Küresel Piyasalar Tarife Müzakereleriyle Yükselişte: Beklentiler, Riskler ve Merkez Bankası Kararları
Küresel piyasalar, ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri konusunda başlatılan müzakere süreçleriyle yeni bir iyimserlik dalgası yakaladı. Ancak, bu olumlu hava, başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa olmak üzere birçok önemli piyasanın bugün tatil nedeniyle kapalı olmasıyla birlikte kısmen sakinleşmiş durumda. Yatırımcılar, ticaret savaşlarının geleceğine yönelik beklentilerle hareket ederken, merkez bankalarının para politikaları ve açıklanan makroekonomik veriler de piyasaların yönünü belirlemeye devam ediyor.
ABD’nin Ticaret Politikası ve Müzakereler: “Önce Amerika”dan Diplomasiye Geçiş
ABD Başkanı Donald Trump’ın “Önce Amerika” sloganıyla başlattığı ve küresel ticaret dengelerini sarsan gümrük tarifeleri, uzun bir süredir dünya ekonomisi için belirsizlik kaynağıydı. Ancak son dönemde ABD yönetiminin tarife konusunda müzakerelere açık bir tavır sergilemesi ve ilgili ülkelerle yoğun görüşmeler yürütmesi, piyasalarda belirgin bir iyimserlik havası oluşturdu. Bu diplomatik çabalar, ticaret gerilimlerinin azalacağına dair umutları yeşertiyor.
Başkan Trump, Japon yetkililerle gerçekleştirdiği verimli görüşmelerin ardından, dün de İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi Beyaz Saray’da ağırladı. Bu görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri de şüphesiz ticari ilişkiler ve tarifelerdi. Trump, Avrupa Birliği (AB) ile kapsamlı bir ticaret anlaşmasının yapılabileceği yönündeki açıklamalarıyla, kıta genelinde olumlu yankı buldu. Bu açıklama, uzun süredir gergin olan ABD-AB ticari ilişkilerinde yeni bir sayfa açılabileceği sinyallerini verdi.
Ticaret savaşlarının seyrini değiştirecek en kritik adımlardan birinin, Trump’ın Çin yönetimiyle doğrudan masaya oturması olacağı yaygın bir kanı. Bu yönde gelen olumlu sinyaller, piyasalardaki iyimserliği daha da pekiştirdi. Trump, dün Oval Ofis’te yaptığı açıklamada, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i temsil ettiğine inandığı yetkililerin görüşmelere başlamak için girişimde bulunduğunu dile getirdi. Bu durum, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari anlaşmazlığın çözüme kavuşabileceği yönündeki umutları güçlendirdi. Ancak, Trump’ın kendisiyle Şi arasında doğrudan bir temas olup olmadığına dair soruları yanıtsız bırakması, sürecin hala hassas olduğunu gösteriyor.
Tarifelerin Ekonomik Etkileri ve Fed’in Endişeleri: Enflasyon ve Büyüme Tehdidi
Tarife müzakerelerindeki iyimserliğe rağmen, ABD’nin karşılıklı tarifeler yoluyla ticaret ortaklarıyla yaşadığı sorunların, ülke içinde enflasyonist baskıları güçlendireceği endişeleri varlığını koruyor. Amerikan Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, geçtiğimiz Çarşamba günü yaptığı açıklamada bu endişeleri açıkça dile getirmişti. Powell, “Şu ana kadar açıklanan tarife artışlarının seviyesi beklenenden çok daha büyük. Aynı durumun ekonomik etkiler için de geçerli olması muhtemel, bu etkiler arasında daha yüksek enflasyon ve daha yavaş büyüme yer alacaktır.” ifadelerini kullanarak, tarife politikalarının olası olumsuz sonuçlarına dikkat çekti. Bu durum, Fed’in gelecekteki faiz kararları üzerinde de baskı oluşturabilecek potansiyele sahip.
Trump ile Fed Arasında Politik Gerilim: Powell Hedefte
Başkan Trump’ın Fed Başkanı Powell’a yönelik sert eleştirileri, merkez bankasının bağımsızlığı ve para politikalarının siyasi müdahalelerden etkilenme potansiyeli konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Trump, Powell hakkında, “Gidecek, eğer (görevden) ayrılmasını istersem ayrılır. İşini yaptığını sanmıyorum. Her zaman çok geç kalıyor, biraz yavaş ve ondan memnun değilim. Eğer gitmesini istersem, inanın bana hemen gider.” şeklinde iddialı ifadeler kullandı. Trump, Powell’ı siyaset yapmakla suçlayarak, faiz oranlarının düşürülmesi gerektiğini savundu. Bu tür açıklamalar, daha önce ötelenen Trump ile Fed arasındaki politika uyuşmazlığı endişelerini yeniden gündeme taşıdı ve piyasalarda belirsizlik yarattı. Zira merkez bankasının bağımsızlığı, finansal istikrar açısından hayati öneme sahip kabul edilmektedir.
Küresel Ekonomik Görünüm ve IMF’den Mesajlar
Öte yandan, Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva’dan gelen açıklamalar, küresel ekonominin geleceğine dair önemli ipuçları verdi. Georgieva, gelecek hafta yayımlanacak Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’ndaki yeni ekonomik büyüme tahminlerinde “önemli aşağı yönlü revizyonlar” olacağını ancak henüz bir resesyon öngörülmediğini dile getirdi. Bu açıklama, küresel büyüme ivmesinin yavaşladığına dair endişeleri pekiştirse de, tam teşekküllü bir ekonomik daralmanın önüne geçilebileceği umudunu da beraberinde getirdi.
Makroekonomik Veriler ve Şirket Bilançoları: Karmaşık Bir Resim
Makroekonomik veri cephesinde ise, ABD ekonomisinden gelen bazı göstergeler beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi. Ülkede ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, 12 Nisan ile biten haftada 215 bine düşerek piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Bu durum, ABD işgücü piyasasının hala güçlü olduğunu ve ekonominin belirli alanlarda direncini koruduğunu gösteriyor.
Kurumsal tarafta ise çelişkili sinyaller vardı. Sigorta devi UnitedHealth’in bugün açıkladığı bilançosunda bu yıla dair kar beklentilerini düşürmesi, şirketin hisselerinin yüzde 22’den fazla değer kaybetmesine neden oldu. Bu durum, sağlık sektöründeki belirli zorlukları veya şirkete özgü sorunları yansıtabilir.
Bununla birlikte, yayın devi Netflix’in 2025’in ilk çeyreğine ilişkin bilançosu ise oldukça olumlu bir tablo çizdi. Şirketin geliri, bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12,5 artışla 10,5 milyar dolara yükseldi. Firmanın geliri, 2024’ün ilk çeyreğinde 9,4 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Bu büyüme, dijital yayıncılık sektörünün hala güçlü bir ivme yakaladığını ve Netflix’in pazar liderliğini sürdürdüğünü teyit etti.
Piyasa Hareketleri: Tahviller, Altın, Dolar ve Endeksler
Bu gelişmeler ışığında, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,33 seviyesinde seyretti. Altının ons fiyatı ise, dün 3 bin 358 doları test etmesinin ardından, ticaret savaşlarının durulabileceği beklentilerinin risk algısını azaltmasıyla günü yüzde 1 düşüşle 3 bin 314 dolardan tamamladı. Bu, yatırımcıların daha az güvenli liman varlıklarına yöneldiğini ve risk iştahlarının arttığını gösteren bir sinyal olarak yorumlanabilir. Dolar endeksi ise yüzde 0,1 düşüşle 99,4 seviyesinde bulunuyor.
New York Borsası’nda dün karışık bir seyir izlendi. S&P 500 endeksi yüzde 0,13 yükselirken, Nasdaq endeksi yüzde 0,13 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,33 değer kaybetti. Bu farklı performanslar, sektör bazında farklı dinamiklerin etkili olduğunu ve teknoloji hisselerinin bazı baskılarla karşı karşıya kalabildiğini gösteriyor. Bugün ise ABD’de piyasalar, Paskalya Pazarı’ndan önceki Cuma gününe denk gelen Kutsal Cuma tatili nedeniyle kapalı olacak.
Avrupa Piyasaları ve ECB’nin Faiz Kararı: Ticari Gerilimlerin Gölgesinde
Avrupa borsalarında dün İngiltere hariç genel olarak satıcılı bir seyir izlendi. Tarife müzakerelerine yönelik haber akışı ve bölgedeki ekonomik veriler, yatırımcıların odağında yer almaya devam ediyor. İngiltere’de FTSE 100 endeksi yatay seyrederken, Almanya’da DAX 40 yüzde 0,49, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,24 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,6 düştü.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin dün Beyaz Saray’da Trump ile bir araya gelmesi, Avrupa piyasaları için de önemli bir gelişmeydi. Meloni, ABD’nin açıkladığı karşılıklılık esasına dayalı tarifeler konusunda bir anlaşma yapılabileceğine dair inancını dile getirdi. “ABD ile birlikte büyümek için en iyi orta yolun bulunması gerektiğini” vurgulayan Meloni, “ABD’nin güvenilir bir ortak olduğuna inanmasam bugün burada olmazdım.” diyerek müttefiklik vurgusu yaptı.
Öte yandan, dün Avrupa Merkez Bankası (ECB), piyasa beklentileri doğrultusunda 3 temel politika faizini 25 baz puan düşürerek önemli bir karara imza attı. Karar sonrası açıklamalarda bulunan ECB Başkanı Christine Lagarde, ticari gerilimlerin ekonomik büyümeye yönelik aşağı yönlü riskleri artırdığını belirtti. Ekonomik görünümde “olağanüstü belirsizlikler” olduğuna işaret eden Lagarde, Avro Bölgesi ihracatçılarının ticarette yeni engellerle karşı karşıya olduklarını anımsattı. Lagarde, tarifelerin büyümeye olumsuz etkisi olabileceğini ve üretilen malların yeni yerlere yönelmesinin de beklendiğini ifade etti. Bu durum, ECB’nin faiz indirim kararında küresel ticaret dinamiklerinin de etkili olduğunu gösteriyor. Jeopolitik gelişmeler de yakından takip edilirken, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için geçici ateşkesin mümkün olan en kısa sürede sağlanması gerektiğini söyledi. Avrupa’da piyasalar bugün Kutsal Cuma tatili sebebiyle kapalı olacak.
Asya Piyasaları ve Ekonomik Veriler: Tarife Umutları ve Bölgesel Farklılıklar
Asya tarafında ise tarife görüşmelerinin hızlanması bölge pay piyasalarını desteklemesine karşın, Çin’de satış ağırlıklı bir seyir öne çıkıyor. Başkan Trump’ın Oval Ofis’te basın mensuplarının sorularını yanıtlaması sırasında, Çin ile tarife müzakerelerine dair soru üzerine, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile “çok iyi” olan ilişkisinin devam edeceğini düşündüğünü anlatması, Asya piyasalarında da dikkatle takip edildi. Bu açıklamalar, bölgedeki yatırımcıların ticaret gerilimlerinin azalması yönündeki umutlarını canlı tutuyor.
Makroekonomik verilere bakıldığında, Güney Kore’de ekonomiyi desteklemek amacıyla 8,6 milyar dolarlık ek bütçe açıklandığı görüldü. Bu, ülkenin ekonomik aktiviteyi canlandırmak için proaktif adımlar attığını gösteriyor. Japonya’da ise Mart ayında Tüketici Fiyat Endeksi’ndeki (TÜFE) artış yıllık yüzde 3,6, aylık yüzde 0,3 olarak gerçekleşti. Ülkede çekirdek enflasyon ise yüzde 3,2 artarak piyasa beklentilerine paralel bir seyir izledi. Bu veriler, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) para politikası kararları üzerinde etkili olacak ve enflasyon dinamiklerinin yakından izlendiğini gösteriyor.
Bu gelişmelerle, kapanışa yakın, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,9 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,5 yükselirken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 geriledi. Hong Kong’da da tatil sebebiyle piyasalarda bugün işlem gerçekleştirilmiyor.
Yurt İçi Piyasa ve TCMB’nin Sürpriz Faiz Kararı
Yurt içinde dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,40 değer kazanarak 9.396,02 puandan tamamladı. Bu yükseliş, yurt içi yatırımcıların piyasalara olan güveninin devam ettiğini gösteriyor. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı Nisan vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yatay seyirle 10.305,00 puanda işlem gördü.
Yurt içi piyasaların en önemli gündem maddesi ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısıydı. TCMB, piyasaların genel beklentilerinin aksine, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 350 baz puan artırarak yüzde 46 olarak belirledi. Bu güçlü faiz artışı, enflasyonla mücadelede kararlılığın devam ettiğinin bir göstergesi olarak yorumlandı. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 46’dan yüzde 49’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 41’den yüzde 44,5’e yükseltti. Bununla birlikte, 20 Mart 2025 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine tekrar başlanmasına karar verildiği de açıklandı. Bu adımlar, likidite yönetimini güçlendirme ve para politikasının etkinliğini artırma amacı taşıyor.
Dolar/TL, dün yüzde 0,30 azalışla 38,0208’den kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışının yüzde 0,3 üzerinde 38,1450 seviyesinden işlem görüyor. Analistler, bugün yurt içinde ve yurt dışında veri gündeminin sakin olacağını belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.500 ve 9.600 seviyelerinin direnç, 9.300 ve 9.200 puanın ise destek konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda Bugün Takip Edilecek Veriler ve Gelişmeler:
- 10.00 Türkiye, Şubat ayı kısa vadeli dış borç istatistikleri
- ABD, İngiltere ve Avrupa’da piyasalar Kutsal Cuma tatili nedeniyle kapalı olacak.
Küresel piyasalar, ticaret müzakerelerinden gelen iyimserlikle bir nebze nefes alsa da, merkez bankalarının farklı yönlere işaret eden para politikaları ve devam eden jeopolitik gerilimler nedeniyle önümüzdeki dönemde de volatil seyrini sürdürecektir. Yatırımcılar, özellikle ABD-Çin ticaret görüşmelerinin seyrini ve Fed’in gelecekteki faiz kararlarını yakından takip etmeye devam edecek.