2025 Sorunları, 2026’ya Miras

Türkiye Ekonomisi 2026 Beklentileri: Verimlilik Sorunları, Enflasyon ve Asgari Ücret Çıkmazı

2025 yılının ekonomik göstergeleri ve 2026’ya dair beklentiler, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu temel sorunları net bir şekilde ortaya koyuyor. Enflasyon, verimlilik düşüklüğü ve asgari ücretin yetersizliği, önümüzdeki dönemde de devam edecek gibi görünüyor. Bu sorunların çözümü için atılması gereken adımlar ise belirsizliğini koruyor.

2025 Ekonomik Göstergeleri: Genel Bir Bakış

2025 yılının ilk üç çeyreğinde ekonomi, bir önceki yılın aynı dönemine göre %4 oranında büyüme kaydetti. Yılın tamamında büyüme oranının bu seviyenin biraz altında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Enflasyonun ise yıl sonunda %31 civarında olması bekleniyor. Merkez Bankası politika faizi yılın başında %31 seviyesindeyken, ticari kredilerin faiz oranı %47, tüketici kredilerinin faiz oranı ise %55 civarında seyrediyor. Reel sektörün 2026 sonu için enflasyon beklentisi ise %34,8 gibi yüksek bir seviyede.

Cari açık Ekim ayı itibarıyla son 12 ayda 22 milyar dolar seviyesinde kaldı. Bu, Türkiye ekonomisi için nispeten düşük bir rakam olarak değerlendirilebilir. 2017 sonunda 445 milyar dolar olan uluslararası yatırım pozisyonu açığı ise Ekim 2025’te 323 milyar dolara geriledi. Bütçe açığı-GSYH oranının %3,5 civarına inmesi, faiz dışı bütçenin ise dengeye yaklaşması bekleniyor. Kamu borcunun GSYH’ye oranı ise %22,5 gibi düşük bir seviyede.

Asgari Ücret ve Açlık Sınırı Arasındaki Uçurum

Ekonomik göstergeler genel bir tablo sunsa da, asıl dikkat çekilmesi gereken nokta asgari ücret ve açlık sınırı arasındaki giderek açılan fark. 2025’in tamamında asgari ücret, Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin açlık sınırının altında kaldı. Artan fiyatlarla birlikte bu makas daha da açıldı. Yılın başında 22.130 lira olan açlık sınırının Aralık ayında 30 bin lira civarında olması beklenirken, asgari ücret tüm yıl boyunca 22.104 lira olarak kaldı. Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise 100 bin liraya dayandı.

Açlık ve yoksulluk sınırlarının yüksek hesaplandığı iddiaları olsa bile, çalışanların önemli bir kısmının asgari ücrete yakın ücretler aldığı, emeklilerin ise önemli bir bölümünün gelirinin asgari ücretin altında kaldığı gerçeği değişmiyor. Bu durum, toplumun geniş kesimlerinin geçim sıkıntısı çektiğini açıkça gösteriyor.

Şirketlerin Şikayetleri ve Verimlilik Sorunu

Öte yandan, bazı şirketler asgari ücretin yüksekliğinden ve dış piyasalarda rekabet edemediklerinden şikayet ediyor. Bu şikayetlerin temelinde iki önemli neden yatıyor: Birincisi, Türkiye’de önemli bir verimlilik sorunu yaşanıyor. Açlık sınırının altındaki bir ücret düzeyi bile çoğu şirketin yeterince kârlı olmasını sağlamıyor. İkincisi ise özellikle ihracat yapan şirketler için geçerli olan kur artışının enflasyonun altında seyretmesi. Bu durum, bazı sektörlerde üretim azalmasına ve istihdam kaybına yol açtı. Özellikle tekstil, giyim ve deri sektörleri bu durumdan olumsuz etkilendi.

Bu iki nedenin yanı sıra, Avrupa Birliği’nin karbon ayak izi gibi düzenlemelerine uyum göstermekte zorlanılması da şirketlerin rekabet gücünü azaltan bir faktör olarak öne çıkıyor.

2026’da Bizi Neler Bekliyor?

2025’te yaşanan verimlilik sorunu ve kur baskısı, 2026’da da devam edecek gibi görünüyor. Verimliliğin kısa sürede artırılması zor olduğu için, özellikle büyük şirketlerin dışında kalanların bu konuda desteğe ihtiyacı olacak. Ancak, bu konuda somut adımlar atılacağına dair bir işaret bulunmuyor.

Enflasyonu düşürmek amacıyla kur artışının enflasyonun altında tutulması politikası da devam edeceğinden, şirketlerin kurun düşük seviyesinden kaynaklanan şikayetleri sürecek. Sendikalaşma oranının düşük olması nedeniyle çalışan kesimin içinde bulunduğu zor durum da değişmeyecek. 2026 için açıklanan asgari ücret, yılın ilk gününden itibaren açlık sınırının altında kalacak. Yıl ortasında bir artış yapılmaması durumunda ise bu fark daha da açılacak.

Çözüm Ne Olmalı?

Türkiye ekonomisinin 2026’da karşı karşıya kalacağı sorunların çözümü için çok yönlü bir yaklaşım gerekiyor. Verimliliğin artırılması, enflasyonun kontrol altına alınması ve çalışanların refah düzeyinin yükseltilmesi için eş zamanlı adımlar atılmalı.

Verimlilik Artışı: İşletmelerin teknolojiye yatırım yapması, çalışanların eğitim seviyesinin yükseltilmesi ve Ar-Ge faaliyetlerine daha fazla kaynak ayrılması verimliliğin artırılması için önemli adımlar. Devletin bu konuda teşvikler sunması ve işletmelere destek olması gerekiyor.

Enflasyonla Mücadele: Enflasyonla mücadelede para ve maliye politikalarının koordineli bir şekilde kullanılması, yapısal reformların hayata geçirilmesi ve beklentilerin yönetilmesi büyük önem taşıyor. Gıda fiyatlarındaki artışın önüne geçilmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve rekabetin teşvik edilmesi de enflasyonla mücadeleye katkı sağlayacaktır.

Çalışanların Refahı: Asgari ücretin açlık sınırının üzerinde bir seviyeye çıkarılması, vergi yükünün azaltılması ve sosyal yardımların artırılması çalışanların refah düzeyini yükseltmek için atılması gereken adımlar. Sendikalaşmanın teşvik edilmesi ve işçi haklarının korunması da çalışanların ekonomik gücünü artıracaktır.

Kur Politikası: İhracatçıların rekabet gücünü koruyacak ve enflasyonu kontrol altında tutacak dengeli bir kur politikası izlenmeli. Kurdaki dalgalanmaların önüne geçilmesi ve öngörülebilirliğin artırılması da şirketlerin yatırım kararlarını olumlu yönde etkileyecektir.

Yeşil Dönüşüm: Avrupa Birliği’nin karbon ayak izi gibi düzenlemelerine uyum sağlanması için şirketlere destek olunmalı ve yeşil dönüşüm teşvik edilmeli. Bu, hem şirketlerin rekabet gücünü artıracak hem de çevreye duyarlı bir ekonomiye geçişi hızlandıracaktır.

Sonuç

2026 yılında Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kalacağı zorluklar göz önüne alındığında, cesur ve kararlı adımlar atılması gerekiyor. Verimliliğin artırılması, enflasyonun kontrol altına alınması ve çalışanların refah düzeyinin yükseltilmesi için kapsamlı bir reform programı hayata geçirilmeli. Aksi takdirde, 2025’te yaşanan sorunlar 2026’da daha da derinleşebilir ve ekonomik büyüme potansiyeli olumsuz etkilenebilir.