Emtia Piyasalarında Küresel Canlanma: Çin Teşvikleri ve Güçlü ABD Verileriyle Yükseliş Devam Ediyor
Küresel emtia piyasaları, haftalar süren satış baskısının ardından geçen hafta dikkat çekici bir toparlanma yaşadı. Bu pozitif ivmenin arkasında, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’den gelen canlandırıcı haberler ve ABD ekonomisindeki güçlü performansı gösteren makroekonomik veriler yatıyor. Yatırımcıların risk iştahını artıran bu gelişmeler, emtia fiyatlarında genel bir yükselişe zemin hazırladı.
Çin hükümetinin ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla yeni teşvik paketleri açıklayacağına yönelik güçlü sinyaller, küresel piyasalarda iyimser bir hava estirdi. Çin, dünya emtia talebinin önemli bir kısmını oluşturduğu için bu tür adımlar, özellikle sanayi metalleri ve enerji ürünleri üzerinde doğrudan bir etkiye sahip. Beklentilerin üzerinde gelen bu haber akışı, piyasaları haftalar süren belirsizlik ve düşüş eğiliminden çıkararak, yukarı yönlü bir hareketlilik başlattı.
ABD Ekonomisinden Gelen Olumlu Sinyaller ve “Yumuşak İniş” Senaryoları
Çin’deki gelişmelerin yanı sıra, ABD ekonomisinden gelen veriler de emtia piyasalarındaki yükselişi destekleyen kritik faktörlerden biri oldu. ABD ekonomisinde “yumuşak iniş” senaryolarının güç kazanması, yani enflasyonun kontrol altına alınırken resesyonun önlenebilmesi ihtimalinin artması, küresel varlık fiyatları üzerinde olumlu bir etki yarattı. Resesyon endişelerinin azalması, tüketicilerin ve şirketlerin harcamaya devam edeceği beklentisini güçlendirerek emtia talebine yönelik olumlu bir görünüm sundu.
Geçen hafta açıklanan ABD imalat sanayisi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), ocak ayında 50,3 ile son 15 ayın en yüksek seviyesine ulaşarak piyasa beklentilerini aştı. PMI’ın 50’nin üzerinde seyretmesi, imalat sanayisinde genişleme yaşandığına işaret eder. Bu veri, Amerikan ekonomisinin sağlam temeller üzerinde durmaya devam ettiğini ve imalat sektörünün yeniden ivme kazandığını gösterdi. Güçlü imalat aktivitesi, doğal olarak enerji ve hammadde talebini de beraberinde getirerek emtia fiyatlarını yukarı çekti.
Aynı dönemde, ABD gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) 2023’ün ekim-aralık döneminde yıllıklandırılmış olarak yüzde 3,3 artış göstererek beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Bu güçlü büyüme rakamı, ülkedeki ekonomik aktivitenin tahminlerden daha dirençli olduğunu kanıtladı ve Federal Rezerv’in sıkılaştırma döngüsüne rağmen ekonominin dinamizmini koruduğunu gözler önüne serdi. Yatırımcılar için bu durum, küresel ekonomiye dair iyimserliği pekiştirirken, emtia talebinin gelecek dönemde de güçlü kalabileceğine dair umutları artırdı.
Değerli Metaller: Altın Baskı Altında, Diğerleri Yükselişte
Emtia piyasasının genelindeki yukarı yönlü eğilime karşın, değerli metaller grubunda altın farklı bir seyir izledi. Geçen hafta altının ons fiyatı yüzde 0,5 değer kaybederken, gümüş yüzde 1, platin yüzde 1,2 ve paladyum yüzde 0,8 değer kazandı. Bu ayrışmanın temel nedeni, merkez bankalarının faiz indirimlerine başlama konusundaki “güvercin” adımlarının piyasa beklentilerinden daha geç gerçekleşebileceği endişesiydi. Yüksek faiz oranları, getirisi olmayan altın için bir fırsat maliyeti yaratırken, doların güçlenmesine de yol açarak altın fiyatlarını baskılamayı sürdürdü.
Öte yandan, gümüş fiyatlarındaki artışın arkasında özel bir gelişme vardı: Hindistan’ın gümüş ithalatına ilişkin vergileri artırdığına yönelik haberler. Dünyanın en büyük gümüş tüketicilerinden biri olan Hindistan’dan gelen bu vergi artışı haberi, piyasalarda maliyet baskıları ve arz sıkıntısı endişelerini öne çıkararak gümüş fiyatlarını yukarı yönlü destekledi. Platin ve paladyum ise özellikle sanayi talebindeki artış ve yeşil ekonomi dönüşümündeki rolleri nedeniyle değer kazandı. Bu metaller, otomotiv sektöründe katalitik konvertörlerde ve diğer endüstriyel uygulamalarda kullanıldığından, ekonomik aktivitenin canlanmasıyla talepleri artmaktadır.
Baz Metallerde Güçlü Yükseliş: Bakır ve Alüminyum Öne Çıkıyor
Baz metaller piyasası da geçen hafta dikkat çekici bir performans sergiledi. Tezgah üstü piyasada bakır yüzde 1,8, kurşun yüzde 2,5, alüminyum yüzde 3, nikel yüzde 1,6 ve çinko yüzde 2,3 oranında artış gösterdi. Bu yükselişte, özellikle bakıra yönelik güçlü fiziki talep ve arz açığı beklentileri etkili oldu.
Analistler, küresel piyasada önemli bir bakır açığının söz konusu olduğunu belirtiyor. Çin’in 2023 yılında kayda değer derecede bakır tüketimi, ülkenin sanayi ve ekonomik toparlanma dinamiklerinin güçlü olduğunu gösteriyor. Çin’in zayıflayan inşaat piyasasına rağmen, askeri ve ulusal güvenlik gibi stratejik alanlar için de bakır talebinde bulunması, bu metalin stratejik önemini ortaya koyuyor. Ayrıca, Avrupa ve Hindistan gibi önemli ekonomilerin de yeşil ekonomi dönüşümü, çevresel sosyal ve kurumsal yönetişim (ESG) hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji altyapısı ve elektrikli araçlar için bakıra yönelmesi, küresel talebin artmasına yol açıyor. Bakır, endüstriyel kullanımının yanı sıra, küresel ekonomik büyümenin bir göstergesi olarak da kabul edilmektedir ve fiyatındaki artış, dünya ekonomisine dair olumlu beklentileri yansıtmaktadır.
Alüminyum fiyatlarındaki yükselişte ise jeopolitik endişelerin rolü büyüktü. Avrupa Birliği’nin (AB) Rus alüminyumuna yeni yaptırımlar uygulayabileceğine yönelik haberler, piyasada arz endişelerini artırdı. Rusya, küresel alüminyum tedarikinde önemli bir oyuncu olduğundan, olası yaptırımlar tedarik zincirinde aksaklıklara ve fiyat artışlarına neden olabilecek potansiyele sahip.

Enerji Grubu: Petrol ve Doğal Gazda Güçlü Kazançlar
Geçen hafta emtia fiyatlarındaki pozitif seyre en önemli katkıyı sağlayan gruplardan biri de enerji ürünleri oldu. Brent petrol yüzde 6,2, New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gaz ise yüzde 7,9 kazançla haftayı tamamladı. Bu yükselişin ana nedenleri arasında, dünyanın en büyük petrol tüketicisi olan ABD’den gelen güçlü talep verileri ve Çin’deki ekonomik toparlanma sinyalleri yer alıyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) resmi stok verilerine göre, ülkedeki ticari ham petrol stokları bir önceki hafta yaklaşık 9 milyon 200 bin varil azaldı. Piyasa beklentisi stokların 3 milyon varil azalması yönündeydi, dolayısıyla gerçekleşen düşüş beklentilerin oldukça üzerindeydi. Bu durum, ABD’de petrol talebinin son derece yüksek olduğuna işaret ederek petrol fiyatlarını yukarı yönlü destekledi. Analistler, bu güçlü talebin ülkedeki deflasyonist baskıyı azaltabileceğini ve genel risk iştahını besleyebileceğini öngörüyor.
Petrol zengini Orta Doğu’da süregelen jeopolitik gerginlikler de küresel petrol arzını sekteye uğratabileceği endişelerini artırmaya devam etti. Özellikle Yemen’deki İran destekli Husilerin Aden Körfezi ve Babu’l Mendeb Boğazı’nda bir ABD savaş gemisini vurduklarını ve iki ticari gemiyi geri dönmeye zorladıklarını bildirmesi, Kızıldeniz’deki nakliye güvenliğine ilişkin kaygıları yeniden gündeme getirdi. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri’nin saldırılarını sürdüreceklerini açıklaması, petrol fiyatları üzerinde ek bir prim etkisi yarattı.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise küresel doğal gaz talebinde bu yıl yüzde 2,5’lik güçlü bir artış gerçekleşebileceğini belirtti. IEA ayrıca, jeopolitik riskler ve tedarik tarafına ilişkin belirsizliklerin doğal gaz fiyatlarında yeniden oynaklık yaratabileceği konusunda uyardı. Avrupa’nın Rusya’ya olan bağımlılığını azaltma çabaları ve artan küresel LNG talebi, doğal gaz piyasasını hassas hale getirmekte ve en küçük bir tedarik aksaklığı haberi dahi fiyatlarda önemli dalgalanmalara yol açabilmektedir.
Tarım Grubunda Kakao Zirve Tazelerken, Diğer Ürünlerde Karmaşık Bir Seyir
Tarım ürünleri grubunda da geçen hafta genel olarak pozitif bir seyir izlendi. Chicago Ticaret Borsası’nda işlem gören buğday fiyatı yüzde 1,2, mısır yüzde 0,2 ve pirinç yüzde 1,8 artış kaydederken, soya fasulyesi yüzde 0,3 azaldı. Intercontinental Exchange’te işlem gören pamuk yüzde 2,2, kahve yüzde 4,5, şeker yüzde 2 ve kakao yüzde 2,3 değer kazandı. Özellikle kakao, ton başına 4 bin 840 dolarla rekor tazeleyerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Buğday fiyatlarındaki yükselişin arkasında, Orta Doğu ve Kızıldeniz kaynaklı jeopolitik riskler ile Kuzey Amerika ve Avrupa’da talebin artabileceğine yönelik öngörüler yatıyor. Küresel tedarik zincirindeki aksaklıklar ve iklim değişikliğinin tarımsal üretimi olumsuz etkilemesi gibi faktörler, buğday gibi temel gıda maddelerinin fiyatlarını etkilemeye devam ediyor.
Soya fasulyesi ise Çin’den gelen haberlerle düşüş yaşadı. Ülkenin 2023’te soya fasulyesi üretimini 20,8 milyon tona, ekili alanlarını da 10,5 milyon hektara ulaştırdığına dair bilgilerle birlikte, Çin’in gıda güvenliğini desteklemek amacıyla soya fasulyesi ekimini artırma planları, küresel piyasada arz fazlası beklentisi yaratarak fiyatları aşağı çekti.
Kahve fiyatları, Husilerin Kızıldeniz’de devam eden saldırılarının Asya’dan Avrupa’ya kahve sevkiyatını yavaşlatması ve özellikle Vietnam’daki arza ilişkin sıkıntılar nedeniyle destek bulmaya devam etti. Nakliye maliyetlerindeki artışlar ve tedarik zinciri aksaklıkları, kahve gibi deniz yoluyla taşınan ürünlerin fiyatlarını doğrudan etkiliyor.
Kakao ise Fildişi Sahili ve Gana gibi ana üretici ülkelerdeki arza ilişkin görünümün kötüleşmeye devam etmesiyle geçen hafta zirve tazeledi. Olumsuz hava koşulları, yaşlanan ağaçlar, hastalıklar ve çiftçilerin düşük gelir nedeniyle başka ürünlere yönelmesi gibi faktörler, küresel kakao arzında ciddi daralma beklentilerine yol açarak fiyatları rekor seviyelere taşıdı.
Sonuç: Küresel Ekonomik Dinamiklerin Emtia Piyasalarına Yansımaları
Geçen hafta emtia piyasalarında yaşanan bu güçlü yükseliş, küresel ekonomik dinamiklerin ve jeopolitik gelişmelerin emtia fiyatları üzerindeki derin etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Çin’den gelen teşvik haberleri ve ABD ekonomisindeki direnç, yatırımcıların risk iştahını artırarak birçok emtia grubunda önemli kazançlar sağladı. Ancak bu genel pozitif tablonun içinde bile, altın gibi bazı emtiaların merkez bankası politikalarına olan hassasiyeti veya kakao gibi tarım ürünlerinin spesifik arz sorunları nedeniyle kendi dinamiklerini oluşturduğu görüldü. Orta Doğu’daki gerilimler ve tedarik zinciri aksaklıkları ise enerji ve bazı tarım ürünlerinin fiyatlarını desteklemeyi sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde de küresel ekonomik büyüme beklentileri, enflasyonla mücadele politikaları ve jeopolitik riskler, emtia piyasalarının seyrini belirleyici temel faktörler olmaya devam edecektir.