Emtia Piyasalarında Dalgalanma: Altın ve Gümüş Rekor Kırarken Petrol Yükseldi, Makro Belirsizlikler Devam Ediyor
Küresel emtia piyasaları, geride bıraktığımız ayda oldukça hareketli bir dönem geçirdi. Ons altın fiyatı 2.790,1 dolarla tüm zamanların rekorunu kırarken, gümüş de 34,9 dolarla son 12 yılın en yüksek seviyesini gördü. Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 3’lük bir artışla enerji piyasalarındaki yükseliş eğilimini sürdürdü. Ancak bu yükselişlere rağmen, piyasada ürün bazlı ciddi ayrışmalar yaşandı. FED’in faiz politikaları, Çin’den gelen talep endişeleri ve devam eden jeopolitik riskler, emtia fiyatlarının yönünü belirleyen temel faktörler olarak öne çıktı.
Analistler, ABD ekonomisinin gücünü koruduğuna işaret eden makroekonomik veriler ışığında, Amerikan Merkez Bankası (FED)’in faiz indirimlerini beklenenden daha yavaş bir tempoda gerçekleştirebileceği beklentisinin piyasalarda negatif bir hava estirdiğini belirtiyor. Diğer yandan, özellikle Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimler, yatırımcıları güvenli liman arayışına iterken, değerli metaller ve Brent petrol gibi varlıklarda yükseliş eğilimini destekledi.
Bu karmaşık tablonun ortasında, Dünya Bankası’ndan gelen “küresel emtia fiyatlarının 2025’te son 5 yılın en düşük seviyesine gerileyeceği” yönündeki rapor, piyasalarda farklı bir tartışma başlattı. Bankanın Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’na göre, küresel emtia fiyatlarının 2024’ten 2026’ya kadar yaklaşık yüzde 10 düşmesi bekleniyor. Bu öngörü, özellikle petrol bolluğuna işaret etmesiyle dikkat çekiyor ve uzun vadeli emtia stratejilerini etkileyebilir.
Değerli Metaller Rallisi: Altın ve Gümüş Zirvede
Geçen ay, değerli metaller grubunda adeta bir ralli yaşandı. Ons bazında altın yüzde 4,2, gümüş yüzde 4,8, platin yüzde 1,4 ve paladyum yüzde 11,6 oranında değer kazandı. Bu yükseliş, özellikle altın ve gümüşün rekor seviyelere ulaşmasıyla taçlandı.
Altın: Güvenli Limanın Cazibesi ve Merkez Bankası Talebi
Altının ons fiyatının 2.790,1 dolarla tarihi bir zirveye ulaşmasında birkaç önemli faktör etkili oldu. Başta Orta Doğu’daki artan jeopolitik riskler, yatırımcıları belirsizlik dönemlerinde klasik bir güvenli liman olan altına yönlendirdi. Küresel ekonomideki dalgalanmalar ve enflasyon endişeleri de bu yönelimi pekiştirdi. Ayrıca, merkez bankalarının iki yıldır devam eden sıkı para politikalarından yavaş yavaş geri adım atma sinyalleri vermesi, faizsiz bir varlık olan altının cazibesini artırdı.
Altının bu güçlü performansını dolar endeksi ve tahvil faizlerinin yükseldiği bir dönemde gerçekleştirmesi, analistlerin dikkatini çekti. Normalde, doların güçlenmesi ve tahvil faizlerinin artması, altının alternatif maliyetini yükselterek fiyatları aşağı çekebilir. Ancak, jeopolitik gerilimlerin tetiklediği risk algısı, bu geleneksel ilişkinin önüne geçerek güvenli liman talebini destekledi. Merkez bankalarının güçlü altın alımlarına devam etmesi de fiyatların yükselmesinde kritik bir rol oynadı. Londra Külçe Piyasası Birliği üyeleri, önümüzdeki bir yıl içinde altında yeni rekor seviyelerinin görülebileceği tahmininde bulunuyor.
Analistler, ABD seçimlerine ilişkin belirsizliklerin de altın fiyatlarını desteklediğini belirtiyor. Gelecek yıl için altının ons fiyatının 3 bin doları test edebileceği öngörülüyor. FED’in faiz indirimi döngüsüne girmesiyle dolar talebinin azalması ve ABD’nin artan borç yükünün doların değerini düşürmesi beklentisi, altının güvenilir bir değer saklama aracı olarak cazibesini daha da artırabilir.
Dünya Altın Konseyi’nin raporuna göre, küresel altın talebi yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 5 artarak 1.313 ton ile rekor seviyeye ulaştı. Bu güçlü talep, fiyatlara da yansıyarak bu dönemdeki talebin değerinin ilk kez 100 milyar doları aşmasını sağladı.
Gümüş: Endüstriyel Talep ve Arz Endişeleri
Gümüşün ons fiyatı da 34,9 dolarla son 12 yılın en yüksek seviyesini görerek altınla birlikte güçlü bir performans sergiledi. Küresel çapta gümüş açığının devam edeceğine yönelik öngörüler ve arzın talebi karşılayamayacağına dair artan endişeler, bu değerli metalin fiyatında yükselişe neden oldu. Analistler, gümüşün sadece elektronik ve yenilenebilir enerji sektörlerinde değil, aynı zamanda askeri alanda da yaygın olarak kullanıldığına dikkat çekerek, jeopolitik gerilimlerin gümüş fiyatlarını doğrudan destekleyebileceğini vurguladı.
Platin ve Paladyum: Sanayi ve Jeopolitik Etkileşim
Paladyumda ise geçen ay ABD’nin Rusya’nın paladyum ve titanyum ihracatına yaptırım uygulayabileceğine yönelik haber akışıyla önemli yükselişler görüldü. Otomotiv katalizörleri gibi endüstriyel kullanımlarıyla bilinen bu metal, arz kesintisi riskleriyle fiyatlandı. Benzer şekilde, daha güçlü talep ve arz kesintileri riskinin, platin fiyatlarını da 2025’te bu yılın ortalamalarına göre daha yükseğe çıkaracağı bekleniyor.
Baz Metallerde Satış Baskısı ve Çin Etkisi
Değerli metallerin aksine, baz metaller grubunda geçen ay genel bir satış baskısı hissedildi. Tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar, alüminyumda yüzde 0,5 artarken, bakırda yüzde 4,1, kurşunda yüzde 3,5, nikelde yüzde 10,3 ve çinkoda yüzde 1,8 azaldı.
Bu düşüşlerde, dolara olan talebin artması önemli bir rol oynadı, zira doların güçlenmesi, diğer para birimleriyle alım yapanlar için baz metalleri daha pahalı hale getiriyor. Ayrıca, Çin’de emlak sektöründeki süregelen sorunlara yönelik açıklanan teşvik paketlerinin sektör beklentilerini karşılayamaması, metal talebi üzerinde olumsuz bir etki yarattı. Çin hükümetinin gayrimenkul sektöründe iyileşmeyi sağlamak için attığı adımların etkinliği, gelecek dönemdeki veri akışıyla netleşecek olsa da, gayrimenkul sorunu ülkenin ana ekonomik gündemlerinden biri olmaya devam ediyor.
FED’in faiz indirimleri konusunda daha temkinli bir yaklaşım sergileyeceği beklentisi, küresel büyüme görünümünü etkileyerek bakır fiyatlarını olumsuz etkiledi. Şili devletine ait bakır madenciliği şirketi Codelco’nun bakır üretimini artırmasıyla arz endişelerinin azalması da bakır fiyatları üzerindeki baskıyı artırdı. Ayrıca, Çin’deki sanayi karlarının azalması, bakır talebinde genel bir düşüşe işaret etti.
Ancak bu genel düşüş eğiliminden alüminyum bir nebze ayrıştı. Çin’in kredi faiz oranlarında indirime gitmesinin talebi artıracağına yönelik umutları artırmasıyla alüminyum fiyatları yükseliş kaydetti. Ülkede, kurumsal ve emlak kredileri için gösterge faizi işlevi gören 1 ve 5 yıllık kredi faiz oranlarında (LPR) 25’er baz puanlık indirim açıklandı. Bu indirimler, ekonomik aktiviteyi canlandırma ve emlak sektörüne destek verme amacı taşıyor.
Enerji Grubu: Brent Petrol Yükselirken Doğal Gaz Düştü
Enerji grubunda geçen ay karışık bir seyir izlendi. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3 artarken, New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı yüzde 7,4 azalış kaydetti.
Küresel petrol rezervlerinin büyük kısmının bulunduğu Orta Doğu’da tırmanan gerginlikler, küresel arzda aksamaya neden olabileceği düşüncesiyle piyasa oyuncularının arz endişelerini besledi. Bu durum, Brent petrol fiyatlarında yükseltici bir etki yarattı. Ancak, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinden yüksek olabileceğine yönelik öngörüler, doğal gaz talebini düşürerek fiyatları olumsuz etkiledi.
Tarım Grubu: Şeker Pozitif Ayrışırken Diğerleri Geriledi
Tarım ürünleri piyasasında da önemli ayrışmalar gözlemlendi. Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar, buğdayda yüzde 2,3, mısırda yüzde 3,3, soya fasulyesinde yüzde 5,9 ve pirinçte yüzde 3,9 azaldı.
ABD’de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange’de ise libre bazında fiyatlar, şekerde yüzde 1,2 artarken, kahvede yüzde 9 ve pamukta yüzde 5,5 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı da geçen ayı yüzde 10,8 düşüşle tamamladı.
Şeker: Küresel Üretim Endişeleri
Küresel şeker üretiminin azalacağına yönelik öngörüler, şeker fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Özellikle büyük üretici ülkelerde yaşanan iklimsel sorunlar ve rekolte beklentilerindeki düşüşler, şeker piyasasında arz sıkıntısı yaşanabileceği beklentisini güçlendirdi.
Tahıllar: Rekor Üretim Beklentileri
ABD’de mısır ve soya fasulyesi üretiminde rekor seviyelere ulaşılabileceğine yönelik tahminler, bu ürünlerin fiyatlarında düşüşe yol açtı. Analistler, bu durumun çiftçileri mali sıkıntılara sokabileceğini ve arz fazlasına işaret ettiğini kaydetti. Pirinç fiyatları ise dünya genelinde pirinç üretim tahminlerinin artış göstermesiyle geriledi.
Kahve ve Kakao: AB Düzenlemeleri ve Hava Koşulları
Avrupa Birliği’nin, orman alanlarına zarar vererek üretilen soya, dana eti, palm yağı, tahta, kakao ve kahve gibi çeşitli ürünlerin ithalatını kısıtlayacak yeni kuralları bir yıl ertelemeye hazırlandığına dair haberler, özellikle kahve ve kakao fiyatlarında sert düşüşlere neden oldu. Bu düzenlemeler, sürdürülebilir tarım uygulamalarına geçişin önemini vurgulasa da, kısa vadede piyasalarda belirsizlik yarattı.
Brezilya’da yağışların artacağına dair öngörüler ve Brezilya realinin dolara karşı değer kaybetmesi de kahve fiyatlarında gerilemeye neden oldu. Öte yandan, Fildişi Sahili ve Gana gibi ana üretici ülkelerde yağışların artmasıyla azalan arza yönelik endişelerin bir miktar hafiflemesi, kakao fiyatlarında düşüşe yol açtı. Ancak uzun vadede iklim değişikliğinin bu ürünler üzerindeki etkisi devam eden bir risk faktörü olarak kalmaktadır.
Genel Değerlendirme ve Gelecek Beklentileri
Emtia piyasaları, küresel ekonomik ve jeopolitik gelişmelerin doğrudan yansıması olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz ay, değerli metallerdeki rekor seviyeler güvenli liman arayışının ve merkez bankası politikalarının etkisini gösterirken, baz metaller ve bazı tarım ürünlerinde talep endişeleri ve arz fazlası baskın çıktı. Enerji piyasaları ise Orta Doğu’daki gerginlikler ve hava durumu tahminleriyle şekillendi.
Önümüzdeki dönemde, FED’in faiz politikaları, Çin ekonomisinin toparlanma hızı ve jeopolitik gerilimlerin seyri, emtia fiyatlarının yönünü belirlemede kilit rol oynayacaktır. Dünya Bankası’nın genel emtia fiyatlarında düşüş beklentisi, uzun vadeli stratejiler için önemli bir gösterge olsa da, kısa ve orta vadede ürün bazlı ayrışmaların ve volatilite’nin devam etmesi muhtemel görünmektedir.