, piyasaların, Fed’in faizleri indirmek için daha uzun süre beklemesi gerekeceğine ikna olduğunu gösterdi.

Swap kontratlarında bu yıl için fiyatlanan toplam Fed faiz indirimi miktarı da 65 baz puanın altına indi. Bu rakam, Fed yetkililerinin en son projeksiyonlarında (dot plot) öngördüğü toplam indirim miktarının (genellikle 75 baz puan) bile altında kalmasıyla dikkat çekti. Bu durum, piyasaların Fed’in “daha uzun süre yüksek faiz” stratejisine daha fazla inanmaya başladığının bir işareti olarak yorumlandı. Fed Başkanı Jerome Powell da daha önceki konuşmalarında, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2 hedefine doğru ilerlediği konusunda daha fazla güven duymaları gerektiğini vurgulamıştı. Mart ayındaki güçlü imalat verileri, bu güveni tesis etme sürecini uzatacak nitelikte bir gelişme olarak algılandı.

Tahvil Piyasalarında Rekor Hareketlilik ve Yükselen Getiriler

Güçlü ISM verilerinin en belirgin etkilerinden biri ABD tahvil piyasalarında görüldü. Veri öncesinde zaten bir miktar düşüşte olan ABD tahvillerinde, kayıplar daha da derinleşti. Tahvil fiyatları düştükçe, getirileri yükselir. Bu senaryoda, ABD’nin 2 yıl ile 30 yıl arası tüm vadelerdeki tahvil getirileri, gün içinde 10 baz puanı aşan önemli yükselişler kaydetti.

Özellikle Fed’in para politikası beklentileriyle doğrudan ilişkili olan 2 yıllık ABD tahvil getirisi, Pazartesi gününü 9 baz puan yükselişle tamamlamasının ardından yeni işlem gününde yatay bir seyir izledi. Uzun vadeli faizler için önemli bir referans noktası olan 10 yıllık ABD tahvil getirisi ise Pazartesi günü 11 baz puan yükselerek yüzde 4,30 seviyelerinde dengelenmeye çalıştı. Bu yükseliş, borçlanma maliyetlerinin artacağı beklentisini güçlendirirken, şirketlerin ve tüketicilerin finansman koşulları üzerinde de baskı oluşturma potansiyeli taşıyor. Tahvil getirilerindeki bu artış, faiz indirimi beklentilerinin ertelenmesi ve enflasyonun yapışkanlığına dair endişelerle birleştiğinde, yatırımcıları riskli varlıklardan daha güvenli limanlara yöneltme eğilimini tetikleyebilir.

Hisse Senedi Piyasalarında Karmaşık Bir Seyir

ABD imalat verilerinin ardından hisse senedi piyasaları da karışık bir tepki verdi. Pazartesi günü Wall Street endeksleri farklı yönlere hareket etti. Geniş tabanlı S&P 500 endeksi yüzde 0,2 oranında düşüş kaydederken, teknoloji ağırlıklı Nasdaq 100 endeksi ise aynı oranda yükselişle günü tamamladı. Bu ayrışma, yüksek faiz oranları ortamında bazı sektörlerin (örneğin teknoloji ve büyüme odaklı şirketler) daha dirençli olabileceğini veya belirli şirket haberlerinin endeks performansını etkileyebileceğini gösteriyor.

Yeni işlem gününde ise ABD vadeli endeksleri ekside seyrederek, piyasalardaki genel temkinli havayı yansıttı. Küresel bazda ise Asya piyasalarında da benzer bir karmaşıklık hakimdi. Hong Kong Borsası, iki günlük tatilin ardından açıldığında, sakin seyreden Asya’nın genelinden olumlu ayrıştı. Bu yükselişte, ilk elektrikli aracının tanıtımının ardından büyük ilgi gören Xiaomi Corp.’un hisselerindeki değer artışı önemli rol oynadı. Çin hisseleri önceki rallisine ara verirken, Japon hisseleri ise Pazartesi günü dolar karşısında yılın en düşük seviyelerine kadar zayıflayan yenin istikrar kazanmasıyla kazançlarını sildi. Bu gelişmeler, küresel piyasaların sadece makroekonomik verilere değil, aynı zamanda bölgesel dinamiklere ve şirket bazlı haberlere de tepki verdiğini bir kez daha gösterdi.

Türk Lirasının Farklılaşan Performansı: Seçim Sonrası Beklentiler

Küresel piyasalarda doların güçlendiği bir dönemde, Türk lirası gelişen piyasa para birimleri arasında değer kazanan sınırlı sayıdaki varlık arasında yer alarak dikkat çekti. Bloomberg Dolar Endeksi Pazartesi günü yüzde 0,3 yükselerek 1.249 seviyesinde işlem görürken, Türk lirası yerel seçimlerin ardından ekonomi politikasının değişmeyeceğine yönelik beklentilerden destek buldu. Seçim sonuçlarının, mevcut ekonomi yönetiminin Ortodoks politikalara devam edeceği yönündeki inancı pekiştirmesi, uluslararası yatırımcılar nezdinde güven artışı olarak yorumlandı.

Bu beklenti, Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye akışının devam edeceği ve enflasyonla mücadele politikalarının kararlılıkla sürdürüleceği umudunu beraberinde getirdi. Türk lirasının bu pozitif ayrışması, küresel risk iştahındaki düşüşe ve doların genel güçlenmesine rağmen, yerel ekonomik politikaların yatırımcılar üzerindeki etkisinin ne kadar belirleyici olduğunu gösterdi. Piyasa aktörleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) sıkı para politikası duruşunu koruyacağına ve makroekonomik istikrar adımlarına devam edeceğine yönelik sinyalleri yakından takip etmeyi sürdürecek.

Uzmanlardan “Daha Uzun Süre Yüksek Faiz” Mesajı

Piyasaların nabzını tutan analistler de ABD’den gelen güçlü verilerin Fed’in para politikası üzerindeki etkilerini değerlendirdi. AmeriVet Securities’den Gregory Faranello, “ISM verisinin, ekonominin dayanıklılığının Fed’in sabırlı olmasını sağladığı yönünde geçen hafta ortaya çıkan söylemi beslediğini” belirtti. Faranello’ya göre tahvil piyasası için bu durum, faiz oranlarının “daha uzun süre yüksek” kalması gerekeceği anlamına geliyor. Bu yorum, piyasalardaki “higher for longer” (daha uzun süre yüksek faiz) söyleminin güçlendiğini ve yatırımcıların bu yeni gerçekliğe uyum sağlamak zorunda kalacağını vurguluyor.

Ekonominin beklenen hızda yavaşlamaması ve enflasyonun hedeflenen seviyeye iniş sürecinin uzaması, Fed’in faizleri beklenenden daha uzun süre mevcut yüksek seviyelerde tutma ihtiyacını ortaya çıkarabilir. Bu durum, özellikle yüksek kaldıraçla işlem yapan şirketler ve borçluluğu yüksek tüketiciler için ek maliyetler anlamına gelirken, yatırımcıların portföy stratejilerini gözden geçirmesine neden olabilir. Riskli varlıklardan kaçış ve daha güvenli limanlara yönelme eğilimi, önümüzdeki dönemde finansal piyasalardaki ana temalardan biri haline gelebilir.

Geleceğe Yönelik Beklentiler ve İzlenecek Veriler

Piyasaların gözü kulağı şimdi Fed yetkililerinin açıklamalarında ve gelecek ekonomik verilerde olacak. Yatırımcılar, Fed üyelerinin güçlü ISM verilerine nasıl tepki vereceklerini, faiz indirimi beklentilerini yeniden şekillendirip şekillendirmediklerini anlamak için dikkatle dinleyecekler. Özellikle enflasyonla ilgili kritik veriler, işgücü piyasası raporları ve tüketici harcamaları, Fed’in yol haritası üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.

Önümüzdeki dönemde açıklanacak tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ve üretici fiyat endeksi (ÜFE) gibi enflasyon göstergeleri, Fed’in enflasyonla mücadeledeki başarısını değerlendirmesi açısından hayati önem taşıyor. İşgücü piyasasındaki soğuma işaretleri veya aksine beklenmedik güçlenmeler de Fed’in karar alma sürecini doğrudan etkileyecektir. Küresel piyasalar, bu verilerin ışığında Fed’in faiz politikası adımlarını daha net bir şekilde anlamaya çalışacak ve buna göre pozisyon alacaktır. Bu belirsizlik ortamında, volatilite piyasalarda bir süre daha yüksek kalmaya devam edebilir.