Temmuz Enflasyonunu Oluşturan Fiyatlar

TÜİK’in Enflasyon Hesaplamasındaki Gizem: Gerçek Fiyatlar Nerede Saklı?

Son dönemde küresel finans piyasalarında gözlemlenen ciddi dalgalanmalar, bazı uzmanların “kara pazartesi” olarak adlandırdığı boyuta ulaşarak dünya genelinde bir tedirginlik yaratmıştır. Doğal olarak bu küresel çalkantı, Türkiye piyasalarını da etkisi altına almıştır. İlk etapta bu etkinin ağırlıklı olarak borsa üzerinde yoğunlaştığını gördük. Borsadaki bu hareketlilik elbette önemli bir gösterge olsa da, eğer finansal sorunlar derinleşir ve Türk Lirası’nın hızla değer kaybetmesine yol açarsa, ülke ekonomimiz üzerinde çok daha büyük ve kalıcı sıkıntılar yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Bu durum, sadece kısa vadeli finansal dalgalanmaların ötesinde, vatandaşın alım gücünü ve genel ekonomik istikrarı doğrudan etkileyecek potansiyele sahiptir.

Finans piyasalarındaki bu global ve yerel çalkantılar, aslında bizim yıllardır süregelen “enflasyon şenliklerimizi” bir nebze olsun gölgede bırakmış gibi görünse de, enflasyon gündemimizdeki yerini koruyor. Haziran sonunda yüzde 71.60 gibi yüksek bir seviyede seyreden yıllık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artışı, Temmuz sonunda yaklaşık 10 puanlık bir düşüşle yüzde 61.78’e geriledi. Ancak bu gerilemeyi ne yazık ki beklenen coşkuyla kutlayamadık, zira bu düşüşün ardında yatan gerçekler, kamuoyunda farklı bir tartışma başlatmış durumda.

Defalarca dile getirildiği üzere, bu gerilemenin fiyatlarda fiili bir düşüş olduğu yanılgısına kapılan veya daha da vahimi, bu yanılgının oluşması için çaba gösteren kesimler bulunmakta. Oysa durumun mantığı oldukça basittir: Geçen yılın Temmuz ayında gerçekleşen yüzde 9.49’luk aylık artış, yıllık hesaplamadan çıkarıldı ve yerine bu yılın Temmuz ayındaki yüzde 3.23’lük artış dahil edildi. Bu “baz etkisi” olarak bilinen matematiksel bir düzeltme olup, geçmişteki yüksek artışın hesaplamadan çıkmasıyla yıllık oranın kendiliğinden düşmesinden ibarettir. Dolayısıyla, fiyatlarda reel bir gerileme söz konusu değildir; aksine, fiyatlar artmaya devam etmektedir. Ancak bazı kesimler, bu verilerin sanki fiyatlar düşmüş gibi yorumlanmasını ve kamuoyunun da bu şekilde algılamasını arzu etmektedir.

Gerçek Fiyatların Peşinde: TÜİK Madde Fiyatları Neden Açıklanmıyor?

Yıllık enflasyonun genel seyrini ve hükümetin enflasyon tahminlerinin tutup tutmayacağını ileriki bir zamanda daha detaylı ele almak üzere, bugün yine geçen ay olduğu gibi enflasyon sepetini oluşturan madde fiyatlarına odaklanacağım. Özellikle de Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamak için bin dereden su getirdiği, şeffaflık tartışmalarının odağında yer alan o madde fiyatlarına… Bu fiyatlar, gerçek enflasyonun ne olduğuna dair en somut verileri sunmasına rağmen, TÜİK tarafından uzun süredir kamuoyuyla paylaşılmamaktadır.

TÜİK yetkililerinin, madde fiyatlarını neden açıklamadıklarını izah etmeye çalışırken öne sürdükleri gerekçeleri hatırlayalım. Bu gerekçeler, kamuoyunda sıklıkla eleştiri konusu olmuştur:

  • Dünyada madde fiyatı açıklayan ülke yok: Bu argüman, TÜİK’in Mayıs 2022’den önce Türkiye’nin kendisinin madde fiyatlarını açıkladığı gerçeğiyle çelişmektedir. Geçmişte Türkiye’nin bu verileri yayınlaması, “dünyada örneği yok” tezini zayıflatmaktadır. Ayrıca, şeffaflık ilkesi gereği, diğer ülkelerin uygulamalarından bağımsız olarak, vatandaşların enflasyonu oluşturan kalemleri bilme hakkı olduğu düşünülmektedir.
  • Madde fiyatını açıklamak yanlış anlaşılıyor: Bu gerekçe, kamuoyunun istatistikleri doğru okuyamayacağı varsayımına dayanmaktadır. Ancak, verilerin karmaşıklığı yerine, açıklayıcı bilgi ve analizlerle desteklenerek şeffaflığın artırılması gerektiği savunulmaktadır. Verilerin “yanlış anlaşılması” endişesi, açıklanmamasının bir bahanesi olmamalıdır.
  • Madde fiyatlarını açıklamak için bir gün daha çalışmak gerekir: Bu gerekçe ise teknik yetersizlik veya iş yükü olarak sunulmaktadır. Ancak, ben bu yazıda yer verdiğim maddelerin fiyatını basit bir bilgisayar programı kullanarak yaklaşık bir buçuk saatte hesaplayabildim. Üstelik ben bu fiyatlara kendi hesaplamalarım sonucunda ulaştım; TÜİK’in elinde ise bu fiyatlar zaten hazır ve güncel olarak bulunmaktadır. Kurumun bu tür verilere ulaşma ve işleme kapasitesi göz önüne alındığında, bu gerekçe inandırıcılığını yitirmektedir. Açıklamak istemeyene elbette ki gerekçe bulmakta zorluk çekilmez!

Açıklamamakta Haklılar mı? Fiyatlardaki Tutarsızlıklar

Geçtiğimiz 8 Temmuz tarihli yazımda, TÜİK’in Haziran ayı enflasyonunu hesaplarken kullandığı 100 kalem mal ve hizmetin esas fiyatlarını paylaşmıştım. Bu kez, madde listesini biraz daraltarak, bir kısmı Haziran ayıyla aynı, bir kısmı ise yeni olmak üzere 75 kaleme indirdim. Temmuz ayı için yüzde 3.23 olarak açıklanan TÜFE, tam da bu 75 kalem mal ve hizmet için, bu yazının ekinde de yer alan fiyatlar dikkate alınarak hesaplanmıştır.

Bazı kalemlerdeki fiyatları incelediğinizde, siz de sanırım bana katılacaksınız: TÜİK, bu fiyatlar dikkate alındığı sürece madde fiyatlarını kamuoyuna açıklamayacak, hatta açıklayamayacaktır. Çünkü bu fiyatlar, piyasadaki gerçeklikle o kadar büyük bir uçurum barındırmaktadır ki, şeffaf bir şekilde açıklanmaları durumunda kamuoyunda büyük bir güven kaybına yol açabilir.

Koşun Doktora! Uzman Doktor Muayene Ücreti ve Gerçekler

TÜİK ne desin, nasıl desin ki: “Türkiye’de uzman doktor muayene ücreti yalnızca 34 lira!” Bu ifade, günlük hayattaki gerçeklerle tamamen zıt bir durum yaratmaktadır. Üstelik aynı tabloda uzman doktor muayene ücreti 34 lira iken, bir veteriner hekim muayene ücretinin 726 lira olarak gösterilmesi, durumu daha da absürt bir hale getirmektedir. Bu tür çelişkili veriler nasıl açıklanabilir ki?

Dolayısıyla, TÜİK’in bu duruma gerekçe olarak “Zaman yok” demesi, “Başka ülkeler de açıklamıyor” demesi veya “Açıklasak yanlış yorumlanır” demesi hiç de şaşırtıcı değildir. Açıklamak istemeyen için her zaman bir bahane bulunur! Şimdi düşünelim, doktorda bir güzel muayene oldunuz, sözüm ona 34 lirayı ödediniz ve yazılan reçeteyle eczaneye gittiniz; ilaca ortalama 121 lira ödeyeceksiniz. Bu bile, tek başına 34 liralık doktor ücretinin ne denli gerçek dışı olduğunu gözler önüne sermektedir.

TÜİK, doktor muayene ücretinin neden 34 lira olduğunu açıklama zahmetine bile girmiyor, ancak ben bu konudaki mantığı kendi gözlemlerimle açıklayabilirim: Buradaki temel mantık şudur; uzman doktor muayene ücreti özel sektörde 3 bin, 4 bin lira olabilir. Ancak vatandaşın çok büyük bir bölümü devlet hastanelerinde ücretsiz muayene olmaktadır. TÜİK de bu durumu dengelemek için, nasıl bir metodoloji uyguluyorsa, bir ortalama alarak bu tutarı 34 lira olarak bulmaktadır. Onların yerine bu açıklamayı da yapmış olayım!

Zeytinden Ucuz Zeytinyağı: Piyasa Gerçekleri mi, İstatistiksel Yanılgılar mı?

TÜİK’e göre Temmuz ayında zeytinin kilosu 136 lira. Belki siz de “O fiyata zeytin ne gezer” diyorsunuzdur, ancak bu fiyatın TÜİK verilerine göre makul olduğunu varsayalım. Peki, bu durumda zeytinyağının zeytinden daha ucuz olması nasıl mümkün olabilir? TÜİK’e göre zeytinyağının litresi sadece 116 lira. Zeytin, zeytinyağının ana hammaddesidir ve üretim süreci, işçilik, enerji gibi ek maliyetler içerir. Normal şartlarda, zeytinyağının litresinin, ham maddesi olan zeytinin kilogram fiyatından daha yüksek olması beklenir. Sizce de bu fiyatlarda, üretim mantığına ve piyasa gerçeklerine aykırı, büyük bir tuhaflık yok mu?

Kira Gerçekleri: TÜİK Ortalama 6 Bin 256 Lira Diyor!

Türkiye’de kiralar, özellikle büyük şehirlerde, son yıllarda astronomik seviyelere ulaşmış durumda. Ancak TÜİK’e göre Türkiye’de ortalama kira bedeli 6.256 lira olarak belirtiliyor. Çoğu kişi bu rakamı duyduğunda “Bu fiyata ev nerede?” diye sormadan edemeyecektir. Zira mevcut piyasa koşullarında bu fiyata uygun bir konut bulmak neredeyse imkansız hale gelmiştir. Ancak TÜİK’e göre, evet, bu fiyata ev var!

TÜİK, bu konudaki eleştirilere bir açıklama getirerek, yeni kiraların yüksek olabileceğini kabul ediyor. Ancak enflasyon hesabı için izlenmekte olan konutlardaki kiranın, ancak sözleşme yenileme dönemlerinde piyasadaki cari tutar düzeyine geldiğine dikkat çekiyor. Yani TÜİK’e göre, piyasadaki gerçek kira artışları, enflasyon hesabına gecikmeli olarak yansımaktadır. Bu “gecikmeli yansıma” metodolojisi, özellikle yeni bir ev arayan veya kira sözleşmesini yenilemek zorunda kalan milyonlarca vatandaşın yaşadığı gerçek maliyet artışını istatistiklerde yeterince temsil edemediği anlamına gelmektedir.

Özel Üniversite Ücreti: Sudan Ucuz mu?

TÜİK’in TÜFE hesabında Temmuz ayında dikkate aldığı fiyatlar içinde belki de en çok dikkat çekenlerden biri de özel üniversite ücretleri. Türkiye’deki bazı özel üniversitelerin bazı bölümlerinde yıllık ücretler bir milyon lirayı aşmış, ortalama ücretler 600 bin lira dolayında seyretmekteyken, TÜİK’e göre özel üniversite ücreti 200 bin lira bile değil, sadece 199 bin lira. Bu ortalama rakamın hangi üniversitelerin fiyatlarının ortalaması olduğunu bilmiyoruz.

Ancak bir tarafta milyon liraya uzanan ücretler varken, ortalamanın 199 binde kalabilmesi için bazı üniversitelerin 50 bin, hadi bilemediniz 100 bin lira civarında ücret talep etmesi gerekir. Sahi, bu ücretlerle öğrenci kabul eden üniversiteler hangileri? Bu durum, TÜİK’in örneklem seçiminde veya ortalama hesaplama yönteminde büyük bir soru işareti yaratmaktadır. Bu arada sevgili üniversiteli gençler, yine iyisiniz, bakın yurt ücretiniz Temmuz ayında da 457 lira olarak kalmış. Bu rakam da mevcut yurt maliyetleriyle kıyaslandığında oldukça düşük kalmaktadır.

Bu Fiyatlar Hangi Servis Sağlayıcının? İnternet ve Cep Telefonu Ücretleri

TÜİK’e göre, Temmuz ayında internet ücreti 217 lira, cep telefonu görüşme ücreti ise 218 lira olarak hesaplanmıştır. Günümüzdeki servis sağlayıcılarının sunduğu paket fiyatları ve ortalama kullanım alışkanlıkları göz önüne alındığında, bu rakamlar da piyasa gerçeklerinden oldukça uzak görünmektedir. Özellikle sınırsız veya yüksek GB’lı internet paketlerinin ve geniş kapsamlı cep telefonu tarifelerinin çok daha yüksek maliyetli olduğu bir dönemde, bu rakamlar tüketiciler arasında şaşkınlık yaratmaktadır.

Herhalde vatandaş, bu rakamları gördüğünde “Tamam bu fiyatlar şahane, hatta ben yüzde 50 fazlasına bile razıyım, yeter ki bu servis sağlayıcının hangisi olduğunu söyleyin” diyecektir. Çünkü gerçek hayatta, ortalama bir kullanıcının bu fiyatlara böyle bir hizmet alması neredeyse imkansızdır. Bu durum, TÜİK’in veri toplama yöntemleri ve örneklem seçiminin güncel piyasa dinamiklerini ne kadar yansıttığına dair ciddi soruları beraberinde getirmektedir.

Çok Yüksek Bir Fiyat da Var: Uçak Bileti Anomalisi

TÜİK, TÜFE hesaplamasında genellikle piyasa gerçeklerinin altında kalan düşük fiyatları dikkate aldığı için eleştirilir. Ancak haksızlık etmeyelim, TÜİK’in hesaplamalarına göre çok yüksek dikkate alınan bir fiyat kalemi de bulunmaktadır: Ortalama uçak bileti fiyatı 12.256 lira!

Bu denli yüksek bir ortalama fiyat, ya sadece denizaşırı, uzun mesafeli uçuşlar üzerinden belirleniyor ya da hem denizaşırı hem de business sınıfı koltuk fiyatları dikkate alınarak hesaplanıyor olabilir. Kim bilir hangi kriterler bu rakama yol açmıştır. Zira yurt içi veya kısa mesafeli uluslararası uçuşlar için ortalama bir ekonomi sınıfı biletin bu fiyata ulaşması pek olası değildir. Bu durum, TÜİK’in farklı hizmet kalemlerinde kullandığı örneklem ve ağırlıklandırma yöntemlerindeki tutarsızlıkları ve bunların nihai enflasyon rakamına nasıl yansıdığını bir kez daha sorgulatmaktadır. Bir yanda sudan ucuz doktor muayene ücretleri, diğer yanda dudak uçuklatan uçak bileti fiyatları; bu istatistiksel karmaşa, gerçek enflasyonun vatandaş üzerindeki etkisini anlamayı zorlaştırmaktadır.

Sonuç olarak, TÜİK’in enflasyon hesaplamalarında kullandığı madde fiyatlarına ilişkin şeffaflık eksikliği ve ortaya çıkan belirgin anormallikler, kamuoyunda güven sorunlarına yol açmaktadır. Ekonomik istikrar ve doğru politikaların belirlenmesi için, resmi istatistiklerin piyasa gerçeklerini daha doğru ve eksiksiz bir şekilde yansıtması hayati öneme sahiptir. Aksi takdirde, açıklanan rakamlar ile vatandaşın cüzdanındaki gerçeklik arasındaki uçurum giderek derinleşecek, bu da hem ekonomik algıyı hem de geleceğe yönelik beklentileri olumsuz etkileyecektir.

Kaynak: ekonomim.com

  • Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.